Müzik Ruhu Nasıl Besler?


‘Tüm müzik enstrümanlarını çalmak kolay. Tek yapmanız gereken doğru zamanda doğru tuşa dokunmak. Gerisini enstrüman halleder.’
J.S.BACH

Yaşam her ne kadar tek yol üzerindeki bireysel monotonluklara bağlı gibi dursada aslında çok kanallı bir nehir gibidir; aktıkça genişleyen ve kuvvetlenen, pek tabi en sonunda nihai sona uzanan... Can dediğimiz, Nefs dediğimiz, yogada Prana dediğimiz o yaşam gücü o enerji o ruh özü beslenmeli, ister tek bir yoldan ister farklı farklı ama mutlaka yaşıyorum diyebilmek için sese ihtiyacımız var. Herşey ses ile başladı ve devam etti. Yaşayan her canlının sesi var, sese gereksinimi var; o ses ki zihindeki karmaşayı dindiren, bedendeki stresi azaltan müzik.
Ama her ses müzik mi? Ya da her müzik ruhun ihtiyacını karşılar mı? Müzik ruhu yükseltmeli, rüzgarın teni okşaması gibi dokunmalı insana. Çünkü esas müzik bütün kaba ve suni seslerden arınmış doğanın en naif taklidi olmalı esasen. Bu nedenledir ki çocukluğumdan beri klasik müzikle iç içeyim. Senfonik enstrümanların doğadan alınan parçalarla yapılması ve ortaya çıkarttıkları ezgileri Tanrı’dan gelen fısıltılar gibi hissettirmiştir hep. Çünkü klasik müzikte ahenkli bir ses grubu vardır ki başka bir sese, söze gereksinim yoktur, çünkü anlatılmak istenen özdür ve özü aktarmak için kelimelere gerek yoktur, çünkü ruh sesteki titreşimlerden beslenir ve bu beslenme son derece yeterlidir. Ve aslında doğada varolan herşey yeterlidir.
Müzik bilinmezi daha mistik, daha derinden algılamamıza yarar. Beynimizin unuttuğumuz kıvrımlarını harekete geçirir. Ama en önemlisi bize büyük resmin, evrenin ve doğanın parçası olduğumuzu hatırlatır. Yani diyebiliriz ki müzik – yalın seslerden oluşmuş klasik müzik – bize varoluşumuzu melodik bir şekilde hatırlatır. Şu halde neden müzik yerine nasıl müzik sorusu daha doğru olacaktır ki bu sorunun cevabı içsel olarak ruhumuz tarafından bize getirilecektir; eğer bedenimizi ve kendimizi iyi tanırsak ve ona yani kendimize teslim olursak...
Müzik bir sosyokültürel gösterge değildir, aslında müzik hakkında yapılan hçbir tanımdan ibaret değildir. Müzik sadece oradadır ve ruhun suyudur. Susuz kalan cildin kuruması gibi susuz kalan ruhta kurur ve buruşur, tükenir, yorulur. İç ışığı söner insanın ve o ışık ancak doğru besinle yeniden alevlenir. Ve iç ışık önemlidir, o alevdir çünkü yaşamımızın pusulası ve o güneştir bizi aydınlatan...
Herkesin ruhunun suyla dolması niyetiyle sevgiyle ve müzikle kalın:))


 

www.narikelayoga.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup