SÖZ VE VİCDAN


Ne kadar saklarsanız saklayın, o sakladığınız şey size inat bir gün ağzınızdan bir kaçıverir, neye uğradığınızı şaşırırsınız. Eveler gevelersiniz, ağzınızı kapatırsınız, dilinizi ısırırsınız ama nafile! Çıkan çıkmıştır bir kez ağızdan, cinin şişeden çıktığı gibi. Söylemek istemediğiniz, saklamak istediğiniz duygu ve düşüncelerinizi bir yere kadar içinizde tutabilirsiniz. Bir yerden sonra o duygu ve düşünceleri sizin boş bir anınızda dışarı taşıyacak, gelip dilinizin ucundan pıııır diye uçuracak bir kuş var: SÖZ! Söz ağızdan bir kere çıkar. Ya kendi isteğinizle ya size rağmen. Gönül ister ki kendi isteğinizle ağzınızdan çıksın söz. Yoksa kendi çıkarsa başınıza bela olur. Zira ne zaman bilir ne mekan. Olmadık bir zamanda, olmadık bir ortamda ağzınızdan çıktı mı yandı gülüm keten helva! “Söz”ün, onu söyleyen kişinin bağlı olduğu ahlak sisteminden gayrı bağlı bulunduğu bir ahlak sistemi var mıdır diye düşünmüşümdür hep. Sanki adaletin temsilcisi gibi içimizden bizi sürekli takip, yanlış yaptığımız zaman bir süre izleyip, gerekli bilgi ve belgeleri topladıktan sonra karar vermek gibi bir görevi olduğunu sanıyorum. Evet, evet! Söz ilahi bir adalet sistemin temsilcisi olmalı! Doğruyla, gerçekle ilgili bir yapısı vardır sözün. Bir olayı, bir durumu olduğu gibi, değiştirmeden, bozmadan ifade ettiğiniz zaman sözle bir sorununuz olmaz. Zaten sözün istediği de budur. Olanı olduğu gibi ifade etmek. Ama eğer olanı olduğu gibi değil de sizin istediğiniz gibi anlatırsanız yani “yalan” söylerseniz hiç affetmez sizi. Sabreder , sabreder ama bir gün o yalanınızı öyle bir zamanda ortaya çıkarır ki neye uğradığınızı şaşırırsınız. Söz, doğruyu söylemek için vardır. Ve sözün içinde eylem vardır. Yerine getirilmeyen bir söz, söz değil, “yalandır”. Yalan da söz değildir. Çünkü insanlar birbirlerine “söz” verirler. Evlenmek isteyenler önce “sözlenirler.” Bir insanın sözüne güvenmek demek, o insanın verdiği sözleri gerçekte yerine getirmiş olması demektir. Gerçekte yerine getirmeyen insanların sözüne güvenilmez ve toplumda itibarsızlaştırılırlar. Bu nedenle, “sözde kaldı”, “sözde değil özde” gibi tanımlamalar sözü hep üzmüştür. Söz zaten özü içine alan ve yapı olarak da(S+öz=Söz) bunu herkesin gördüğü bir ifadedir. Zaten söz yerine gelmiyorsa, başkalarını kandırmak için kullanılıyorsa, kendi cezasını kendisi veriyor ve onu zor duruma düşen kişiyi ele vererek toplum vicdanına teslim ediyor. Söz , kişiden bağlı bir vicdana bağlı olmasaydı ortalık yalancıdan geçilmez ve biz bunları hiç de tanıyamazdık. Ortalık yine yalancıdan geçilmiyor ama hiç olmazsa yüzlerinden tanıyabiliyoruz onları. Çünkü sözün bir özelliği de yalan söyleyenlerin yüzündeki nuru alıp, suratlarını kapkara yapıyor.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Ekm

HAZ VE  MUTLULUK 

06Ekm
30Eyl

GÖNÜLLERİ CİLALAMAK

22Eyl

AH ŞU EGO VAR YA ŞU EGO!

16Eyl
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup