Özlenen Bir Bakan: Gün Sazak


"Kaçakçılık sistemi devlet memurlarının himâyesi altındadır. Bu memurların arkasında umulmadık yetkililer var. Onları belirleyecek kişiler de şebekenin bir parçası durumunda. Üstelik çok güçlüler. Ben her şeyi göze alarak ve kimsenin gözünün yaşına bakmadan bu şebekeyi dağıtmaya kararlıyım. Dürüst bir kadro kuracağım. Milletvekillerinden gelecek tepki ve talepleri dinlemeyeceğim." – Gün Sazak.

"Ben, devlet nizam ve otoritesine saygılı, meşruiyetçiyim. Şahsımla ilgili yalan ve

iftiralardan yılacak karakterde bir insan değilim. Şahsıma yapılacak isnat ve iftiraların,

şerefli mücadelemden beni alıkoyacağını zannetmeyin. Devlet ve milletimize hizmet yolunda, hiç bir baskı ve edepsizlik beni yolumdan döndüremeyecektir." – Gün Sazak, 30 Temmuz 1977, TBMM

 

Bunları söylemiş “Özlenen Bakanımız” şehit edilmeden önce. Özlenen diyorum, çünkü gerçekten özlüyoruz böyle bir bakanı ve arıyoruz suyu arayan adam gibi.

Dürüst bir devlet adamı, namuslu bir siyasetçi ve işinde hassas bir bakan… 41. Hükûmetin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak bundan tam 39 yıl önce evinin önünde, eşinin yanında haince şehit edildi. Türk halkı Gün Sazak’ı kaçakçılara, çetelere ve mafyalara nefes aldırmayan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarına devletin ağırlığını koyan dik ve onurlu bir bakan olarak tanıdı.

Gün Sazak 26 Mart 1932'de Eskişehir’in, ailesinin soyadını aldığı, Sazak köyünde dünyaya geldi. Babası, eski milletvekillerinden Emin Sazak’tır. İlk, orta ve lise eğitimini Eskişehir’de tamamladı. Sazaklar çiftçi bir ailedir. Gün Sazak, Ziraat eğitimini Kaliforniya’da tamamlamıştır. Ardından ülkesine dönen Sazak, eğitimde elde ettiği bilgiler ve kazandığı tecrübelerle, modern teknolojiyle barışık yeni zirai uygulamalarda bulunarak işlerinde ilerlemiştir. Daha sonra müteahhitliğe de atılan Sazak, dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile bu alanda da sivrilip geniş çevrelerde adını duyurmaya başlamıştır.

1970’li yıllarda rahmetli Alparslan Türkeş’le tanışıp, 21 Temmuz 1977’de kurulan 41. Hükûmette, Gümrük ve Tekel Bakanı oldu. Görevine başlamadan çok önce, sınırlarımız adeta yolgeçen hanına dönmüştü. Hele ki devlet otoritesinin iyice etkisini yitirdiği 70’li yılların gerçeği de göz önünde bulundurulunca, sınırlarımızın vahameti daha iyi anlaşılabilecektir.

İşte bu karanlık yıllarda, Gün Sazak’ın görevinin başına geçmesiyle, ülkemiz çok nadir ve bir o kadar da ilginç bir dönem geçiriyordu: Artık, sınırlarımız, İstanbul’a, Ankara’ya ve İzmir’e göre daha güvenliydi. Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak, kararlı, pervasız ve tavizsiz duruşuyla yolsuzlukları, kaçakçılığı ve rüşvetçiliği devletin sopasıyla ezmeye başlamıştı. Soygunculara ve hırsızlara kök söktürüyor; çetelere pabuç bırakmıyordu. Artık Gün Sazak, mafyaların ve devlete yuvalanmış rüşvetçi memurların korkulu rüyasıydı; aynı zamanda da onların can düşmanıydı.

Tüyü bitmemiş yetimin hakkı edebiyatını yapmıyor, bizzat kendisi onların hakkını koruyor ve kimselere yedirtmiyordu. Gün Sazak’ın titiz faaliyetleri, artık kan emici baronların çıkarlarını zedelemekten ziyade, büyük darbelerle onların sivri dişlerini yerinden sökmeye başlamıştı. Fakat gerçek şu ki düşmanları kendisi gibi yiğit değillerdi.

Kara haber… 27 Mayıs 1980, Saat: 21.15’te Gün Sazak’ın eşi ile birlikte döndüğü bir ziyaret sonrasında Ankara – Kavaklıdere’de evinin ve eşinin önünde, baronlar tarafından kiralanan Dev-Sol militanı adındaki kalleş taşeronlar tarafından, otomatik silahlarla çapraz ateşe alınarak şehit edildi.

Efsane Bakan, Ankara Hacı Bayram Camii’nde cenaze namazı kılınarak memleketi Eskişehir'in Sazak köyünde, törene gelen 300 binden fazla vatandaşımızın tekbirleri ve gözyaşları içinde toprağa verildi.

Rahmet olsun! Mekânı uçmağ olsun!

Gün Sazak

 

Kurudu gözde pınarlar,

Canım içre canım gitti.

Devrildi iri çınarlar,

Nice gül fidanım gitti.

 

Bölünmesin diye millet,

Baki kalsın diye devlet,

Dağlar gibi kemikle et,

Seller gibi kanım gitti.

 

Paramparça idi ruhum,

Ellerinde bir güruhum.

Tufanı bu mudur Nûh’un,

Diye arşa ölüm gitti.

 

Hey yakınlar uzaklar,

Bekler pusular tuzaklar,

Tayfuna dönsün Sazaklar,

Göz ışığım Gün’üm gitti.

 

Böyle yakmış ağıtını rahmetli Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu şehidimizin ardından.

Gün Sazak ve Anekdotlar

Gazeteci Ülkü Arman, Gün Sazak’la yolculuk sırasında konuştuklarını ve onun üstünde bıraktığı etkiyi daha sonra şöyle ifade edecekti: "Yol boyunca gümrüklerden ve kaçakçılıktan söz etti. Kaçakçılığı önlemek için çok değişik tedbirler planlıyordu ve bunları ne pahasına olursa olsun uygulamakta kararlıydı. O gün, Gün Sazak’ın bilmediğim bir yanını keşfediyordum: Devlet adamlığı... Sonraki günlerde O’nun bu yanına dikkat ettim. Her konuşmamızda onu yeniden tanıyordum. “Ben beraber çalıştığım kişinin hangi partiyi tuttuğuna bakmam. Meselâ, filan bey için CHP’li diyorlar, doğrudur. Ama adam çok dürüst, üstelik işinde particilik yapmıyor. Bu adamın, başımın üstünde yeri var.’’ Ekmek gibi, su gibi,  hava gibi ihtiyacımız olan bu anlayışı çok az kişide bulabiliriz. Her devlet adamının özelliği olması gereken bu anlayış, “Özlenen Bakanın” olgun bir devlet adamı portresini kendiliğinden çiziyordu; hiçbir yoruma, hiçbir ilâveye lüzum bırakmıyordu.

***

İstanbul Gümrükleri Başmüdürü Oğuz Anter:

 ─ Efendim, Özel Kalem’den, görev yerini değiştirdiğimiz bir muayene memurunun eski yerine iade edilmesi bildirildi. Rüşvetten soruşturulan bu memurun dosyası kabarıktır. Yaptığımız bu nakli geri alırsak, personelimiz üzerinde hoş olmayan etkiler bırakacağı kanaatindeyim. Bu bilgiyi size arz ettikten sonra, nasıl emrederseniz, öyle yaparız.

Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak:

─ Sakın ha! Siz doğru olanı yapmışsınız. Devlet hayatında haklı ve doğru işlerden dönmek, haksızlığa, yolsuzluğa kapıyı açmaktır. Böyle çürükleri ayıklayacağız; hukukî sonuç alamadığımız durumlarda, sizin yaptığınız gibi pasif hâle getireceğiz.

O anda Anter, saygı dolu bir şaşkınlığın içindedir.*

***

Bakan Sazak, Necati Can’ı Edirne Gümrük Başmüdürlüğü’ne tedviren tayin eder. Trakya Gümrükleri buraya bağlıdır. Bakan’ın kendisine verdiği talimat kısa ve apaçıktır: "Gümrüklerin durumunu en iyi sizler biliyorsunuz; Trakya gümrükleri yolgeçen hanı hâlinde, gireni çıkanı belli değil. Burada devlet düzeni değil, mafya düzeni işliyor. En kısa zamanda bunları temizleyip, her şeyi kontrol altına alacağız. Bunun için alınması gereken her tedbiri hiç çekinmeden uygula. Dürüst memurları hassas görevlere getirmek için bizden istediğin tayinler derhal yapılacak. Bütün sorumluluk sende, bütün yetkilerini kullan. Benim müdahale etmem gerekirse, gece gündüz beni ara. Allah yardımcın olsun.*

* Himmet Kayhan, Devlet Adamlığı ve Gün Sazak, Yenises Dergisi, 2017

Herhalde aynı şeyleri hissediyoruz… Anekdotları okudukça, işte böyle olmalı devlet adamı demenizi duyar gibiyim.

Yazıya başladığımdan beri nedense aklıma hep Hasan Tahsin geliyor. “Dur” diyor. Geçit vermiyor. İlk kurşunu sıkıyor. Ve şehit ediliyor. Tıpkı Gün Sazak gibi. Her ikisi de kale gibi dimdik dikiliyorlar vatan- millet düşmanlarının, adaletsizliğin, haksızlığın karşısına ve hayatlarını verip efsane oluyorlar milletin gönlünde.

Özlediğimiz “DEVLET ADAMI” zihniyetine sahip memur ve idarecilerimizi Devletimizin her bir kurumunda görmemiz dileğimle.

m_saatci@hotmail.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm

VEFA ve SIZ   (III)

11Ekm

Vefa Ve Sız   (II)

04Ekm

VEFA ve SIZ (I)

27Eyl

Fethiye ve Üniversite

20Eyl

Ölüdeniz ve Ohri Gölü