AKGÖL, FETAV ve WWF


Yazının başlığındaki üçlünün yan yana gelmesinin güzel bir işe işaret ettiğini tahmin etmişsinizdir. Konunun hikayesini ve çok değerli ekibini yazının içinde anlatacağım. 
İlk olarak Akgöl’den başlayalım. Bu ismi duyduğunda birçok Fethiyeli hemşehrimin orası neresi veya duydum ama hiç gitmedim şeklinde tepki vermeleri mümkündür. Doğrudur, henüz Akgöl’ü duymamış, duymuş ama görmemiş Fethiyelilerin sayısı oldukça fazladır. Bu yüzden, öncelikle Akgöl’ün yerini tanımlayalım. Çalıştan başlayıp Yanıkların sonuna kadar ulaşan kumsalımızın son noktasındaki bir doğa harikasıdır Akgöl. Sanki kaçmış da kumsalın bitimindeki tepeyi ve ormanı kendine siper etmiş. Çok da iyi etmiş. Belki de bu sayede günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Yaklaşık büyüklüğü 28 dönüm olan göl, iki ayrı parçadan oluşan 325 dönümlük orman ve hazine alanının içinde bulunmaktadır. Yanıklar köyümüzün sınırları içindedir. 
Akgöl çok yakın zamana kadar, her yönüyle canlı olan bir ekosistemin kusursuz çalışmasına örnek gösterilebilecek durumdaydı. Hatta kendi kendine yaşayan doğal bir dalyanın en nadide örneği idi. İçindeki balıklar, küçük kabuklular, her türlü su kuşları, göçmen ördekler, turnalar, su samurları, kaplumbağalar, kurbağalar, su yılanları, sahilindeki deniz kaplumbağaları, çevresindeki bitkiler, endemik çiçekler ve sayamadığımız birçok canlı türü bu doğal yaşamın parçasıydılar. Bu doğal yaşam, gölü çepeçevre kuşatan sazlıkların içinde varlığını sürdürüyordu. Göl şişince taşıyor, taşkın sayesinde gölün ağzı denizle birleşiyor ve doğal dalyan özelliği bu noktada başlıyordu. Bu sayede deniz ve göl arasında balık giriş çıkışları yaşanıyordu. Zamanla bu ekosistem bozuldu, gölün suyu azaldı, taşmaz oldu, denizle bağlantısı kesildi, suyun rengi değişti, göl sakinlerinin sayı ve türünde azalmalar ve yok olmalar yaşandı. Ama Akgöl bütün olumsuzluklara direnerek, ayakta kalmayı başardı. Dipsiz Göl ve İris Gölü örneklerindeki doğa katliamlarının yaşandığı ülkemizde, göl olmanın zorluğunu anlayan Akgöl, bugüne kadar inzivaya çekildiği yerde, kendisi için yazılacak senaryoda oynayacağı rolü beklemeye başladı. 
Bu arada Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinden bir grup bilim insanı ve Fethiye sevdalısı gönüllüler Akgöl için dertlenmeye ve ellerinden geldiğince bu şirin gölün dertlerine derman olmaya niyetlendiler. Naçizane benim de içinde bulunduğun bu grubun, bir tek amacı vardı; geçmişten aldıkları bu çok değerli emaneti, geleceğe ulaştırmak. Bu amaç için çeşitli ziyaretlerde bulundular, proje fonlayıcılarına başvurdular, devletin konuyla ilgilenen birimlerine ulaştılar, GEKA’ya konuyu açtılar ama net bir sonuç alamadılar. 
Bir gün WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından Türkiye çapında proje çağrısına çıkıldığı duyuldu. Ekip çok heyecanlandı. WWF dünya çapında çevre sorunlarıyla ve doğal hayatla ilgilenen çok prestijli bir kurumdu. Akgöl’ü WWF’in proje yarışmasına taşımaya karar verdiler. Tam da bu sırada, şans bu ya, ekibin en genç bilim insanının Akgöl’e kurduğu fotokapanlara su samurları yakalanmıştı. Hemen çevre kontrolü yapıldı ve su samurlarıyla ilgili izlere ulaşıldı. Yalnız bir sorun vardı. WWF üniversitelerden başvuru istemiyor, yerel STKları muhatap alıyordu. Hemen konu FETAV (Fethiye Turizm Tanıtım Eğitim Kültür ve Çevre Vakfı) ile paylaşıldı. Fethiye’mizin birçok problemine çözüm olan FETAV kendisinden beklenildiği gibi projeyi memnuniyetle sahiplendi ve “Akgöl; su samurlarının Işıklar ülkesindeki son yuvası” ismindeki proje WWF’e sunuldu. İlk aşama başarıyla geçildi, ikinci aşama da güzel bir sunumla tamamlandı ve proje kabul edildi. Fikri üniversitemizde doğan, FETAV’da gelişen ve WWF tarafından kabul edilen projemiz, artık Fethiye’mizin projesi olarak yola çıkacak durumdadır. Bunu bir müjde olarak kabul edip, mutluluğumuzu sonuna kadar yaşamalı ve Fethiye ortak paydasında bir güzelliğe daha imza attığı için FETAV’ı tebrik etmeliyiz.
Bütün samimiyetimle söylemeliyim ki WWF bu tür projelerin alınabileceği en prestijli kurumdur. Fethiye’mizin ilk defa bu kurumdan bir projesi desteklenmiştir. Bunun kıymetini bilmeli ve şehir olarak sahiplenmeliyiz. Şehrimizin marka değerine ciddi katkı sağlama ve prestij kazandırma potansiyeli olan bu projeyi ve onu destekleyen WWF’i her fırsatta Fethiye ile ilişkilendirerek, turizmimizin çevreci yönüne vurgu yapmalıyız. 
Akgöl’ümüz için su samurlarından başlayarak, onu eski güzel günlerine kavuşturmak ve doğal bir dalyan olarak yaşadığını görmek hepimiz için çok özel bir mutluluk olacaktır. Bunun için bir an önce kollarımızı sıvamalı ve iş takvimimizi başlatmalıyız.
Çünkü, su hayattır ve her su kaynağı bu hayatın devamını sağlayan bir faktördür. Bugün Akgöl ve onun canlılarını yaşatmak adına atılacak her adım, yarının çevreci turizmi için Fethiye’me tanınmış bir ayrıcalık olacaktır.
Bütün hemşehrilerimi Akgöl platformunun gönüllüsü olarak görmek dileğimle… 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Şub

Körleşen Vicdanlar ve Toplum

07Şub

Corona Virüs ve Salgını

03Şub

Deprem ve Düşündürdükleri

24Oca

Eski Fethiye’den Bir Haber

17Oca

İkinci Yılımıza Başlarken