Söz ve Vicdan - Coşkun Karabulut / Kültür Sanat

Söz ve Vicdan


Ne kadar saklarsanız saklayın, o sakladığınız şey size inat bir  
gün ağzınızdan bir kaçıverir, neye uğradığınızı şaşırırsınız. Eveler  
gevelersiniz, ağzınızı kapatırsınız, dilinizi ısırırsınız ama nafile!  
Çıkan çıkmıştır bir kez ağızdan, cinin şişeden çıktığı gibi.  
Söylemek istemediğiniz, saklamak istediğiniz duygu ve  
düşüncelerinizi bir yere kadar içinizde tutabilirsiniz. Bir yerden  
sonra o duygu ve düşünceleri sizin boş bir anınızda dışarı taşıyacak,  
gelip dilinizin ucundan pıııır diye uçuracak bir kuş var: SÖZ! 
Söz ağızdan bir kere çıkar. Ya kendi isteğinizle ya size rağmen.  
Gönül ister ki kendi isteğinizle ağzınızdan çıksın söz. Yoksa kendi  
çıkarsa başınıza bela olur. Zira ne zaman bilir ne mekân. Olmadık  
bir zamanda, olmadık bir ortamda ağzınızdan çıktı mı yandı gülüm  
S9Z VE VİCDAN 
“Söz”ün, onu söyleyen kişinin bağlı olduğu ahlâk sisteminden  gayrı bağlı bulunduğu bir ahlâk sistemi var mıdır diye  düşünmüşümdür hep. Sanki adaletin temsilcisi gibi içimizden bizi  sürekli gözleyip, yanlış yaptığımız zaman bir süre izleyip gerekli bilgi  ve belgeleri topladıktan sonra karar vermek gibi bir görevi olduğunu  sanıyorum.  
Evet, evet! Söz ilâhî bir adalet sistemin temsilcisi olmalı!  Doğruyla, gerçekle ilgili bir yapısı vardır sözün. Bir olayı, bir  durumu olduğu gibi, değiştirmeden, bozmadan ifade ettiğiniz  zaman sözle bir sorununuz olmaz. Zaten sözün istediği de budur.  Olanı olduğu gibi ifade etmek. Ama eğer olanı olduğu gibi değil de  sizin istediğiniz gibi anlatırsanız yani “yalan” söylerseniz hiç 
affetmez sizi. Sabreder, sabreder ama bir gün o yalanınızı öyle bir  zamanda ortaya çıkarır ki neye uğradığınızı şaşırırsınız.  
Söz, doğruyu söylemek için vardır. Ve sözün içinde eylem  vardır. Yerine getirilmeyen bir söz, söz değil, “yalandır.” Yalan da  söz değildir. Çünkü insanlar birbirlerine “söz” verirler. Evlenmek  isteyenler önce “sözlenirler.” Bir insanın sözüne güvenmek demek,  o insanın verdiği sözleri gerçekte yerine getirmiş olması demektir.  Gerçekten sözünü yerine getirmeyen insanların sözüne güvenilmez ve  toplumda itibarsızlaştırılırlar.  
Bu nedenle, “sözde kaldı”, “sözde değil özde” gibi  tanımlamalar sözü hep üzmüştür. Söz zaten özü içine alan ve yapı  olarak da (S+öz=Söz) bunu herkesin gördüğü bir ifadedir. Zaten  söz yerine gelmiyorsa, başkalarını kandırmak için kullanılıyorsa,  kendi cezasını kendisi veriyor ve onu zor duruma düşüren kişiyi ele  vererek toplumun  vicdanına teslim ediyor.  
Söz, kişiden bağımsız bir vicdana bağlı olmasaydı ortalık  yalancıdan geçilmez ve biz bunları hiç de tanıyamazdık. Ortalık yine  yalancıdan geçilmiyor ama hiç olmazsa yüzlerinden tanıyabiliyoruz  onları. Çünkü sözün bir özelliği de yalan söyleyenlerin yüzündeki 
nuru alıp suratlarını kapkara yapmaktır. 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
25Oca

FETHİYELİ YAZARLAR MERSİN'DE

18Oca
12Oca

BİR YAZARIN MUTLULUĞU

05Oca

"ÖNCE EYLEM VARDI"

22Ara
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup