RAMAZAN GELDİ, HOŞ GELDİ


Ramazan, toplumumuz için oruç tutup, ibadetlere daha bir özen gösterilen aydan daha fazla anlam taşır. Kendisiyle birlikte oluşmuş zengin bir kültürü, geleneği, göreneği de barındırır içinde. Bu hafta Ramazanla geçmişten beri sürüp gelen, bazıları hâlâ hayatta bazıları artık devam etmeyen geleneklerimize göz atıp, birkaç anıyı tazeleyeceğiz:

İftar boyunca her evin kapısı açık tutulur o anda oradan geçen her kim varsa istediği eve girerek orucunu açabilirdi. İftarını tamamlayan kişi gitmeye hazırlanırken ev sahibi tarafından, onun sevap işlemesine yardımcı olduğu için diş kirası denilen altın veya gümüş şeklinde hediyeler alırdı.

Astronominin gelişmediği dönemler için Ramazan ayı aylar öncesinden belirlenemezdi. Ramazan ayının başlangıcını belirlemek için açıklık yerlerde yeni ayın doğuşu takip edilirdi. Bu takibi yapıp Ramazanın başlangıcını müjdeleyen kişilere ise ödüller verilirdi.

Dönemin varlıklı kişileri rastgele bir bakkala girerek veresiye defterini ister ve herhangi bir kişiyi seçerek borçlarını öderdi. Borcu ödenen kişi de, borcu ödeyen de birbirlerini tanımazdı.

Medreselere yaz tatilleri, Ramazanı da içine alan Üç Aylar’da verilirdi.

İftar sonrasından sahur vaktine kadar Karagöz, orta oyunu ve meddah gibi eğlenceler düzenlenirdi. Sahura doğru davulcuların sokaklara çıkmasıyla çeşitli maniler okunurdu.

Tam gün oruç tutamayan çocukların öğle vaktinde oruçları açtırılır ve buna ‘’tekne orucu’’ ismi verilirdi. Bu oruçlar bayram sabahı evin büyükleri tarafından satın alınıp, çocuğa harçlık verilirdi.

Ramazan’da özellikle temel gıda maddeleri için sabit fiyatlar belirlenirdi. Buna narh denir ve bu maddelerin Ramazan boyunca ucuza satılması sağlanırdı.

Sadaka taşları, genellikle cami köşelerinde bulunan, ortası çukur, iki metre yüksekliğinde taşlardı. Bu taşlar sosyal dayanışmanın bir parçasıydı ve fakirlerin umut kapısıydı. Zengin riya ve gösterişten çekindiği için sadakalarını bu taşlara koyar, fakir de gece vakti gelip ihtiyacı kadarını buradan alırdı.

Bayrama kadar bekleyemeyip, bayramlıklarını Arife günü giyerek gezen çocuklara ‘’arife çiçeği’’ denilirdi.

Fethiye’mizde ise Ramazan denince benim aklıma okuduğu akşam ezanı ile iftarı müjdeleyen, kıldırdığı teravih ile her kesimden Fethiyeli’yi Eski Cami’de toplayan Ali Yurtkul hocamız gelir. Ali Hoca Fethiye’ye mal olmuş çok müstesna bir insandı. Onun kıldırdığı teravih namazlarında Eski Cami tamamıyla dolardı. Bazen cemaate dönüp “gençlerimizin bugün bir ricası var, maça yetişeceklermiş, onun için biraz hızlı kılacağız” derdi. Cemaat de rıza gösterirdi. Yalnız, böyle kılınan teravihin sonunda Fethiye’nin araba tamircilerinin piri Sarı Mehmet amca ile Fethiyeli birçok çocuğun sünnetini yapan Mehmet Çaçaron amca gömleklerini çıkarır, vitir namazına atletle devam ederlerdi. Bir de Yeni Cami’den yapılan ve bütün camilere ulaştırılan sohbet uzadığında “hadi Ali Hoca vakit geldi, cihazı kapat da namaza başlayalım” diye itirazını dillendiren Mustafa amcam vardı. Mustafa Özcan, halamın kocası, yüreği sevgi dolu güzel insan, bize Sarı-Lacivert aşkı aşılayan büyük Fenerbahçeli… Demek ki bizdeki itiraz ve duruma anında müdahale etme huyu aileden geliyor. Teravih bitince bir kıyaslama yapılır; Yeni Cami daha çıkmamış denirdi. Çünkü Tevfik Hoca daha yavaş kıldırırdı.

Tabii ki teravihten sonra, Eski Cami’nin dar sokağına karşılıklı sıralanmış Akdeniz renkli tahta sandalyeler üzerinde içilen çay ve çaya şeker olan sohbeteler… Çaylar çok özeldi, Suat Kaymakçı amcanın Paspatur Kahvesi’nden gelirdi. Ellerindeki askıları sallayarak dolu bardakları getirip, boşları götüren garson çocukların telaşı gece boyu sürerdi. Çaylar içilirdi ama hesabı kim verirdi, hiç bilmem. Hiç de sorun olmazdı. Muhtemeldir ki birkaç gönlü geniş insan karşılardı masrafı. Huzur vardı, dostluk vardı, her şeyden önemlisi samimiyet vardı. Böyle yaşanmışlıklara şahit olmamın ayrıcalığını hep hissettim.  Bize bu ayrıcalığı yaşatan bütün hemşehrilerimden Allah razı olsun. Aramızdan ayrılan o güzel insanlara da Allah rahmet eylesin.  

Evet, gördüğümüz gibi Ramazan Ayı’nın taşıdığı anlam çok zengindir. 

Mübarek Ramazan ayının Fethiye’me, Türk milletine, Müslüman âlemine ve bütün dünyaya hayırlar getirmesini dilerim.

m_saatci@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
06Ara

DENİZDEKİ PAPATYA TARLASI

29Kas

Teke Yöresi

25Kas

Günümüzde Üniversite Nedir?

15Kas

Üniversite Nedir?

08Kas