ERÇETİN, 'İZMİR FAY SİSTEMİ FETHİYE İLE AYNI MEKANİZMADA'

İzmir'de meydana gelen 6.8 şiddetindeki deprem can ve mal kaybına neden olurken, aynı deprem Fethiye'de de hissedilmişti. Jeofizik mühendisi Engin Erçetin, 'Fethiye'de olası 7 büyüklüğünde bir depremin tekrarlanma periyodu yaklaşık 75 ila 100 yıl arası olabilmesi çok yüksektir. Buna göre 2025-2030 yıllarına doğru 10 yıl içinde Fethiye'de 7 büyüklüğünde bir depremle karşılaşmamız içten bile değil' ifadelerini kullandı. İstanbul Üniversitesinde doktora eğitim programı öğrencisi de olan Jeofizik Mühendisi Engin Erçetin, 'İzmir depreminin oluşum mekanizmasına baktığımız zaman, fay sistemi açısından Fethiye ile benzer özelliklerini görebiliyoruz' şeklinde konuştu.

PAYLAŞ
Youtube Kanalı VİDEO

İzmir’de meydana gelen 6.8 şiddetindeki deprem oldukça büyük can ve mal kaybına neden olurken, aynı deprem Fethiye’de de hissedilmişti. İzmir depremini değerlendiren ve 1. Derece deprem bölgesi olan Fethiye ile karşılaştırmalarda bulunan Jeofizik Mühendisi Engin Erçetin, Fethiye’de 10 yıl içinde 7 büyüklüğünde bir deprem ile karşılaşmanın mümkün olduğunu, İzmir’de meydana gelen depremin oluşum mekanizmasına bakıldığı zaman fay sistemi açısından Fethiye ile benzer özelliklerinin bulunduğunu ifade etti. Erçetin, “İzmir depreminin oluşum mekanizmasına baktığımız zaman, fay sistemi açısından Fethiye ile benzer özelliklerini görebiliyoruz. İzmir depreminin merkeze uzak olması aslında işin şanslı tarafıydı. Çünkü deprem ne kadar uzakta olursa depremin etkisi biraz daha soğuruluyor. Deprem şehir merkezine yakın olsaydı yıkıcılık oranının daha fazla olacağını düşünüyoruz. İzmir’de deprem olduğunu duyduğum gibi ufak bir araştırma yaptım. Alüvyon zemin olabilecek yerlerde çok fazla yıkıntı olduğu ortaya çıktı. Depremin olduğu gün, Göztepe, Balçova ve taraflarında daha az hissedilmiş ve yıkıcı olmuştur tahmininde bulunmuştum. O bölgelerdeki binalarda neredeyse hiçbir sıkıntı yok. Alüvyon bölgesi olan Fethiye’nin depremle taşınmış olan bu ova kısmında olası bir depremin etkisi büyük hissedilecek. Fethiye Devlet Hastanesi’nden bakın da, şehir stadının olduğu yere kadar alüvyon zemin… Dolgu sahası bölgesinde depremin etkisini çok daha büyük hissedeceğiz. Doğal olmayan bir şekilde doldurulmuş alan olduğu için etkisi daha yüksek olacak” dedi. 
UCUZA KAÇMAK PAHALIYA MAL OLUYOR
Jeofizik Mühendisi Engin Erçetin, “1999 yılından sonra deprem yönetmeliği değişmişti. Bu yönetmelik tekrardan güncellemelere tabii tutuluyor. Zeminle ilgili çalışmaların olabildiğince ayrıntılı şekilde yapılması gerekiyor. Bu açıdan baktığımız zaman Fethiye Belediyesini, Bakanlık tarafından yayınlanan yönetmeliğe tamamen uygun şekilde zemin araştırmalarını yapmasından dolayı tebrik ediyorum. Çevre ilçelere baktığımız zaman bütün bu araştırmaları yapmayan belediyeler var. Yönetmelik sadece bununla alakalı değil, İzmir’deki binalara baktığımız zaman kolon ve kirişlerde sıkıntılar olduğunu görüyoruz. Burada daha çok inşaat mühendislerinin yorum yapması daha doğru olacaktır. Zeminle beraber birleşik yapıda olan binanın ve kolonlarla ilgili yorumlanması inşaat mühendisleri tarafından yapılırsa daha iyi olur. Zeminle ilgili olan sıkıntıların giderilmesi çalışmaları ve buna uygun statik hesapların yapılması kesinlikle gerekiyor. Fethiye’deki binalara baktığımız zaman deprem yönetmeliğine uygun bir şekilde yapıldı, fakat hala yurtiçinde ve yurtdışında gördüğümüz örneklerden yola çıkarak, malzemeden ucuza kaçmak olsun, taşıyıcı kolonların kesilmesi olsun bu mühendislik çalışmaları ne kadar sağlıklı yapılırsa yapılsın binaların yapım sürecinde ucuza kaçmak çok pahalıya mahal olacaktır” şeklinde konuştu. 

EGE YAYI GİTGİDE SIKIŞIYOR
Erçetin, “Burdur’dan Fethiye’ye gelen oradan da Girit’e doğru uzanan bir fay hattımız mevcut. Bu fay hattında her geçen gün gerilme ve yüklenme oluyor. Bu arada deprem bilimi, sismoloji ana bilim dalıdır. Ben uygulamalı jeofizikçiyim, yani tam olarak depremle ilgili konuları sismolog hocalarımıza danışmak daha iyi olacaktır. Doktora düzeyinde yaptığım çalışmalara baktığımız zaman, depremlerin tekrarlanma periyotları var. 1950’li yılların ortasında yaşanan Fethiye depremine baktığımız ve o günden bu güne yapılan hesaplamaları değerlendirdiğimiz zaman Fethiye’de olası 7 büyüklüğünde bir depremin tekrarlanma periyodu yaklaşık 75 ila 100 yıl arası olabilmesi çok yüksektir. Buna göre 2025-2030 yıllarına doğru 10 yıl içinde Fethiye’de 7 büyüklüğünde bir depremle karşılaşmamız içten bir değil. Marmaris, İzmir, Rodos, Girit açıkları olsun sürekli bir tektonik faaliyet mevcut. Buralarda baktığımız jeotermal aktivite ve volkanizma neticesinde Ege Yayı dediğimiz bir bölge var. Bu bölge gitgide sıkışıyor. Biraz ayrıntılı açıklamam gerekirse Arap Yarımadası ile Anadolu levhası arasında sıkışan bölgede bizim bir şehrimiz olduğundan dolayı gitgide gerilime maruz kalıyor. Tekrarlama periyoduna baktığımız zaman önümüzdeki 20 yıl içerisinde 7 büyüklüğünde bir depremin olmasında büyük bir beklenti içerisindeyiz. Fethiye tedbirlerini arttırmalı. 8 ay önce Fethiye Kent Konseyi ve Fethiye Belediyesi işbirliğinde, Fethiye mahalle afet gönüllüleri projesini başlatmıştık. Pandemi nedeniyle onlarla online şekilde eğitimler yaptık. Bu projemiz kapsamında 20 gönüllümüz var. Fethiye mahalle afet gönüllüleri, İzmir’e gönderildi. Oradaki herhangi bir yığıntının altından kaldırılacak olan bir tane betonun, kişi sayısına bakmaksızın, herkesin yardıma ihtiyacı var. Önümüzdeki 20 yıl içerisinde Fethiye bir deprem olduğu zaman karşı kıyılardan, Yunanistan’dan, Antalya’dan, İzmir’den, her yerden gönüllüleri Fethiye’ye bekleyeceğiz. Biz nerede olursa olsun yardıma gitmeliyiz. Fethiye’nin bununla ilgili kayda değer çalışmaları var.” dedi.
SORUMLULUK ALTINA GİRER
Erçetin Fethiye’de olası bir depreme karşı tüm kurumların ve STK’ların devamlı hazırlıklı olması gerektiğini söyleyerek, “Bu konuda belediyemizin, elini taşın altına koyup meslek odaları ile beraber yapıların incelenmesi sırasında, özellikle İnşaat Mühendisleri Odası ve diğer mühendis topluluklarını çağırarak bu çalışmaların ivedi şekilde başlatılması lazım. Fethiye’deki hasarlı ve 1999 yılından önce yapılan yapıların, korozyona uğramış ve zamanı geçmiş yapıların belirlenmesi ve hasar tespit çalışmalarının yapılması belediye bünyesinde sistematik bir şekilde hazırlanması gerektiği taraftarıyım. Çünkü bunları her seferinde ertelediğimiz taktirde hangi afetin geleceğini bilemiyoruz, ani bir depremde bu çalışmları yapmayan ve halkın depreme hazırsız yakalanmasına neden olacak kurumlar çok büyük sorumluluk altına girecek” diye konuştu. 
 

Erdoğan Karagöz

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN