Öğretmensiz Parklar’da Tatile Girdi


Geçen hafta Şule Hocamla konuştuğumuzda; evinin önündeki parktaki gençlerden bahsetmişti. Hatta kendini tutamayıp, facedeki sayfasında da rahatsızlığını dile getirmişti. Öğretmen olduğu için gördükleri onu rahatsız etmişti. Neden genç çocukların bütün gün sokakta olduklarına anlam veremiyordu. Allahtan büyüklerimiz duydu da bu konuşmalardan iki gün sonra yirmi yaş altına da sokağa çıkma yasağı geldi. 
Onunla konuşurken, tamam demiştim haftaya bu konuyu yazarım; başlık da hazırdı. Ama ne yazık ki yasak gelince; sınıfa dönüşen öğretmensiz parklar da tatile girmiş oldu.
İlk başlarda okullar tatile girince; gençler önce çok mutlu oldular. Ders yok, sınav yok, ödev yok, erken kalkmak yok. Özgürce bir boşluğa düştüler, sonra evlerde ciddi problemler başladı. Anne babalar onları virüse karşı sokağa çıkartmayınca ne yapsınlar, bari en yakın parka gidelim dediler. Damarlarında akan o deli kan var ya; işte o kan onları evde oturtmaya yetemiyordu, dışarı çıkmak istiyorlardı. Çıktılar da. Mahallelerindeki parklarda arkadaşlarıyla buluşmaya başladılar, ellerinde bira tenekeleri, ağızlarda küfürler, bağırış çağırış Corona’yı hiçe saydılar. İş biraz büyüdü, şikayetler çoğaldı derken büyüklerimiz yirmi yaş altına da sokağa çıkma yasağı getirdi.
O gençlere kızarken içten içe de üzülüyorum. Başka bir yaşam biçimi bilmiyorlar çünkü. Bazı kavramlar yaşanarak öğrenilir, okumakla görmekle öğrenilmez. Aile kavramı da öyle. Şöyle bir bakın etrafınıza; 
Kaç ailenin evinde akşamları veya hafta sonları beraber oynanabilen iskambil kağıdı,kelime oyunu, monopolly gibi oyunlar var? Veya kaç aile akşamları beraber TV izliyor? Anne babaların işleri dışında hobileri, uğraşları var mı? Çocuklar ne görse, onu yaparlar. Çocuğun okul dışında bir ilgi alanı yoksa, sadece bilgisayar oyunu oynayarak vakit geçiriyorsa, tabi ki sıkılacak..Onu sürekli evde tutmak için  birtakım uğraşlar öğretilmez, alışkanlıklar edinmesine fırsat yaratılmazsa; çocuk tabi ki parkta arkadaşlarıyla buluşup, geyik muhabbeti yapıp, etrafı rahatsız edecektir. Oysa kitap okumak, resimle veya müzikle ilgilenmek, evde spor yapmak, mutfakta basit bir kek yapmak gibi sıradan şeylerle meşgul olabilseler, akşama kadar vaktin nasıl geçtiğini anlamazlar bile. İşten gelen anne baba ile de yemekten sonra keyifli bir zaman geçirebilirlerse sokağa çıkmaya ihtiyaç kalmaz, kendi kendilerine yetmeyi, kendi kendileri ile mutlu olmayı öğrenirler.
Siz siz olun, kaç yaşında olursanız olun, ne işiniz olursa olsun muhakkak eğitimini aldığınız konunun dışında farklı bir ilgi alanız olsun derim. Yeni her şeyi deneyin, öğrenmeye çalışın, denediklerinizin içinden bir şey muhakkak ilginizi çekecek ve sizi başka dünyalara götürecektir. Seramik kursuna gidin, cam boyamaya gidin, resim kursuna yazılın, korolarda çalışmalara başlayın, saz kurslarına gidin, yemek kitaplarına el atın, biyografileri okuyun. Yapılacak o kadar çok şey var ki..
Kendimden biliyorum; inanın, emeklilik dönemimde, çalışma hayatındakinden daha fazla meşgulum ve tek şikayetim zaman. Çünkü ben kendime yetiyorum sadece zaman bana yetmiyor.

Görüşmek üzere,

talinkalemkaryan@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05May

GÜLLAÇ

05May
03May

İÇ BAKLALI ENGİNAR

03May
26Nis

MERHABA