İş Paraya Kaldı...


   Osmanlı’nın ünlü devlet adamlarından Fuat Paşa, Sultan Aziz’in Fransa gezisine katılmış. Fuat Paşa; çenesi düşük bir adammış. Bir yerlerde “Dünyada elde edilemeyecek kadın yoktur”  gibilerden bir laf etmiş. Rivayet bu ya, paşanın sözünü hemen kraliçeye yetiştirmişler. 
     Kraliçe bir fırsatını bulup Fuat Paşa’ya “Paşa paşa, dünyada elde edilemeyecek kadın yoktur demişsiniz” doğru mu bu? diye sormuş.
   “Evet, söyledim kraliçem” demiş Fuat paşa.
    “Peki, mesela beni nasıl elde edeceksiniz ? Saltanat, mücevher, para hepsi bende var.!”
    “ Daha çok saltanat, daha çok mücevher, daha çok para kraliçem” demiş Fuat Paşa.
    Kraliçe sinirlenmiş:
   “Yani kaç para?”
   “100 milyon Frank!”
    Osmanlı o yıllarda batık durumda. Devletin kasası tamtakır.. Kraliçe de bunu biliyor.
   “Paşa, paşa.. komik olmayınız..! Bu kadar parayı nereden bulacaksınız?”
   Paşa, yanındaki arkadaşına dönmüş ve kulağına fısıldamış:
   “Kadını bulduk, iş paraya kaldı..!” demiş.     
   ***
Bir kısa öyküdür. Kadınlarımızı ayrı tutarız ama, günümüz olayına cuk oturmuyor mu?
Anlaşılan Kanal İstanbul işi tamamlanmış çoktan da, iş paraya kalmış gibi?           
    ***
    Avrupa Birliğine girdik gireceğiz derken, Araplar bize girdi.
    Antalya’dan Trabzon’ a, Trakya’ dan Fethiye’ ye Arap doldu.
    Bizim daha kanaldan tünelden haberimiz yokken, adamlar kanal boyunu çoktan kapatmış.
   Ne bulunmaz Hint Kumaşıymış şu Araplar anlamadık gitti.
   Sokakta yere otururlar, pilavı parmakları ile yerler. Nelerine tutulduk bilmem?
   Olsa olsa cehalette buluşmuşuzdur biz Araplarla.
   Bizim bilgisizliğimiz ve görgüsüzlüğümüz var ya, şu kocaman Karadeniz’ i doldurur.
   Milletvekillerinin kırmızı ışıkta beklemelerine gerek yok diye, kural bile çıkardık.
Sanki gittikleri yere varınca milletin derdine kuş konduracaklar da.
    Şu perişan halimize baksanıza...
   Toplama ile çıkarma işlemini yan yana yapamaz duruma geldik.
    Kendisini doğurup büyüten kadını nüfus kütüğüne kayıt etmeyi bile becerememiş bir kalabalıkla kucak kucağa getirildik.
    ***
 Topraklarımızı niçin satıp duruyoruz onu da anlamak zor.
 İngiliz’i,  Alman’ı, Arap’ı fark etmiyor, önümüze gelene toprak satıyoruz.
 Sorarsan, bu topraklar için dökülen kanlar daha kurumadı sayılır.
  Dedem, üç kardeşi ile aynı anda, bir akşam üzeri askere gitmiş.
 Kardeşlerden birinin hangi cephede kaldığı belli değil. Geri dönmemiş. Dedem hasta dönmüş ve döner dönmez sizlere ömür. Bir tanesi de kol ve bacaklarındaki kurşunlarla öldü gitti.  İçinde kurşunlar bulunan yumruları gösterirdi bize.
Yemen’ de İngilizlere esir düşmüşler. “Katırların pisliğini deşer bulduğumuz arpaları yerdik açlıktan” diye anlatırdı hep.
   Şimdi durmadan toprak satıyoruz. Tanrı bize akıl fikir versin…
   AŞAĞIDAKİ SATIRLARI OKUYUP DÜŞÜNMEMİZ GEREKİYOR
  Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim ellerimizde topraklarımız vardı.
  Bize gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler…
  Gözümüzü açtığımızda, bizim ellerimizde İncil, onların ellerinde topraklarımız vardı.
                                                                               Kenu Kenyattu
                                                                               Kenya kurucu devlet başkanı
***
Adam daha ne desin?
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Oca
17Oca

  İş Paraya Kaldı...

10Oca
03Oca
21Haz

ÇOCUKLAR BİR HARİKA!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup