Sigara İzmariti



Hiç kimsenin içtiğine veya içmediğine karışma lüksümüz yok. Ama sigaranın sağlık açısından zararlı olduğu artık tartışılmaz bir gerçek. Zaten içenler de bunu kabul ediyorlar ve buldukları türlü bahanelerle veya hiç bahane bulmadan içmeye devam ediyorlar. Eyvallah, karışamayız dedik başta, ama tavsiyelerimiz olabilir. Bu ayrı bir konu. Fakat bugünkü derdim sigarayla değil onun sonucuyla. Sonucuyla dedim ama sonuyla desem daha doğru olur. 
Bir tek sigara, paketinden usulca çıkarılıyor bazen havalı, bazen utana sıkıla, bazen acelece, bazen aheste bir şekilde götürülüp iki dudağın arasına sıkıştırılıyor. Dudaklar da onu bazen kibarca, bazen yer gibi, bazen “benimsin”, bazen “nerde kaldın çok özledim” dercesine tutuyor. Bir çakmak ya da kibrit cepten yine belli raconlarla çıkarılıp, Necip Fazıl’ın dediği gibi “verin bir ateş de şu kafiri yakayım” edasıyla, bazen de “kavuşma vakti geldi hadi yanalım” dercesine ateş sigaranın ucundaki tütünle ve ince kağıtla buluşuyor. İlk nefes. İlk kor ve ilk duman. Böylece bir serüven başlıyor. Bazen yalnız atılan bir adıma, bazen bir sohbete, bazen yemek üstü keyfe, bazen de Türk kahvesine eşlik ediyor bu serüven.
İlk nefesle son nefes arasındaki süre her içenin özeli olarak kalsın, ona karışmayız. Ama son nefesle birlikte hem benim hem sizlerin karışacağı hem de bodoslamadan karışacağı an geliyor. 
İzmarit ele alınıyor, son ana kadar işaret ve orta parmak arasında devam eden konaklama bitiyor ve baş parmak da devreye giriyor. Kimileri bir takla attırıyor izmarite bu üç parmağın arasında çevirerek, kimileri sadece işaret ve baş parmağı kullanarak son hazırlığını yapıyor, kimisi de hadi işin bitti git gari dercesine orta parmakla işaret parmağının arasını açıveriyor. Haksızlık etmeyelim kimisi doğrusunu yapıyor ve küllük arayıp, izmariti onun içinde söndürüyor. 
İşte zurnanın zırt dediği yer de burası:
Arabanın içindeki bir sürücü veya yolcu camı açıp bu serüvenin sonunda izmariti yere atıyor.
Kaldırımda yürüyen biri, kaldırımın üstüne bırakıveriyor.
Hele esnaf çok ilginç. Dükkânın içinde bitirdiği serüveninden sonra, dükkânın kapısından dışarıya doğru birkaç adım atıp, kaldırımın ortasına kadar geliyor, bedenini ve ardından da kolunu sonuna kadar uzatarak izmariti araba yoluna kadar fırlatıyor. Eeee, böylece iş yerini ve onun önünü kirlenmekten kurtarıyor(!).
Elinde sigarayla dolmuş bekleyen biri, dolmuş gelince tam da bitmemiş serüveni yarıda kesip geri kalan kısmı da izmarit niyetine dolmuşun kapısının hemen dibine salıveriyor. 
Sigarasıyla bir dükkâna girmeye niyetlenmişken son anda ne yaptığının farkına varan müşteri, o an sigarayı hemen kaldırıma atıp kurtuluyor.
Sahil bandında gün batımı seyredilirken, serüven bitiminde izmarit denizle buluşuyor.
Hele denizde bir teknede bulunanlar eli ve parmakları hiç devreye sokmadan, son nefesten sonra dudaklarını açıveriyorlar ve izmarit ucundaki kor ile denize düşüyor. Suya temas eden kor, duman çıkararak sönüyor ve izmarit çevreyi kirletmeye hazır hale geliyor.
Bütün bu saydığımız olaylardan sonra kaldırımlarımızda, parklarımızda, sahilimizde sevimsiz ve doğa katili izmarit yığınları oluşuyor. 
“Durun bakalım! Dükkân, araba, dolmuş ve vücut sizin ama çevre, kaldırımlar, yollar, denizler, sahilve dünya hepimizin”.
O yüzden, içilen her sigaranın dumanıyla ve izmaritiyle kirletilen çevrenin hakkını korumak her şeyden önce bir insanlık görevidir. Ve bu görevi sigara içen ve içmeyen herkesin ifa etmesi gerekmektedir.  
Biraz da rakamları konuşturalım. Dünyada yılda 6 trilyon sigara izmariti toprakla ve suyla buluşuyor. Sigara izmariti aynı zamanda bir plastik türevi. Dahası var; izmarit, bünyesinde sigaranın içinde bulunan 250’yi aşkın zehri barındırıyor. Kendisine yapışan bu zehirleri dünyanın dört bir yanına taşıyor. Çünkü tek bir sigara izmaritinin doğal yollarla tamamen yok olması 14 yıla kadar uzuyor. Dünyada sigara içen 1 milyar insan yılda 2,6 milyar kg karbondioksit ve 5,2 milyar kg metan gazını atmosfere salarak çevreyi kirletiyorlar ve bu insanların yaklaşık %80’ni bu zararlı gazları emen izmaritleri yere atarak, çevreye ikinci defa çok ciddi zarar veriyorlar. 
Aslında masum gibi görünen, minnacık zehir deposu izmarite bir de bu açıdan bakmanızı ve marifetlerini(!) görmenizi istedim.
İzmaritsiz bir çevre, hepimizin hakkı ve sorumluluğudur. Ona ulaşmak ümidiyle…

msaatci@fethiye.net
m_saatci@hotmail.com
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Oca

Eski Fethiye’den Bir Haber

17Oca

İkinci Yılımıza Başlarken

10Oca

Söylem ve Eylem

03Oca

AKGÖL, FETAV ve WWF

27Ara

Tersane