TÜRKİYEDE SAVAŞ MUHABİRLİĞİ VE EKSİKLİKLER - ATİLLA DUYAR

TÜRKİYEDE SAVAŞ MUHABİRLİĞİ VE EKSİKLİKLER


Türk medyası Körfez Savaşı ve Bosna Savaşı’ndan bu yana bulunduğu coğrafyada yaşanan savaşlara ve çatışmalara yoğun ilgi göstermiş, daha önceki yıllara oranla daha fazla sayıda haberci sıcak gelişmelerin yaşandığı çatışma ve kriz bölgelerinde görev yapmıştır.
 Çok sayıda haberci Filistin, Afganistan, Azerbaycan gibi kritik bölgelerde görev yapmıştır. Bu yıllarda savaş gazeteciliğinin önemi giderek artmıştır. Böylelikle savaş gazeteciliği bir uzmanlık alanı olarak kendini göstermeye başlamış, savaş bölgelerinde yetişen gazetecilerin tecrübeleri ve gözlemleri önem kazanmıştır.
 Bu açılardan 1990’lı yıllar ülkemizde savaş gazeteciliğinin gelişiminde önemli rol oynamıştır.. Pratikte psikolojik ve fiziksel açılardan ve haberciliğin işlevselliğinin uygulanması bakımından diğer gazetecilik alanlarından çok daha fazla zorluk içerir. Çünkü habere ulaşmak, savaş gazetecisi için çok daha fazla risklidir ve tecrübe gerektirir. 
Bununla beraber savaş haberciliği  şu anda  RUSYA-UKRAYNA savaşında  olduğu  gibi bölgeden sadece ölü ve yaralı sayısını vermek, çatışmaların hangi noktalarda olduğunu bildirmek demek değildir. Ülkemizde 2000’li yıllarda bir kavram olarak pratikte atağa geçen savaş muhabirliği henüz  maalesef  kurumsallaşamamıştır. Bunun sebebi sıcak bölgelere gönderilen gazetecilerin çoğu zaman çok kısa süreler zarfında kritik noktalardan haber geçip ülkeye geri dönmesi ve medya kuruluşlarının bölgede savaş gazeteci yetiştirecek istihdamı ve ekonomik yeterliliğinin bulunmamasıdır.  Savaş  muhabirliği  eğitimi  Anadolu  ajansı  ve  polis  işbirliği  ile yapılmakta  ama   dünya   standartlarına  bakıldığında süre   ve  kapsam  olarak gerilerde  kalmaktadır. 
Bu  arada   Ülkemizde bu durum sadece büyük medya patronlarının yetkisinde olduğu için gelişme fırsatı bulamamıştır. Öte yandan gazetecilerin kendi ülkelerinde hakları ve güvenliği medya patronlarının insafına kalmışken, gazetecilerin savaş bölgelerinde yetiştirilmesi, haklarının ve güvenliklerinin dünya standartlarında olabilmesi bir lüks olarak da görülmektedir. 
Ülkemizde savaş gazeteciliği halen çatışma anının haberleştirilmesi ya da kısa süreli haber istihdamı anlayışıyla yapılmaktadır. Bununla birlikte savaş bölgesinde gidecek olan gazetecilerin  pek çoğuna hiçbir eğitim verilmemektedir. Hatta savaş bölgesine  gönderilen gazeteci ve kameramanın  tek güvenliği üzerinde “PRESS” yazan bir can yeleğinden ibarettir.
 Savaş muhabirliğinin kurumsallaşması adına atılan bu önemli adımdan ne yazık ki savaş bölgelerine giden her gazeteci faydalanamamaktadır. Ülkemizdeki diğer haber ajanslarından sıcak bölgelere giden gazeteciler bu eğitimleri alamamakta çoğu zaman ilkyardım eğitimi bile olmayan kişiler savaş bölgesine gönderilmektedir.  Oysa ki bu durum Batı’da çok farklıdır. Çoğu gazeteciye yapılan savaş sigortası, savaş haberciliği eğitiminin hemen hemen her medya kurumunda uygulanması, gazetecinin güvenliğinin ve haklarının geniş çerçevede garantide olması, yüksek  maaş gibi pek çok detay, Batı’da savaş gazeteciliğinin ülkemizden daha çok ciddiye alındığının bir göstergesidir.
 Bununla beraber Ortadoğu’daki sıcak gelişmelerle  birlikte   Suriye’de  UKRAYNA da  meydana gelen iç savaşta ülkemiz ve dünya medyası savaş haberciliği açısından başarısız olmuştur. Suriye ile ilgili birkaç yıl öncesine kadar “Suriyeli muhalifler, Özgür Suriye Ordusu, IŞİD, PYD” gibi oluşum ve grupları hiç kimse bilmiyordu. 
UKRAYNA da ise  ne  ayrılıkçılar  ne de  bölgesel  savunma  halk  milisleri biliniyordu.
 Öte yandan kimi siyasi çevrelere hizmet eden medya kuruluşları bölgeye gönderdikleri savaş muhabirlerinin üzerinden yalan haber yapmaktan geri kalmamışlardır. Bu  durumu   UKRAYNA  da  çok sık  görmekteyiz.
 Sadece medyaya yansıyan ve kamuoyunun öğrenebildiği yalan haber sayısı oldukça fazladır. Bu durumda da saygın diyebileceğimiz yerli ve yabancı pek çok medya kuruluşu sınıfta kalmıştır. 
Sonuç  olarak;
Özellikle  medyamızın artık  dünyadaki  bu  özel  donanımlı  savaş  ve  çatışma  muhabirlerine  acilen  ihtiyacı vardır.
DEĞERLİ  EMEKÇİ  SAVAŞ  MUHABİRİ  ARKADAŞIM. GÖREVİN  ORADA KAHRAMANLIK  YAPMAK  DEĞİL,TARAFGİRLİKDEN  KURTULARAK  TOPLUMUMUZU  AN  BE  AN AYDINLATMAKTIR.  SENİN  CAN  GÜVENLİĞİN  HERŞEYDEN  ÖNEMLİDİR.
 

YAZIYI PAYLAŞ!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Solistler