Pencereler bir kere kırılmaya başlarsa ne olur? - Ekrem Özden

Pencereler bir kere kırılmaya başlarsa ne olur?


“Kırık Camlar Teorisi” ABD’li suç psikoloğu Philip Zimbardo’nun 1969’da yaptığı bir çalışmadan yola çıkılarak 1980’li yıllarda Wilson ve Kelling tarafından geliştirilmiştir.  Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer araç bırakır. Araçların plakası yoktur ve kaputları aralıktır. Olup bitenleri gizli kamerayla izler. Bronx’taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalanır. Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmaz. Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi Palo Alto’daki ‘sağ kalan’ otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırar. Daha ilk darbe indirilmişken çevredeki insanlar da olaya dahil olur. Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelir.

Kırık camlar metaforu ile bir toplumdaki küçük ve önemsiz sayılabilecek dağılmış çöp kutuları, kırık dökük metruk binalar ve duvar yazıları gibi fiziksel düzensizlikler sembolleştirilmiştir. Teori, söz konusu düzensizliklerin bölge insanı üzerinde sahipsizlik ve denetimsizlik hissi uyandırdığını ve zincirleme bir etki yaratarak daha ciddi suçlara yol açtığını ileri sürmektedir. Aynı zamanda, kırık camlar olarak sembolize edilen düzensizlikler, ciddi suçların ön habercisi olarak görülmekte ve böylece bir bölgenin toplumsal olarak güvenli olup olmadığına ilişkin bir kriter olarak ortaya konulmaktadır. Eğer bir mahallede güvenli ve huzurlu bir ortam için suç oranı düşürülmek isteniyorsa öncelikle “kırık camlar”ın temizlenmesi gerekmektedir. En küçük bir huzursuzluğa bile müsamaha gösterilmeyen temiz ve düzenli bir çevre ise o bölgenin izlendiği dolayısıyla ciddi bir suç işlendiği takdirde suçun asla cezasız kalmayacağına işaret etmektedir 

Teoriye göre bir binadaki herhangi bir kırık cam tamir edilmez ise, binaya kimsenin göz kulak olmadığını düşünen diğer insanlar kalan camları da kırmak isteyecek ve daha fazla camı kıracaklardır. Belli bir süre sonra ise bina camsız kalacaktır. Bu bağlamda kullanılan kırık cam metaforu düzensizliklere gösterilen toleransı ifade etmektedir.

1994 yılında New York’da belediye başkanı seçilen Guilani, kırık camlar teorisinden ilham alarak polis teşkilatında ciddi değişiklikler yapmış ve New York bölgesinde suç oranı %56 oranında azalmıştır. Suç oranının bu denli azalmasında kırık camlar teorisinden farklı etkenlerin olduğu söylense de, New York şehrinin suç oranlarındaki düşüş diğer şehirlerden oldukça fazladır. Guilani 1998 yılında yaptığı konuşmada şunları ifade etmiştir: “Elbette katliam yapmakla duvara yazı yazmak arasında dağlar kadar fark var ama nihayetinde her ikisi de suç. Ve birine olanak tanıyan ortam, diğerini de yeşertir.”

Kırık cam teorisi hayatın pek çok alanında kullanılabilecek bir yoldur. Örneğin iş hayatında disiplini sağlayan bir yöntemdir. Gladwell’e göre, işletmeyle ilgili düzensizliklere karşı oldukça katı kurallar benimsemeden hizmet veya ürün kalite standardını geliştirmek çok mümkün değildir. İşletmenin küçük sorunlara anında müdahale etmemesi ve yöneticilerin çalışanlara küçük toleranslar göstermesi uzun vadede yıkıcı sonuçlar doğurabilir.

İster bireysel olsun ister kurumsal, isterse büyük bir toplum… Kırık camlar teorisi; düzeni korumak, işleri yoluna koymak ve olumsuz ilerleyişi engellemek için en baştan itibaren belirli bir disiplini korumak gerektiğini ortaya koyuyor.
 

iletisim@ekremozden.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Oca

İLGİNÇ BİLGİLERE YOLCULUK

11Oca

MANTIKLI MIYIZ?

04Oca

15 Maddede NLP ve İletişim

28Ara

KARAR VERMEKTE KARARLI MISINIZ?

21Ara

Psikoloji ve Koçluk

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup