Corona virüsü ve psikolojik yıkımı


Derin bir sessizlik hakim etrafa... Fırtına öncesi o rahatsız edici susma hali; kelimeler ağızda düğümlenmiş halde herkes yanındakinin gözlerine bakıyor durumun vehametini görebilmek için kaçamak bakışlarla; uçak sallandığında hafifçe hostesten sessiz onay almamız gibi. Zamanın olmadığı noktadan zamanı arıyoruz bizi yeniden o gündelik telaşenin o sıradan ve sığ dünyevi hazların içine çeksin diye. Sırf alıştığımız için o gölge yaşama arzuyla bakar olduk kaç zamandır. En basit eylem bile yaşam tehdidi altında nasılda yüce bir amaç gibi ezildi. Hani insanın elini kağıt keserde bütün canı oradan akan kana gider ya, aynı şekilde camların ardından akıp giden yaşamlarımıza bakıyoruz tek tesellimiz sevdiklerimizin yanımızda olması... Yaşamak değil aslında hayatta kalmak amacıyla neyi beklediğimizi bilmeden bekliyoruz. Şimdi hergün gecesinden uyandığımız dünden daha farklı değil takılmış plak gibi aynı çarkta dönüyoruz. Zor bir dönemdeyiz dünya olarak ve ciddi boyutta birliğe ihtiyacımız var. Koşulsuz sevgiye. İnsanoğlu bir kuş misali bugün var yarın yok ve tıpkı kuma yazmak kadar nafile aslında bütün öfkeler ve pişmanlıklar... Sadece saf sevgi ve onun gücüyle kalıp sakince nefes alıp vermek aslında nasılda yeterliymiş gördük, görüyoruz. Sürekli olarak gözlemlediğim şey korku. Virüs gerçek önlemler elbette alınmalı yüksek bilinçler alıyor da zaten fakat her büyük kaosta olduğu gibi sınırsız ve sorgusuz korku virüsü geçmiş durumda. Bireysel önlemlerin yanında; bilinci yüksek tutmak, bu esir düşüren korkunun kaynaktan koruma amacıyla mı yoksa bilinçaltında kodlanmış başka duyguların yansıması mı olduğunu iyi anlamak gerek. Aksi takdirde fiziksel olarak başlayan virüs psikolojik olarak yıkmaya devam edecek. Sonuca götürmeyen şikayet yerine anı kabullenip çözüm odaklı farkındalığı yükseltmek lazım; merkezlerimizde kalıp yoga yapıp zaten belli bir gerçekliği olan virüsü farklı ve yanlış kanallarla daha da büyütmemek yaymamak lazım. Kolektif bir ölüm kalım savaşı verdiğimiz bu günlerde; bu süreci içeriye kabuğumuza çekilip kişisel olarak özümüze gitme vakitleri olarak değerlendirmeliyiz. Sürekli dışarıdan uyaran aldığımız bu dünyada tam şimdi sessizleşip sadece içsel rehberimizi onurlandırma zamanı. Kişisel pratikler – varsa şayet bu zamanda herzamankinden daha fazla önem taşıyor fakat kendi içimizde bireysel halimizle birlik için çalışmak daha anlamlı. Hepimiz sevginin ışığıyla şifalanalım...
 

www.narikelayoga.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup