Başka dünya yok! - Seval Kurnaz

Başka dünya yok!


Yaşlı dünyamızın bazı duyarlı insanları 70’li yıllarda bir araya gelmişler. Yaşadığımız çevre çok kötüye gidiyor deyip,Dünyanın gidişatı ile ilgili bir şeyler yapma kararı almışlar.Sonuçta, her Haziran ayının 5.günü ‘‘Dünya Çevre Günü’’olarak kabul edilmiş. Amaç dünyayı ve insanlığı tehdit eden, çevre sorunlarını görmek ve göstermek.Küresel boyutta, ülkelerin karar alıcı ve uygulayıcılarını bir araya getirmek.Dünyamızı tehdit eden sorunlarla ilgili acil kararlar almak ve ortaklaşa uygulamak.  
Çevre konusundaki çaba ve çalışmalar yeni gibi görünse de,çevre sorununun tarihi  eskilere dayanıyor.Malum sanayileşme çağına girince, fabrikalar için  çok  insan gerekti. Kırlarda, köylerde, doğal çevrede yaşayan insanlar kentlere göçtü.Kentlerin nüfusu hızla arttı.Her şey artarken,çevre sorunları da arttıkça arttı.Çevre kirlenmesi de bu sorunların en başındaki yerini aldı.
Bütün bunların öncesinde kullandığımız her şey toprak,ağaç veya doğada ne varsa ondan yapılırdı.Doğa ile bir kavgamız yoktu,hatta çok güzel de bir dostluğumuz vardı.Her şey biz insanlar için bilincine(!),daha ulaşmamıştık o zamanlar.Üzerinde yaşadığımız gezegenle ilgili bir derdimiz de yoktu.Sanırım Dünyamızın da bizden bi şikayeti yoktu. Ne zaman ki sanayileşelim dedik,her şey birbirine karıştı.Şimdi de işin çinden çık çıkabilirsen. 
Kapımızın önünü süpürme alışkanlığımız vardı eskiden.Mahalle kültürümüzün en  güzel örneklerindendi.Herkes kapısının önünden,yani yaşadığı yer ve çevresinden sorumlu olurdu.Kimse kimseye bir şey hatırlatmazdı bu konuda.Zaman şimdi o zaman değil.Tamam ama, yaşadığımız yer ve zaman değişse de biz insanların temel ihtiyaçlar aynı değil mi?Asıl değişen alışkanlıklarımız,davranışlarımız.
Şimdi nasıl mı davranıyoruz? Çöplerimizi çöp  kutusuna atmak bile bize zor gelir oldu.Temizlesinler,toplasınlar işleri ne, demek midir? bu alışkanlığımızın sebebi.Bilmek gerçekten zor. 
Dünyamız aynı hızla dönüyor ama,biz tam gaz koşturuyoruz hiç bakmadan çevremize.Hepimiz sadece ben ve benim ihtiaçlarım,isteklerim diyoruz.Güzelim Doğamızı korumak bir yana,kullandıkça tüketiyoruz.Açıkçası  payımıza düşen düşmeyen ne varsa bizim için olmalı diyoruz. 
Kabul edelim,her şeyi devletten bekleme gibi bir alışkanlığımız var bizim. Üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeyip,hep başkalarından bekleme alışkanlığı.Başımız sıkıştığında,nerde bu devlet,nerde bu millet deriz.Aslında devlet de,millet de biz değil miyiz?
Herkes kendi sorumluluğunu yerine getirse,sorunlar olmayacak zaten.Yoksa bu Dünya bizi taşımayacak. Başka Dünya yok. 
Bu konuda söylenecek ve yapılacaklar çok tabii. İsterseniz, sözü daha fazla uzatmayalım. Nasrettin Hocamızın dediğini diyelim. Bindiğimiz dalı kesmeyelim! 
 

yapafethiyes@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Eyl

Okulda hayat var

17Eyl

Yaşlanıyor muyuz?

03Eyl

Yaşasın sanat...

06Ağs

Hemşerime

30Tem

Yaşasın sanat...

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup