Beraat edenler kimlerdir?


'Üç aylar'ın ikincisi olan Şaban ayının 15'inci gecesine denk gelen Berat Kandili’ni, 27 Mart Cumartesi yani yarın idrak edeceğiz inşallah. Bu vesileyle bu gecenin; şahsımıza, ailemize, güzel ülkemize, necib milletimize, gönül coğrafyamıza ve tüm müslümanlara hayırlar getirmesini,  insanlığın salgın hastalıklardan  kurtulmasına vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorun. 
Değerli okuyucular, Berat, Arapça berâe-berâet kelimesinin Türkçeleşmiş halidir. Berâet, iki şey arasında ilişki olmaması; kişinin herhangi bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğün bulunmaması anlamındadır. Istılah (terim) olarak berat ise, Allah’ın affı ve bağışlaması, günah, borç ve cezadan kurtulmak gibi anlamlara gelmektedir. Beratın özünde, günahlardan arınma, kurtuluşa erme ve Yüce Allah’ın rahmet ve mağfiretine ulaşma amacı vardır.
Dinimiz İslam’ın iki asli kaynağı “Kur’an-ı Kerim” ve onu yaşayarak açıklayan “Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in Sünneti”dir.  Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de “kurtuluşa erenler” ve onların özellikleri nasıl zikrediyor onu anlamaya ve açıklamaya çalışalım. Geniş bilgi için meal ve tefsirlere bakılabilir. 
Gerçek anlamda felaha (kurtuluşa) erenler kimlerdir? Sorusunun cevabı Kur’an ayetlerinde...
Gayb’a (akıl ve duyular yoluyla hakkında bilgi edinilemeyen varlık alanına, iman esaslarına) inananlar. İnancın gereği, teşekkürün görünür hali ibadetlerden biri olan namazı dosdoğru kılanlar, kendilerine verilen rızıktan ihtiyaç sahiplerine infak edenler ve Yüce Allah’ın istediği istikameti kaybetmeyenler kurtuluşa ermiştir.
Kişisel ve toplumsal engellere ve bahanelere rağmen, insanları hayra, iyiliğe çağıran, güzelliklerin önündeki engelleri kaldıran; kötülükleri engellemeye ve azaltmaya gayret eden, kısacası “şerre kilit, hayra anahtar” olanlar kurtuluşa ermiştir.
Ticari hayatta muhatapları farketmese bile, ister üretici ister tüketici olsun, ölçtüğünde veya tartığında “Allah biliyor, Allah görüyor” inancında olup, haktan ve hakikatten ayrılmayanlar, iyilikleri ağır basanlar kurtuluşa ermiştir.
Allah’ın rehber olarak gönderdiği “Kutlu Elçi’ye ve O’na indirilen Kur’an’a iman etmekle kalmayıp, O’nun davasına baş koyanlar, canlarıyla mallarıyla O’nu destekleyen, iyi ve güzelin her türlüsüne layık olanlar kurtuluşa ermiştir.
Sadece bir geceyi değil, hayatın tamamını ihya edenler kurtuluşa ermiştir.
Aralarında çıkan anlaşmazlıklarda hakem olarak Allah ve Resulü’ne çağırıldıklarında tereddüt etmeden amasız ve fakatsız “dinledik, boyun eğdik”, “duyduk ve itaat ettik” diyenler  kurtuluşa ermiştir.
Her ademoğlu gibi hataya düşse de, hatasında ısrar etmeyip hatalarından ders çıkararak tövbe eden, yanlıştan dönen ve kendisine doğru bir yol çizenler kurtuluşa ermiştir.
Allah‘ın kendisine verdiği rızıkdan akrabalarına, yoksullara ve yolda kalmışlara gönül hoşluğu ile verenler.
Dinin direği olan namazı ısrarla ve özenle kılan, “Zekat fakirin hakkıdır. Allah, fakirin hakkını benim malımın içine, beni sınamak için koydu” diyerek hak sahibine hakkını teslim edenler kurtuluşa ermiştir.
Kalbini ve dilini, arı duru yapanlar, kurtuluşa erenlerdir.
İhtiyaç içinde olsalar bile kendilerine sığınanları Allah’ın emaneti olarak gören ve onları kendilerine tercih eden; nefsinin bencilliğine, ayak oyunlarına ve ayartmasına aldırmayanlar, “i’sar” sahibi olanlar.
Anlamsız, faydasız söz ve davranışlardan uzak duranlar. “Mal bana sahip değil, ben malın sahibiyim” diyebilen, ihtiyaç sahiplerini beklemeyip onları arayıp bulan ve ihtiyaçlarını görenler kurtuluşa ermiştir.
Emanet bilinci olmayanın imanının, sözünde durmayanın dindarlığının zayıf olacağına ananan, emanetine ve ahdine sahip çıkanlar kurtuluşa ermiştir. 
Ne mutlu hayata anlam katanlara, ne mutlu beratını alanlara. Allah’a emanet olun.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
177