MANTIKLI MIYIZ? - Ekrem Özden

MANTIKLI MIYIZ?


“Mantık’’ sadece bir bilim dalının adı olarak değil, günlük hayattaki akıl
yürütmelerimizle ilgili olarak da kullanılabilen bir kavramdır. Fakat gerek klasik gerekse modern mantık, bir bilim olarak, günlük hayattaki akıl yürütmelerimizle doğrudan konu edilmez. Bu bakımdan, ‘‘mantıklı düşünüş’’, ‘‘mantıklı görüş’’ gibi deyimlerde geçen mantık kelimesini, bir bilimin adı olarak kullanılan mantık kelimesinden ayrı düşünmek gerekir. Bir bilimin adı olarak kullanılan mantık, birtakım kuralların, yani mantık kurallarının incelenmesi ve tespitiyle ilgilidir. Günlük hayatta kullanılan mantık kelimesi ise, nitelediği eylemlerin bu kurallarla olan uygunluğuna işaret eder. Bu bakımdan da aralarında ancak dolaylı bir ilişki bulunabilir. 

Pek çok kimsenin mantık okumadığı halde mantıklı düşünebildiğini, bu sebeple de bir
kurallar sistemi olarak mantık bilimini öğrenmenin bir işe yaramayacağı ileri sürülebilir. Böyle bir olumsuz düşünce, ancak bir ölçüde doğru olarak kabul edilebilir. Çünkü pek çok kimsenin birbiriyle anlaşamayıp birbirlerini mantıksızlıkla suçladığı ve neticede uzlaşmasız tartışmaların ortaya çıktığı da bir gerçektir. Bu durumda herkesin mantıklı düşünebildiğini söylemek güçleşir. Şüphesiz bazı tartışmaların temelinde öfke, menfaat çatışması, sinirlilik hali gibi gerekçeler bulunabilir. Fakat bazı tartışmaların da, doğrudan doğruya kişilerin doğru dürüst düşünememesinden kaynaklandığına hepimiz şahit olmuşuzdur. İşte böyle bir tartışma karşısında, bir görüşün veya düşüncenin neresinde yanlış bulunduğunu sezgisel bir yolla
gözden geçirmek yerine meseleyi sistemli ve mantıklı bir şekilde ele alabilmek pek çok yarar sağlar.

Bu noktada, mantık bilen ve uygulamaları konusunda da bir deneyimi olan kimselerin
karşısındakini ikna edebileceğini, yanlış bir bakış açısını benimsetebileceğini de gözden uzak tutmamak gerekir. Böyle bir tehlike karşısında mantık bilmenin önemi kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Mantık kurallarını bilmenin yararları, bu kuralları gramer kurallarına benzeterek açıklanabilir: Konuşmasını bilen herkesin gramer kurallarının bilincine sahip olması beklenemez. Fakat mesela bir insan eğer yazar olmak arzusundaysa, bu takdirde gramer kurallarını bir kenara bırakamaz. Böyle bir kişi için gramer kurallarının bilinmesi temel bir zorunluluktur.

Gramer kurallarını bilen herkesin iyi bir yazar olması beklenemeyeceği gibi, mantık
kurallarını öğrenmiş bir kimsenin bir probleme hemen bir çözüm getirebilmesi de
beklenemez. Fakat buna rağmen, tıpkı gramer kuralları misalinde olduğu gibi, mantık
kurallarını öğrenmek gereklidir. Başka bir benzetmeyle, yetenekli bir sporcu, aynı oranda yetenekli olmayan bir kişiye nazaran daha az çalışmakla daha üstün bir başarı gösterebilir. Fakat eğer bu yetenekli kişi daha çok çalışırsa, başarısı eskiye göre daha da artıracaktır. Mantık kurallarını bilen bir kişi için de buna benzer bir durum söz konusudur. Nitekim bir antrenör sporcularına mesela nasıl topa vurulacağını, nasıl boks yapılacağını gösterir. Fakat aynı antrenörden ders alan sporcular, ancak kendi yetenekleri ölçüsünde başarılı olurlar. Kısaca, mantık kurallarını ve bu kuralları nasıl uygulayacağını bilen birisinin bunları
bilmeyen birisi karşısında fikri üstünlük sağlama imkânı daha çoktur. Nitekim Antikçağ’da Sofistler, mantık kurallarını bilen birisinin bunları bilmeyen birisini nasıl kandırabileceğini, kişinin çıkarlarına hizmet edecek şekilde mantığın nasıl kullanılabileceğini para karşılığı öğretmişlerdir. Fakat mantığın günlük hayattaki uygulamaları bir bilim olarak mantığın konusu değildir.

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup