DAVRANIŞLAR SÖZLERDEN DAHA ETKİLİDİR


Davranışlar sözlerden daha etkilidir. Bu sözün doğruluğunun en güzel örneği çocuklardır. Onlar söylediklerimize değil, yaptıklarımıza bakarak bizi örnek alırlar. Kendi davranışlarımız onlara söylediklerimizle uyumlu değilse seçme haklarını yaptıklarımızı örnek almaktan yana kullanacaklarından hiç kuşkunuz olmasın.

Bir danışanım küçük oğlunun sigara içen babasına “Ben de büyüyünce sigara içeceğim, değil mi baba?” diye sormasının onları sarstığını ve acilen çocuklarının yanında sigara içmeme kararı aldıklarını söyledi.

Bir  diğer  danışanım  “12 Yaşındaki oğlum sürekli bilgisayar karşısında, ne yaptıysak, ne dediysek vazgeçiremedik  “ diyerek geliş nedenini özetledi. Oğlu ile görüşmemde “Bana ailenizin resmini yapıp sonraki görüşmemize getirir misin? “ diye sordum. Çocuk heyecanla “Tabi yaparım, resim yapmayı çok seviyorum.” Dedi.  Bir hafta sonraki görüşmeye anne oğlunu getirdi ve biz oğluyla görüşürken balkonda bekleyeceğini söyledi.

Çocuğun yaptığı resimde  baba çatı katında bilgisayar karşısında, anne alt katta balkonda elinde telefonla konuşuyordu, çocuk ise odasında tek başına bilgisayar karşısındaydı.

Çocuğa “Sanırım bu sizin evinizde sıradan bir günü anlatıyor “ deyince çocuk “Bu bizim evde her günü anlatıyor.” Dedi ve “Benimle bir iddiaya var mısınız? Diye sordu heyecanla.

Benim yanıtımı beklemeden “Sizinle her iddiaya varım, annem şu an kesinlikle balkonda elinde telefonuyla meşgul ve şimdi onun yanına gidersek geldiğimizi bile fark etmeyecek.” Dedi. Sonra da dediğini kanıtlamak isteğiyle “Haydi, gelin birlikte bakalım.” Diyerek elimi tuttu. Odadan birlikte çıkıp balkona gittiğimizde anne gerçekten de telefonuyla öylesine ilgiliydi ki, ismini söyleyerek omzuna dokununcaya dek geldiğimizi fark etmedi.

Anneyle baş başa kaldığımızda ona Gandhi’nin hikayesini anlattım. Hindistan’da yıllar önce  aşırı derecede şeker yiyen bir çocuğu, annesi sıcağın altında kilometrelerce yol yürüyerek çözüm bulması için  Mahatma Gandhi’ye getirir.  Gandhi’ye “Lütfen oğluma bu kadar çok şeker yemenin sağlığı için çok zararlı olduğunu söyler misiniz , o sadece sizi dinler.” Der.

Gandhi anneye  şimdi bir şey söylemeyeceğini, çocuğunu iki hafta sonra tekrar getirmesini söyler. Kadın iki hafta sonra tekrar çocuğu ile geldiğinde Gandhi çocuğa “Evladım, bu kadar çok şeker tüketmen sağlığın için zararlı, bundan böyle çok fazla şeker yeme.” Der. Çocuk, kafasını sallayarak şeker yemeyeceğine söz verir. Anne şaşkınlıkla neden iki hafta önce aynı sözü söylemediğini sorunca Gandhi “İki hafta önce söylemedim çünkü o zaman ben de fazla şeker yiyordum.” Der.

Anne, ne demek istediğimi anlamıştı. Buna benzer olaylarla defalarca karşılaştım. Görüşmelerimize çocukla değil, anne ve baba ile devam etmemizin daha doğru olacağını söylediğimde bazı ebeveynler gözlerini gözlerimden kaçırarak “Eşimle konuşup size bildireyim.” Ya da “Biz bu konuyu düşünelim. “ diyerek kendi bağımlılıklarından vazgeçmek zor geldiği için  çocuklarından vazgeçiyorlar, bazı ebeveynler ise “Teşekkür ederiz hocam, bu konuda dersimizi aldık. Farkında olmadan ve istemeden çocuğumuza daha kim bilir nasıl olumsuz örnek oluyoruz, elbette görüşmelere geleceğiz.” Diyorlar..

Unutmayalım, çocuklarımız gördüklerini örnek alırlar, duyduklarını değil. Bu nedenle çocuğumuzun şeker yemesini istemiyorsak önce biz şeker yemeyi bırakmalıyız. Çocuklarımızı düzeltmenin en etkili yolu kendimizi düzeltip iyi rol model olmaktan geçer.

Çocuklarımızın nasıl olmasını istiyorsak öyle olmamız dileğiyle…
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
13Mar

Denge

29Şub

Büyüklere Masallar

22Şub

HAYATIN ÖZÜDÜR DEĞİŞİM

16Şub

SEVGİNİZİ NASIL ALIRSINIZ?

24Oca

ÇOCUKLA İLETİŞİM  2