Merhaba,


Aslında çoğunuz tanıyorsunuz beni; 2002 yılında ‘’GÖZDE’’ gazetesinde ‘’Deli Kızın Günlüğü’’ köşesinde yazılarım yayınlanıyordu. İş tempom artınca yazı yazmaya ara vermiştim, şimdi tekrar aranıza döndüm. 
Beni tanımayanlar için kısaca kendimden bahsedip, hemen yazıma geçeceğim.
Yıllık izin dönemlerinde tatile geldiğim Fethiye’ye 2001 yılı Kasım ayında yerleşmeye karar  verdim. İstanbul’un yoğun temposundan kaçtım desem daha doğru aslında. Otuz üç yaşımda geldiğim Fethiye’de kendime hedef koymuştum; elli yaşıma geldiğimde mesleğimi bırakacaktım. Mali Müşavir olarak otuz yıl çalışmıştım, artık yeter dedim. Fethiye’ye ilk geldiğim yıllar Kurukahveci Mehmet Efendi ve Tadım Kuruyemişleri’nin bayiliğini de yapmıştım, birçoğunuz oradan da tanırsınız beni. 
Şimdi emekliyim ve özgürüm. Seda Köktener ile sohbet ederken, kaldığımız yerden devam edelim dedik ve ‘’Deli Kızın Günlüğü’’ ile yine aranıza döndüm.
Yazılarımın bir tarzı, türü yoktur, kendimle konuşur gibi yazarım, içimi dökerim, mutluluğumu paylaşırım, sinirlerimi yatıştırırım yazarken. Eminim kendinizden bir parça bulacaksınız, beni okurken.
Bu yıllar sonraki ilk yazım olacak, o halde güzel bir şeyden bahsetmek lazım. SEVGİ’den..
Hayatımızdaki en güzel şey sevilmektir bence. Sevildiğimizi bildiğimizde kendimizi güvende hissederiz, mutlu, huzurlu oluruz. Sevilmek, sevilen bir kişi olmak hiç de zor değildir, biliyor musunuz?
Kaldırımda size doğru yürüyen tanımadığınız bir kişiyle göz göze geldiğinizde gülümseseniz,
Mahalledeki bakkalın önünden geçerken hafif başınızı içeri çevirip, hayırlı işler dileseniz,
Hasta olduğunu bildiğiniz komşunuza bir kap çorba götürseniz,
Çocuğunuzun en yakın sınıf arkadaşını evinize davet etseniz,
Kendinize kıyafet alırken bir çorap fazladan alıp, mahalledeki yoksul komşunuza verseniz,
Sabah işe gitmek için evden çıkarken, eşinizi öpüp, ‘’akşama görüşürüz’’ deseniz,
Akşam iyi uyuyamadan işe gelen mesai arkadaşınıza bir kahve ısmarlasanız,
Sevdiğiniz yemeği pişiren eşinize, ‘’eline sağlık ‘’ deseniz,
Sokağınızda yeni açılan işyerinin kapısından geçerken, hayırlı olsun diye seslenseniz,
Bayramlarda mahallenizdeki çocuklara para yerine küçük, basit oyuncaklar hediye etseniz,
Sokak hayvanları için kaldırımın ucuna bir tas su koysanız,
Balkonda gördüğünüz komşunuza ‘Markete gidiyorum, bir şey istiyor musun?’ diye sorsanız, 
Ayrılık acısı çeken arkadaşınızın duygularını paylaşmak için ziyaret etseniz,
İnanın hem sevdiğinizi karşınızdakine belli etmiş olursunuz hem de sevilen, dost meclislerinde aranan biri olursunuz.
Sevmek ve sevilmek çok özel bir duygudur ve her şeyin başıdır. Yolu insan olmaktan geçen herkesin yapabileceği, gösterebileceği bir sevgi şekli muhakkak vardır. Özellikle size sevgiyle yaklaşan kişileri, siz de sevginizden mahrum etmeyin. Korkmayın, gösterin ilginizi, verin sevginizi, bir şey kaybetmezsiniz, hatta hatta kazançlı bile çıkarsınız. Yeter ki sevginizde samimi olun ve isteyerek verin.
SEVGİ; ‘’Ben seni çok seviyorum’’ demekle olmuyor, göstermekle, hissettirmekle oluyor.
Haftaya buluşmak üzere sevgiyle kalın…

  
 

talinkalemkaryan@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
26Mar

AYNAYA BAKIP, GÜZELLEŞELİM.

20Mar
12Mar
28Şub

ERKEK SADECE ANNESİNİN OĞLUDUR

21Şub