ADAM GİBİ YAŞAMAK VARKEN!


Bir canlı olarak hele de bir insan olarak bu evrende yer alma şansına kavuşmanın onurunu ve keyfini yaşamak varken, üç kuruşluk hesaplar uğruna bir ömrü heba edenlere şaşarım. Günlük yaşam telaşında kaybolmuş insanlara bile bunu yakıştırmazken, kendine “ şair” ve “ yazar” sıfatı yakıştıranlara hiç yakıştırmam. Geldik, gidiyoruz. Ardımızda bir “duruş” bırakarak gitmek gerekmez mi? Duruş derken elbet eğilmeyen, bükülmeyen dik bir duruştan bahsediyorum. Madde karşısında eğilmeyen, günlük üç kuruşluk zevkler için gevşemeyen, insanı yücelten değerlere sahip bir duruş. Böyle insanlar çoğaldıkça yaşam daha anlamlı, daha yaşanılası bir hale geliyor. İşte şair ve yazarların görevi de bu duruşu oluşturmanın yollarını bulup çıkarmak ve değerleri kalıcı kılmak olmalıdır. Şairlerin herkesten farklı üçüncü bir göze sahip olması gerektiğini söylediğimde bunu kastediyorum. Şair ya da yazar önce kendisi bir duruş sahibi olacak, mütevazi, bilgili ve sezgi gücü yüksek olacak sonra da bir duruşun nasıl yakalanacağını insanlara göstermiş olacak . Hem yaşantısıyla hem de eserleriyle göstermiş olacak. Sadece eserlerinde olması yetmez. Kendisi bizzat yaşamıyla göstermesi gerekir duruş sahibi olduğunu. Birlikte yaşamanın keyfini çıkarmak için paylaşmanın önemini, kendinde mal mülk biriktirerek değil dostlarla paylaşıp gönül kazanmanın gereğini, sadece kendini değil karşındakini de düşünerek mutlu olunacağı gerçeğini öne çıkaracak şair ve yazarlar isterim ben. Yoksa üç tane satırı altalta getirmişsin yan yana getirmişsin duygularını dile getirmişsin hepsi hikaye. Boş şeyler bunlar. Yaşamın kendisini şiir gibi yaşamak lazım. Kağıtlara yazmışsın ne yazar işe yaramadıktan sonra. Adam gibi yaşamadıktan sonra sözüm ona dünyanın en güzel şiirini yazsan ne fayda! SARIKAMIŞ’A YOLCULUK Siz bu satırları okurken ben Sarıkamış’a doğru yollarda olacağım. Doğduğum yerlerde şair ve yazar dostlarımla güzel günler geçireceğimi umuyorum. Sarıkamış üzerine yazılmış bir şiirimle bitireyim yazıyı: Sarıkamış özlemi aslında ölümden korkmuyorum o kadar ne de ölümden sonra nereye gideceğim kaygılandırıyor beni yeter ki gideceğim yerde biraz Sarıkamış havası bir demlik çay olsun yanında da azıcık çeçil peynir biraz kuymak biraz da tuluk peyniri göğermiş bir de ayıp olmazsa eğer iki tike kaz eti bir dilim kerti ekmek yanımda bunlar olsun dönersem bir daha geri namerdim

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup