ÖMÜR; SEYREDEREK DEĞİL, YAŞANARAK GEÇER



Ömür dediğin ne ki? 
Bir varmış, bir yokmuş. Biraz geriye dönüp baksan, ne çabuk geçti yıllar diyorsun.
Gençken o günlerin değerini bilemedik, şimdi de bugünü yaşamayıp, geçmişi anıyor, özlüyoruz. Ne tuhaf değil mi? Geçmişi özlemek, yaşanmışlıkları özlemek. İyi hoş da şu yaşadığımız an da ileride geçmiş zaman olmayacak mı? Olacak tabi ki. O halde; şimdiyi doya doya yaşayalım, tadını çıkartalım. 
Tanrı’nın bize verdiği hayatı; ömrümüz yettiğince yaşayacağımıza göre şimdiyi hissetmek, tadını çıkartmak lazım. 
Mutluysak, oh ne ala; gülün eğlenin, kahkahalar atın, dans edin, sevdiklerinizle konuşun, sizi mutlu eden şeyi anlatın, paylaşın, kutlayın.
Endişeli isek, yine sevdiklerinizle paylaşın korkularınızı, şüphelerinizi. Üzerine gidin kaygılarınızın, içinizi kemiren ne ise yüzleşin, mücadelesini verin. Soru işaretleri duygularınızı noktalı duygulara çevirmeye çalışın.
Kayıplarımız, acılarımız mı var? O halde ağlayın, bağırın çağırın. Hıçkıra hıçkıra ağlayın, yaslayın başınızı can dostunuzun omzuna. Üzüntünüzü paylaşın, çaresizliğinizi anlatın.
Utanmadan sıkılmadan korkmadan cesurca duygularınızı yaşayın. Uyanarak başladığınız ömrünüzün bugününü iyisiyle kötüsüyle yaşayın.
 O ne der, bu ne gözle bakar, acaba yanlış mı anlar sorularını kendinize sorarak vaktinizi harcamayın. Bencillik yapın demiyorum, saygısızlık yapın da demiyorum; sadece bugünü yaşayın diyorum. Sonra yarını da, ertesi günü de. Yaşayın, yaşamak için ne yapmanız lazım ise onu yapın, olmanız gereken yer neresi ise orada olun, yanında olmanız gereken kim ise onun yanında olun. Doya doya hissedin, alıp verebildiğiniz nefesinizin sesini. Çünkü başka bir hayatınız yok, belki dönüp geriye bakacak zamanınız da yok, bilemiyorsunuz.
Ömür yaşanarak geçmeli, seyrederek değil.
Bugünlerden bunalan çok kişi var ama ömrümüzün bugününü de bu şekilde yaşamamız gerekiyorsa, bunun tadını çıkartmaya çalışmalıyız. Başka çaremiz yok, keyifli hale getirmek için de çözüm üretmekten başka çaremiz yok. Kendiniz için düşünüp, çözüm üretemiyorsanız, komşunuzu düşünün, onun için üretin, sokaktaki hayvanlar için düşünün ve üretin, çocuklar için düşünün ve üretin, toplum için düşünün ve üretin, kısacası yarını bugünden düşünün ve birileri için birşeyler üretin. Koltuğunuza oturup, elinize aile albümünüzü alıyorsanız, yıllar önce seyrettiğiniz filmi defalarca izliyorsanız, kafanızı kapıdan dışarı çıkartıp, komşunuza seslenmiyorsanız, başkaları ile bir şeyler paylaşmıyorsanız, önce kendimi düşünmek zorundayım diyorsanız ömrünüzü seyrederek geçirdiğinizi ve aslında yaşamadığınızı fark edin.
Ömür dediğin ne ki? Bir varmış, bir yokmuş.
 
Görüşmek üzere;
 

talinkalemkaryan@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05May

GÜLLAÇ

05May
03May

İÇ BAKLALI ENGİNAR

03May
26Nis

MERHABA