KADIN MANİFESTOSU



* Bu yazı herhangi bir ayrıma yol açmasın. Ne kadın erkekten ne erkek kadından daha üstün değildir ancak ikisi birlikteyken varoluşu olnurlandırırız ve ancak o zaman insan oluruz. Kadınlık ve erkeklik bir alt meseledir; esas mesele yaşam yolundaki insan olma arzusudur...

Ben kadınım. Ben dişiyim. Ben anneyim. Ben Tanrıçayım.

Ben bütün bu varoluşun ortasındaki en yüce ve en parlak kutup yıldızının en güzel parçasıyım. Ben ancak ve ancak kaynağın kendisinden ayrıldığımda ışık ve renk kaybederim; yani bu mümkün değil. Benim kaynaktan ayrılmam, dişiliğimden ayrılmam mümkün değil. Ben en yüce en kadim öğretinin Ab-ı Hayat’ın en kutsal damlasıyım. Ben gizemli bir mücevherim ve doğadaki en nadide çiçeğin biricik tohumuyum. Çünkü ben yaradılışın ta kendisiyim ve onun en şehvetli ve en mükemmel parçasıyım.

Avuçlarımın arasından akan sessiz su erkeğe yaşam, bebeğe hayat ve evrene güzellik akıtıyor. Gözlerimden damlayan inciler bir istiridyenin ancak sabır, sebat ve adanmışlıkla açılan kabuğundan çıkan hazineler. Ve ıslak mağaramın karanlık ve dipsiz içi görünenin ötesi için bir tuzak değil aksine bir pusula; fakat sadece görmeyi bilmek ve pusulayı kullanmayı bilmek önemli. Çünkü o mağara bir kadının bütün sırlarını sakladığı, bütün yaşamı yarattığı ve bir erkeğin ancak yolu bulduğunda bir anlam kazanabileceği uzun bir arayışın mutlu sonu.

Ben vahşi bi kurtum. Vahşi kurtlar her an ulumaz ve inlemez fakat vakti geldiğinde kükremekten asla geri durmaz. İçinde vahşi bir kurt taşımayan hiçbir kadın yeterince dişi değildir ve bir kadın için dişilik çok önemlidir, çünkü kadın oradan yaratır.

Bugünden sonra kendime söz veriyorum; içimdeki yaşamı, taşıdığım evreni, en büyük yaşam pusulasını ve neşesini bir an dahi arkaya itelemeyeceğim. Gerektiğinde içimdeki vahşi kurtu kükretmekten çekinmeyeceğim. Bana sadece bir anne bir eş bir sevgili değil, yaşamın bütünü gibi bakmayan, bende yaşamın sırlarını aramak istemeyen hiçbir erkekle bağ kurmayacağım. Anneliği tek bir yerde arayan, dünyayı ve varoluşu anlamadan sadece kestirmeden gitmek uğruna, doğumun kendi içindeki kutsallığından bihaber, yaşamın bütün sırrını derine inmeden ve seksin başlı başına bir devrim olduğundan habersiz, bu münasebeti keşfedilecek bir gizem ve varoluşu kavramaktan ziyade sadece türünün devamlılığı uğruna keşmekeş geçirmeye gönüllü hiçbir erkekle bağ kurmayacağım.

Kadını; ilahi formun, yaratımın, üretimin, estetiğin, güzelliğin yansıması ve parçası olarak göremeyen kadını göremiyor demektir. Yaşamı ve ötesini kavrayabilmek için kadını, erkeği ve her ikisininde bağımsız ve mükemmel doğalarını anlamak gerekir; bu anlayış küçük bir aydınlanmadır ve bu aydınlanma bireysel keşfin önünü açar. Bu zorunlu bir yol değildir. Bu yolda hiçbir din, ideoloji, sosyal ve toplumsal tabu, gelenek görenek ve sabit fikirler bulunmaz. Eğer yolun bir yerinde kadını anlamak adına çıktığınız yolda; toplumun geçmişin ve ataların çarpık seslerini duyarsanız, bilin ki yanlış yola girdiniz. Orada evrenin en güzel gizemi değil, yüzyıllardır toplum ve bireyleri bölüp uyutan afyonları bulacaksınız demektir. Bu sebeple bu arayış ömürlüktür. Bir kere karar verdinizmi yoldan dönmek istemezsiniz fakat eğer net bir kararla yola koyulmazsanız da bugünün bütün yansımalarına sebebiyet veren o yapay tarihi defalarca tekrar yaşarsınız. Fakat bu; kafesin anahtarı elinde olmasına rağmen ısrarla dışarı çıkmayan bir kuşun özgürlük arayışından farksız olacaktır.

Şükürler olsun ki bu yaşamımda bu bedenle bu kadınlığı ve bu dişiliği onurlandırıyorum. Kendime söz veriyorum; Tanrı’nın bu lütfunu her an yanımda taşımaya ve doya doya kullanmaya. Çünkü ben kadınım, ben dişiyim, ben anneyim, ben Tanrıçayım!

OM Mani Padme Hum

www.narikelayoga.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup