Ne yiyoruz biliyor muyuz? - Simber Cana Özdilek

Ne yiyoruz biliyor muyuz?


Gıda terörüne dur deyin, aman sağlıklı beslenin, doymamış yağlar tüketin, mevsiminde sebze yiyin, ilaçlı gıdalardan, gdo’lu, katkı maddeli yiyeceklerden uzak durun. Et kırmızı görünsün diye gaz veriliyor, ithal edilen üzümler, depolardan eve gelene kadar günlerce nasıl dayanıyor, her şeyden önce üzüm niye ithal ediliyor, kıyma yerine soya kullanılabiliyor ve daha sayamayacağım gıda üzerine oynanan oyunlar bizim sağlığımızı tehdit ediyor. Bir de süt var ki her hafta günlük süt alırım. Bunu duyunca şüphem daha da arttı. Süte eklenen hidrojen peroksit bozulmayı önlüyormuş. 
Peki, ne yapalım, sürekli içinde ne var diye kontrol mü edelim, o halde bu gıdaların tüm marketlerde satışı neden serbest, madem sağlığımızla bu kadar ciddi oynanıyor, o halde bu duruma kim dur diyecek. Kontrolü halk yapacak ve tek tek şikayet edecek öyle mi? Peki ürünün satışına mani olmak için muhatap bulmak mümkün olacak mı?  Markette üzerinde karınca duası gibi yazılan içindekiler kısmını okumak için büyüteç mi kullanmalıyız? İlaçlı, GDO’lu diye sebze, meyve tüketmeyecek miyiz, aromalı, şeker ve tuz katkılı et ve süt ürünlerinden uzak durmalıyız ve sağlıklı beslenmeliyiz. Belki de kendi sebze, meyvemizi üretmeli, ekmeğimizi kendimiz mi yapmalıyız? Ekmek, başlı başına bir konu, çünkü buğday da eski buğday değil diyor kimi uzmanlar. Genelde pazardan resim gibi biber, domates almam ve nerede kurt yemiş elma varsa onu alırım. Tabii yaşadığımız yer itibarı ile direk köylü üreticiden almak gibi bir şansımız da var. Sağlıklı topraklarda güvenilir gıda yetiştirmenin denetlemesini yapalım ve almayalım. Yani sorgulayan olmak güzel ancak nereye kadar mümkün olabilir bilemiyorum.  Çünkü alan ve almak zorunda olan, özellikle metropol halini almış büyükşehirlerde yaşayan kesim daha büyük bir çoğunlukta. Çok mu şüpheci konuştum. Yoksa hepsi komplo teorisi mi? Şarküteri ürünlerindeki, Hazır paketli gıdalarda vücudumuzun atmakta zorlandığı katkı maddelerin olduğu artık yadsınamaz bir gerçek. Ancak bu durumun birilerinin ceplerini doldurmak için kurulmuş bir düzen olduğunu söyleseydim burada bir komplo teorisinden bahsedilebilirdi. Elbette her yenilik birilerine kazanç kapısı açacaktır ve her gelişme beraberinde bazı riskleri de getirecektir. Ancak her sektörün kendi kontrol mekanizması var ve sorgulamak bize düşse de sistemi işletmek bu kontrol mekanizmalarının görevidir. Bizim yaptığımız konuşmaktan ileri gitmiyor ne yazık ki…
Yani bizler sosyal medyada ve kendi aramızda zararlarını konuştuğumuz gıda maddelerini ve diğer tüketim malzemelerini kullanmaya devam ediyoruz. Çünkü başka alternatifimiz yok. Ben sağlıklı besleniyorum diye kendimizi kandırsak da evimize giren beş ürünün üçü belki de dördü katrkı maddesi ve ilaç kalıntısı taşıyor. Evet bizler kontrol edip, ceza verip men etme yetkisine sahip değiliz. Sadece kullanmayız ancak talep oldukça almadığımız ve zararlarını bildiğimiz o ürün rafları süslemeye devam edecek. Acaba gerçekten doğal ve sağlıklı bir üretim çok mu zor hakikaten ve daha sağlıklı bir yaşam sürmek hepimizin hakkı değil mi?
Sevgi ve Saygılarımla

simbercana@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Haz
18Haz

Sağlık olsun ama nasıl olsun

10Haz
04Haz

Ne yiyoruz biliyor muyuz?

24May

SUYA BAKIP İÇEMEMEK

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
BARBUN BERKAY KONSER