Fethiye’de Yaşamak Ve Aidiyet Duygusu



Merhaba;

Bu hafta duygularımdan değil de gördüklerimden yazmak istiyorum. Fethiye’de olup bitenlerden, yeni oluşumların çalışmalarından bahsedeyim istiyorum.
2001 yılının Kasım ayında, İstanbul’da yaşamaktan vazgeçip iki yıl boyunca tatil için geldiğim Fethiye’ye yerleşmiştim. Kısa süren bir bocalama tabi ki oldu ama kesin kararımı vermiştim; ben artık burada yaşayacaktım.
Bir yere yerleştikten sonra aidiyet duygusu kendiliğinden gelişmeye başlar. İnsanoğlunun doğasında vardır bu. Yaşadığı yeri, alanı sahiplenir, gördüğü aksaklıkları dile getirir, güzellikleri paylaşır, yeri geldi mi eleştirir. Önceki Belediye Başkanımız Behçet Saatcı’nın söylediği bir söz vardı, çok sevmiştim; ‘’Herkesin Fethiye için yapabileceği bir şey vardır’’. 
Fethiye özellikle son 7 yılda dışarıdan çok hızlı şekilde göç almaya başlamıştı. 
Artan nüfus, mevcut şartları (altyapıyı, yolları vb) zorlamaya başlamıştı. Herkesin kafasında fikirler, çözümler vardı ancak insanlar bir araya gelip, konuşmuyordu. Her şeyi büyüklerimizden bekler olmuştuk, elimizi taşın altına koymaya yanaşmıyorduk ta ki Fethiye Kent Konseyi oluşana kadar.
Önce toplantılar yapıldı, ilçedeki tüm sivil toplum örgütler davet edildi, sonrasında genel kurul yapıldı ve Çalışma Grupları oluşturuldu. Bildiğim kadarı ile Kadın Meclisi, Engelli Meclisi ve Gençlik Meclisi kuruldu.
Bir ilçede aidiyet duygusu ile bir arada yaşayan insanların ortak sorunlarını dile getirmek, çözüm üretmek ve daha güzel bir yaşam alanına hep birlikte sahip olmak amacı ile çalışmalar hızlandı. Fethiye Kent Konseyi’nce oluşturulan gruplar kendi içlerinde toplanarak komisyonlarını oluşturdu ve görev dağılımını yaptı.
Bu hafta pazartesi gününden itibaren toplanan  ‘’İnsan Yerleşmeleri ve Korunacak Alanlar Grubu’’ nun oluşturduğu komisyonlar, dün akşam itibari ile aralarında görev dağılımını yapıp, bitirdiler. Şimdi çalışmaya başlayıp, elde ettikleri verileri, bilgileri Kent Konseyi’ne sunmak üzere raporlayacaklar.
Aidiyet duygusuna sahip olmak birlikteliği, beraberliği sağlamanın, ortak paydada buluşmaya çalışmanın ilk şartıdır bence. Birbirini tanımayan insanlar aidiyet duygusu ile ortak noktalarda buluşurlar ve aralarında gönül bağı oluşur, bu bağı sahiplenirler ve yaşama daha sıkı tutunurlar, ‘’Buraya aidim’’ demek, gücümüze güç katmak demektir, birlikte büyümek, birlikte gelişmek demektir.
Sahiplenmek veya sahiplendirilmek aidiyet duygusunun ön koşuludur. Hayata tutunmamıza sebep olur, bizi tehditlere karşı korur. Ait olduğumuz yerde, kabul gördüğümüz zaman kendimizi daha güvende hissederiz. 
Gelin hep birlikte tüm toplantılara katılalım ve yaşadığımız yer için daha iyisini, daha güzelini ele ele vererek çalışalım, yapalım. Ne dersiniz?

talinkalemkaryan@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Ağs

VİŞNE LİKÖRÜ

06Ağs

Merhaba,

05May

GÜLLAÇ

03May

İÇ BAKLALI ENGİNAR

03May
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup