AH ŞU EGO VAR YA ŞU EGO!


AH ŞU EGO VAR YA ŞU EGO!

Kaç kez yazdım. Gına geldi artık. Egolarını şişirip böbürlenerek dolaşanları mı desem; son derece mütevazı görünüp, egoları paçalarından akanları mı desem bilemiyorum.

Ölüdeniz' de sanat etkinlikleri yaparken, toplumun çılgınca  ilgi gösterip alkışladığı popüler sanatçıların yanında,  kendim edebiyatın içinde olduğum için popüler olmayan ama edebiyatımızın değerli isimlerini de davet edip  onurlandırmak isterdim. Arkadaşı bir etkinliğe davet ediyorsun. Aslında daveti havada kaptığını biliyorsun Zira başka çağıran eden pek olmadığını biliyorsun.  Sevinip bu davetten dolayı sana teşekkür edeceğine, kendini bir kasıyor ki görmeyin. "Bir ajandama bakayım da ben sana döneyim " dediği an benim bütün isteğim sevincim kaybolup gidiyor. Yani karşıdan bir teşekkür beklerken, arkadaş bunu bile sana çok görüyor. Ve hemen havalara  girip sanki çok arayanı soranı varmış gibi, bir ajandasına bakıp da öyle cevap vereceğim diyor.

İlk  zamanlar bu numaraları amiyane tabirle yiyordum ama deneyim kazandıkça artık bu numarayı yemez oldum. Bu ne kardeşim bir teşekkür etmeyi bil.  Ne bu kibir, kasıntı, ego.  Seni çağıran  yok eden yok. Orada  oturuyorsun biri davet etsin diye dua ediyorsun.. Bir  teşekkür et."  Sağol  kardeşim , beni de düşünmüşsün değer bilirliğine teşekkür ederim. Demek ki bu dünyada kadir kıymet bilenler de varmış!"  diyeceğine egondan, olmaz olası egondan esirgiyorsun bunları söylemeyi. 
 Haydi ünlüler popüler olmuşların egosu neyse de sen bari yapma bunu kardeşim ya bu ego nedir ya.Bari bana yapma.

Yine arkadaşı bir kitap fuarına imza günü için davet ediyorsun ve yine, "düşündüğünüz için teşekkür ederim, çok sevindim" diyeceğine, yok efendim 5- 6 yerde imza günü varmış da onlara gitmeyi düşünüyormuş ama haydi neyse  bize tercih edecekmiş falan filan.  Yani demek istiyor ki mealen bak kardeşim  oradan buradan beni davet eden yok ama ben gelirsem kitap satılmazsa tepene binerim. Ne yap et kitaplarımı sat ve paramı cebine koy. Bu numaraları da ilk zamanlar yiyordum tabii ama sonra  onları da yemez oldum.  Ha öyle mi, başka yerden mi çağırıyorlar oraya gidin kardeşim . Bizim buraya gelme. Bizim buraya daha çok popüler olmayan,  başka yerlerden  davet edilmeyen arkadaşları çağırıyorum.  Sen,  seni çılgınca alkışlayacak insanların yanına git  hem de koşa koşa git. Hiç vakit kaybetmeden git. 

 Ajandasına  bakanlara da öyle diyorum. Mademki bu kadar yoğunsun ve bir tercih yapacaksın hiç yapma kardeşim, ajandanda olan yerlere git güle güle.  Hay yalanın batsın senin. Sonradan deneyim kazandıkça artık böyle böbürlenen kibir abidelerini davet etmez oldum.  Lazım değil kardeşim  Bize kibirsiz,  tevazu sahibi, güzel, halden anlayan samimi dostlar lazım.  Edebiyatçı olup da böyle güzel olan insan çok az . Onun için  yıllar sonra şöyle bir karar verdik:  Güzel olan edebiyatçılar , güzel, kıymetli değerli, değerbilir arkadaşlarımızı davet edelim ki emeklerimiz heba olmasın, boşa gitmesin onca çaba. Hem arkadaş mutlu olsun hem biz verdiğimiz emeğin hakkını alabilelim.  Biz ona teşekkür edelim,  o bize teşekkür etsin . Ya bir teşekkür etmek bu kadar zor mu? Arkadaşım bu kibir ne. Bu kibir  öldürür insanı. 
Dedim ya gerçekten yoğun olanları, sürekli davet edilenleri bildiğim için jest olsun diye bu arkadaşları davet ediyordum güya. 

Ya bu memeketin halı ne böyle?
 Hele de şu koronavirüs gelmiş. Ölüm ensemizde kol geziyor. Üç günlük dediğimiz ömür bile üç dakikaya inmiş. Biraz sonra ne olacağımız belli değil ama ne kibir bitiyor, ne rant kavgası, ne yalan dolan, ne milletle kafa bulma bitiyor. Ne Allah korkusu kalmış, ne kuldan utanma.  
Gel de söylenme!

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Ekm

HAZ VE  MUTLULUK 

06Ekm
30Eyl

GÖNÜLLERİ CİLALAMAK

22Eyl

AH ŞU EGO VAR YA ŞU EGO!

16Eyl
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup