Denizimiz ve Alg Patlaması


 

 

Son haftalarda denizimizden gelen çığlığı gerek köşemde gerekse sosyal medya hesabımda sizlerle paylaşarak, farkındalık oluşturmaya gayret ettim. Birçok duyarlı ve çevreci hemşehrilerimiz de böyle yaptı ve olay gündemi belli süre meşgul etti. Geçen hafta yerel basınımız da konuyla ilgilendi. Sonra ardı ardına yapılan açıklamalarla denizimizdeki renk ve yoğunluk değişiminin alg patlamasından olduğu söylendi ve konu kapandı. Biz kapatmayalım ve konuyu biraz irdeleyelim.

Öncelikle alg nedir? Alg patlaması nasıl olur? Neden ve sonuçları nelerdir?

Hadi başlayalım:

Alg, tek hücreli su yosunu olarak tanımlanabilir. İsmi Latince’de “suyu otu” manasına gelen “alga”dan köken alır. Fotosentetik özellik taşımaları ve klorofile sahip olmaları nedeniyle sucul bitki yapısında olsalar da bildiğimiz anlamda bitkilerin sahip olduğu oluşumlardan yoksun bulunmaları algleri bitkiler aleminden ayırır. Daha çok tek hücreli olmaları ve koloni halinde yaşamalarına rağmen ipliksi şekilde çok hücreli olanları da vardır. Bazılarında bulunan kamçı hareket etmelerini sağlar. Şimdi lise yıllarımızı hatırlarsak, biyoloji kitabımızda bahsi geçen mavi-yeşil algler işte bu alglerin ta kendisidir. Fethiye deyince, lise deyince ve biyoloji deyince birçoğunuzun aklına kimlerin geldiğini tahmin edebiliyorum. Evet, Fethiye Lisemizin çok sevilen biyoloji öğretmenleri, İlknur Eşençay ve İsmail Çilenger Hocalarımız. Saygıyla anıyor ellerinden öpüyorum.  

Alglerden protein kaynağı olarak da faydalanılan alanlar vardır. Algler birçok ülkede gıda, tarım, tıp, eczacılık, kozmetik, biyoteknoloji, enerji ve kimya alanlarında kullanılırlar. Genellikle tatlı su yaşamına daha uygun olmalarına rağmen, denizlerde hatta okyanuslarda da bulunurlar. Besin döngüsündeki fitoplanktonlar da bunlardır. Yani besin zincirinin en alt kısmında zooplanktonlara yem olan fitoplanktonlardır algler. Daha net söyleyelim, algler olmadan suda hayat olmaz. Bundan alglerin sadece suda yaşadığının söylemiyoruz. Kayalarda, buzda ve çeşitli çevrelerde de algler vardır ama büyük çoğunlukla sudadırlar.

İşte bu algler patlamış denizimizde. Yani haddinden fazla üremişler. Peki, bu algler neden haddinden fazla ürerler. Eğer bir ortamda alglerin besin olarak tükettikleri maddeler artarsa onlar da artan besin maddelerine göre popülasyonlarını genişletirler, daha çok çoğalırlar. Demek ki alg patlaması alglerin tükettiği maddelerin fazlalaşmasıyla oluşuyor. Burada sormamız gerekiyor; Alglerin besin olarak tükettikleri maddeler nelerdir? Algler en çok tükettiği maddeler azot ve fosfordur. Bu demek oluyor ki, algler azotu ve fosforu bol bulunca ürerler. Yani denizimizde azot ve fosfor fazla olduğundan alg patlaması olmuş. Soru sormaya devam ediyoruz. Denizimize bu fazla azot ve fosfor nereden geliyor. En çok azot ve fosfor evsel atıklarda bulunuyor. Evsel atıklar, arıtılmamış atık sularda, kanalizasyonlarda, denize ulaşan derelerde bulunuyor. Bunların hepsi limanımızda ve körfezimizde mevcut. Dahası var, limanımız marina ve marinamsı yapılarla dolu. Kıyı şeridiniz çift sıra halinde bağlanmış teknelerle kapatılmış. Bir o kadar da demirli yani alargada bekleyen tekneler var. Bunların hepsinden evsel atık benzeri kirlilik yapıcı maddeler denize bırakılıyor. Derelerimiz ise evsel ve tarımsal atıklar ile balık çiftliklerinin kalıntılarını ovadan denize taşıyorlar. Neticede denizimizde azot ve fosfor artıyor ve alg patlaması oluyor.

Çoğalan algler deniz yüzünü kaplıyor, suyun oksijenini normalden fazla tüketiyor, deniz akışkanlığını kaybediyor ve deniz ekosistemi bozuluyor. Bazı deniz canlıları hatta balıklar ölüyor. Evet bu anlattıklarım hepsi, alg patlamasıyla sonuçlanan bir dizi olaylar zinciridir. Bilim insanları boşuna dememişler, alglerin türü ve miktarı deniz kirliliğinin indikatörüdür diye. Yani alglerin türüne ve miktarına bakarak denizin ne kadar kirli veya temiz olduğunu söyleyebiliriz.

Şimdi buyurun karar sizin, denizimizde yaşadığımız olayı, alg patlamasıymış deyip kulağımızın üstüne mi yatacağız yoksa, bu patlamaya sebep olan kirliliğin sebeplerine mi yöneleceğiz. Yani derelerimizin kirliliğini, arıtmamızın performansını, deniz araçlarının çevreye etkisini bir kez daha gözden geçireceğiz.

Sizi bilmem ama ben ikincisine yoğunlaşacağım ve bu konuyu zaman zaman köşeme taşıyacağım. Denizimizin ve köşemin mavi kalması için.

 

m_saatci@hotmail.com

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm

VEFA ve SIZ   (III)

11Ekm

Vefa Ve Sız   (II)

04Ekm

VEFA ve SIZ (I)

27Eyl

Fethiye ve Üniversite

20Eyl

Ölüdeniz ve Ohri Gölü