Zahmet - Prof. Dr. Osman Genç - Fizyoloji uzmanı

Zahmet


Stressiz, kaygısız, endişesiz, pişmanlık olmayan bir hayat düşünebiliyor musunuz? Böyle bir hayat var mı? Zahmetsiz bir hayat var mı? Çok söylenen bir söz vardır “zahmet olmadan rahmet olmaz” diye. 
Şimdi şöyle bir düşünelim: En basit yapacağımız işler, günlük hayattaki işlerimiz bile bir hareket gerektiriyor, zaman ayırmamız ve o işleri yapmamız gerekiyor. Banyo yapmak, çamaşırlarınızı temizlemek, onların ütülenmesi, düzenli yerleştirilmesi, yaşadığımız yerin temizliği, o temizliği sağlama, günlük yiyip içmelerimiz, evimizde yaptığımız yemek, yemek sofrasının düzenlenmesi peşinden toplanması, bulaşıkların yıkanması sonra gidip oturup çay içmemiz, tekrar çay içmeye devam edeceğimizde çay koymak için kalkmamız tekrar gelip oturmamız …. …..vd. vd.
Bazı hastalıklar vardır, işleri o kadar büyütürler ki “sağa mı döneyim sola mı döneyim, sağa dönsem ne olur sola dönsem ne olur, yok yok en iyisi böylece durayım” biraz abartı olabilir ama o hasta kişilerin halleri böyledir
Günlük hayatta bazen o hale geliyoruz ki, normal yapmamız gereken işlerle ilgili tembelleşiyoruz adeta. 
Günlük hayatta sorumluluk sahibi olacaksın, sorumluluklarını yerine getirmek için uğraşacaksın, evliysen eşin varsa çocukların varsa kadın erkek fark etmez hayat müşterek deyip bir işin ucundan sen de tutacaksın. Normal bir işin var zaten buna ek olarak evde birlikte yaşadığın insanlarla ilgili yapabileceğin şeyleri yapacaksın, göreceksin ki onlar da aynı şeyi senin için yapıyorlar. 
Kırgınlıklar olabilir, küslükler olabilir, yanlış yapmış olabilirsin ama bunların peşine özür dilemesini bilmeli, barışmasını bilmeli, yanlışını düzeltmesini bilmelisin. Her zaman paylaşmasını bilmek gerek, yanlışını düzeltmesini bilmek gerek, hayat bu şekilde devam eder. Bunu görmek, kabul etmek gerek. 
Bir küslük olduğunda hayatın sonu değildir, bir dargınlık olduğunda hayatın sonu değildir. Küslükler sonucunda barışılır, dargınlıklar sonucunda özür dilenebilir, Hele bu durum karşılıklı yapıldığında baldan tatlı olur adeta. Yeter ki iyi niyet olsun.
Dargınlıkları, küslükleri azdırmamak gerekir. Üçüncü kişilere düşen esas görev budur. Öyle bir davranırsın ki, küskünlüklerin önüne geçersin, dargınlıkların önüne geçirsin. Öyle şeyler söylemek lazım ki, bir an evvel barışalım, bir an evvel bu küslüğe son verelim, bir an evvel birbirimizi affedelim diyebilmeli insanlar.
Ama bazı insanlar var ki, sanki bu dargınlıklardan, bu küslüklerden kendilerine bir şeyler çıkarıp, onları ateşe verir gibi, onlara ateş taşır gibi, olay/olayları daha da körükleyerek iletişimin daha çok alevlenmesine neden oluyorlar. Bu küslükler, bu dargınlıklar devam edip gidiyor, hem de katlanarak. Maalesef, böyle kişi/kişiler de var.
Peki, bize düşen ne? Ne yapacağız?
Şunu iyi bilmek lazım, hayatın inişleri var çıkışları var, iniş çıkışlarıyla birlikte hayat bir bütün. Kırgınlıklar olabilir, dargınlıklar olabilir, zahmetler olabilir. Bize düşen; yapmamız gerekenleri tüm iyi niyetimizi ortaya koyarak yapmaktır.
Selamlar Saygılar Sevgiler
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
01Ara

KAN DAVASI

24Kas

Öğretmen

17Kas

Zahmet

10Kas

Ah Vah

03Kas

Eğitim İçin

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup