Biraz Hafiflemeye Ne Dersiniz?


 

Hayatımızın neredeyse her anı  bir şeyler biriktirmekle geçer. Bilinçli ya da bilinçsiz öyle çok şey biriktiririz ki  an gelir biriktirdiklerimiz ayağımıza dolanmaya, ilerlemememize engel olmaya başlar.

Bazen kendimizi iyi hissetmenin yolu hayatımızdaki gereksiz tüm ağırlıkları atıp hafiflemekten geçer.  Bunu söylemek kolaydır ama iş uygulamaya gelince bir yanımız “Buna artık gereksinimin yok, at gitsin!” derken, diğer yanımız “Bunu atma, bunun anısı var “  ya da “Bunu atamazsın,  daha sonra buna gereksinim duyarsan ne yapacaksın? “ diye itiraz eder.

Söyler misiniz, dolap köşelerinde kalmış, aylarca, hatta yıllarca giyilmemiş giysiler, yılda bir kez olsun arayıp sormayan , en son ne zaman konuştuğumuzu bile anımsamadığımız telefon rehberindeki isimler,  yakın çevremizdeki “Yapamazsın, edemezsin, başaramazsın “diyerek kendimize güvenimizi yerle bir edenler, kulağımızın dibinde “Başkaları ne der?” ya da “Başkaları senin hakkında ne düşünür? “ diye hayatımızı kontrol altında tutmaya çalışan sesler, kafamızın içinde geçmişin pişmanlıklarını ve gelecekle ilgili kaygıları gözümüzün içine sokmaya  çalışan düşünceler arasında aklımız, ruhumuz, bedenimiz tutsak kalırken nasıl huzurlu olabiliriz?

Haydi, açalım dolaplarımızı, uzun zamandır kullanmadığımız giysileri, eşyaları  gereksinimi olanlara verelim. Telefon rehberimizde bizi bir yıldır aramayan -ya da bizim aramadığımız – isimleri şöyle bir tekrar gözden geçirelim. Özlem duyduklarımızı arayıp, soralım,  sonra yüreğimizi yoklayıp bazı isimlerin üzerini çizelim.

 Yeter ki gerçekten isteyelim ve başaracağımıza inanalım, bal gibi yaparız her şeyi, çıkaralım gitsin hayatımızdan “Yapamazsın, edemezsin, başaramazsın”cıları.  Hayatımızdan çıkaramayacağımız kadar yakınımızdalar mı? O zaman sınırlarımızı öyle bir çizelim ki, o sınırı aşıp enerjimizi asla çalamasınlar.

Bırakalım başkalarının bizin hakkımızda ne diyeceğini, ne düşüneceğini. En önemlisi bizim  kendimiz hakkında ne düşündüğümüz? Bizi bizden daha iyi tanıyan biri olabilir mi? Biz ne olup ne olmadığımızın ayırdındaysak başkalarının hakkımızda düşündüğünün ne önemi olabilir ki?

Geçmişin pişmanlıkları mı?  Adı üstünde: geç-miş. Yani geçip gitmiş, bitmiş, filmi geri sarıp senaryoyu değiştirme olanağımız olmadığını bile bile geçmişte takılıp kalmanın bize ne yararı olabilir ki?

Gelecekle ilgili kaygıların “şimdi”mizi çalmaya çalışan bir bilinmeyen olduğunu da unutmayalım.

Bir yılın daha sonuna geldiğimiz bugünlerde atalım üzerimizdeki ağırlıkları, kurtulalım hayatımızı zorlaştıran, ilerlememize engel olan tüm olumsuzluklardan.

Yer açalım yüreğimizde, ruhumuzda, aklımızda iyiye, güzele, olumluya, mutluluğa. Hafiflemenin karşı koyulamaz huzuruyla karşılayalım yeni yılı.


 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Oca

Çocukla İletişim 1

01Oca
06Ara

Biraz Hafiflemeye Ne Dersiniz?

27Kas

DİKKAT ÇOCUK VAR!

25Kas

BOŞANMA SÜRECİ VE ÇOCUKLAR