BİR TELÂŞ İÇİNDE HERKES


Herkes bir telâş içerisinde. Koşturup durmakta akşama kadar. Ve kimsenin boş vakti yok. Kime sorsan:” Çok yorgunum! Hiç vaktim yok!” diyor. Komşuluk ilişkileri için vakit yok. Misafirlik için vakit yok. Hasta ziyareti için vakit yok. Eşi dostu arayıp sormak, büyükleri ara sıra ziyaret etmek için vakit yok. Bir koşturma, bir koşturma aman sormayın! Oysa üniversitede sosyoloji okurken, teoriler derdi ki: Teknoloji geliştikçe, aletler insanların yapacakları işleri yapacaklar. Bu sayede insanlar artık gece gündüz çalışmayacak. Onların yerine aletler çalışacak ve çalışma saatleri azalacak. Çalışma saatleri azaldığı zaman da, insanlar kendileri için daha çok vakit ayıracaklar. Birbirleri ile daha çok ve daha sıkı ilişkiler kuracaklar. Sinemaya, tiyatroya, gezilere daha çok gidecekler. Daha çok kitap okuyacaklar, daha çok şiir, daha çok öykü, roman okuyacaklar ve insan olarak kendilerini daha çok geliştirecekler. Böylece yaptıkları aletlere kendi işlerini yükleyerek, insan olmanın keyfini sürecekleri öne sürülüyordu. Şimdi teknoloji en üst noktalara gelmiş durumda. Çamaşır makineleri, bulaşık makineleri, elektrikli süpürgeler, robotlar evde kadınlarımızın yükünü neredeyse sıfıra indirmiş durumda. Fabrikalarda binlerce insanın yapacağı arabaları yapan makinalar harıl harıl çalışıyor. İş makineleri, yıllarca yapılacak dev binaları, bir kaç ayda bitirmekte. Uçaklar, otobüsler, trenler gideceğimiz yerleri yakın etmekte. Kısacası eskiden binlerce insanın yaptığı ve yıllarca zaman harcanan işler şimdi hem daha az insanla, hem de daha kısa zamanda yapılmakta. Baktığımızda ne yazık ki bu hayallerin hiçbirini göremiyoruz. Ne hikmetse işverenler teknoloji geliştikçe hiç de çalışma saatlerini azaltmıyorlar. Çalışmak, koşturmak, daha fazla. Hatta çalışan daha fazla çalışıyor. İşsizlik de bir o kadar arıyor. Çalışan çalıştığı için insani etkinliklere zaman bulamıyor. İşsiz de karnı aç olduğundan kendi derdine düşmüş vaziyette. Teknoloji arttıkça çalışma saati falan değil, aslında bir tek şey azalıyor: İNSAN. Evet azalan bir şey varsa o da insan ve insanlık. Teknoloji gelişince, alet çalışacak biz kendi işimize bakacağız, rahat edeceğiz derken tam tersi oluyor. Daha çok çalışıyoruz. Çünkü teknoloji geliştikçe, makine, alet vs artıyor. Ve biz ha babam onları alıyoruz. Kullanım süresi falan da umurumuzda değil. Modası geçeni değiştir. Bir ömür bu makinelere para harcamakla geçiyor ömrümüz. Makine bizim için çalışacağına, biz makine için çalışıyoruz. Yabancılaşma dediğimiz bu olgunun getirdiği tahribatın en büyüğü ise, “insani olan ne varsa silip süpürüyor.” Ömrümüzü makineye harcadıkça, biraz da bu işe özenmişsek eğer, bu özenti bizi eşten dosttan ediyor. Ne kimselere ziyaret, ne yardım, ne başka şey. İnsanlar birbirini unutup, makine, araba, araç gereç alma yarışına girip bir de üstüne üstlük birbirlerini bu sahip oldukları araçlara göre değerlendirerek ilişki kuruyorlarsa, insanlığın yerinde yeller esiyor demektir. Her şey kendi elimizde aslında. Kendi elimizle yaptığımızın buyruğuna gireceğimize, onları insanlığın hizmetine sunmak çok mu zor. Üstelik beyni olan makine değil, insan. Ve insani olanı yeniden yaşama geçirmek için tek tek her birimize büyük görevler düşüyor.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
27Ekm
20Ekm

HAZ VE  MUTLULUK 

06Ekm
30Eyl

GÖNÜLLERİ CİLALAMAK

22Eyl

AH ŞU EGO VAR YA ŞU EGO!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup