Gittiğin yöne bir daha baksan aynı şeyi mi görürsün?


Bir yol macerası demek isterdim ama hikayenin tamamı yoldan ibaret.

Daha önce neredeydim? Hangi yön doğruydu ve bundan nasıl emindim? Peki şimdi ne haldeyim ve yüzümü nereye döndüm? Yaşamak için bir taraf mı seçmeli yoksa tam şuurla yok mu olmalı? Belki de insan en çok daha önce keşfettiğini sandığı yerlerde gezerken başlar gerçekten yaşamaya. Yaşamak; ne zarif ne büyük lütuf ve yaşamak, ne güzel kaybetmek o namütenahi sonsuzluğa... Aynı suda iki kere yüzülmez derler, eskiden yeni olmaz ve kaybedenler asla zaferi tatmayanlardır derler. Oysa ne büyük yanılgı; aynı suda defalarca yüzülür hatta bazen tek bir birikintide koca bir ömür geçer de yetmez, eskiden yeni bal gibi de olur çünkü aslında eski ve yeni diye bir şey yok, bizim aynı şeyi farklı algılayışımız var ve kaybedenler en çok zaferden sıkılanlar aslında... Kazanmak acemi yaşamında basit bir ödüldür kaybetmek bir ömürde bir kaç kereye mahsus bir şans. Kazanmak bir defalıktır kaybetmek her defasında renk değiştirir. Ve kazanmak sınırlıdır kaybetmenin bir süresi yoktur.

 Bütün herşey duygular ve dürtüler sadece bakış açısından ibaret. Bütün kavrayış ve kavrayamayış eksiklik veya üstünlük değil hepsi sadece aynı tabloya başka açılardan bakan amatörler. Sayısız renk ve doku varken sadece tek bir noktadan bütün herşeyi anlamaya anlamlandırmaya çalışıyoruz. Tam da bu yüzden aynı sokaktan geçerken her defasında onu ilk gördüğümüz gibi sanıyoruz yani yarım ve tek açıdan çizilmiş taslak gibi. Taslaklar resmin tamamını içermez. Taslaklar sadece şeffaf yarı işlenmiş taşlara benzer ve tamamlanmak için gereksinim duyduğu herşey daha önce gerçekleşen o sıradanlıkların içindedir. Çünkü aslında varolan hiçbir şey yeni ve özgün değildir varolan herşey yansımadır ve yansımalar ışığa göre değişkenlik gösterir. Yani bizim yeni dediğimiz herşey daha önce yaşanmış bir anın başka formdaki anlatımı, tıpkı yüzyıllar önce sönmüş bir yıldızın aniden bu yüzyılda kayması gibi...

Gidilen her yoldan en azından bir kere daha geçilmeli, iyice etrafa bakıp kanıksamalı ve tekrar tekrar vazgeçmeli her ‘buldum işte bu’ denilen ne varsa. Çünkü ancak sahip olmayı bırakırsak ve gerçekten daha derinden bakarsak bir katildeki korkmuş çocuğu, aldatan eşteki mücadeleyi ve bir aptaldaki bilgeliği görürüz. Ayrımlar zihinde oluşan anlık tortular, anlam daha derinde. Anlam çok uzaktaki kızını göremeyen babanın renkli yüreğinde, anlam annesini özleyen bir adamın sarı dudaklarında ve anlam aynı yönden defalarca geçen tasasız ruhların gözlerinde...

Şimdi bir daha söyle; aynı yoldan geçmek korkutur mu seni hala? Yoksa hazır mısın gerçekten yaşamaya?...
 

www.narikelayoga.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Vedat koltas | 09 Temmuz 2020 22:06

    Çok güzel anlatmışsınız. Teşekkürler yiğenim. Şansın bol olsun

YAZARIN SON 5 YAZISI
04Ekm
27Eyl
06Ağs

Bir Sabaha Karşı Yasamak Molası

23Tem

Montana

15Tem
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup