BAŞIMIZIN BELASI PESTİSİTLER, SORUNLAR VE ÖNLEMLERİ - ATİLLA DUYAR

BAŞIMIZIN BELASI PESTİSİTLER, SORUNLAR VE ÖNLEMLERİ


Pestisit ;böcekler, otlar, mantarlar ve kemirgenler gibi canlılara karşı kullanılan zehirli kimyasallara verilen genel bir addır.

Kullanımı söz konusu "zararlılar" nedeniyle yaşanabilecek kayıpları azalttığı savunulsa da toprak, hava ve su kirliliği; böcekler ve bu böceklerden beslenen kuşlar gibi çok sayıda canlı türünün popülasyonunun azalmasına  yaptığı  etki nedeniyle oldukça tartışmalı bir konu olarak ortaya  çıkmaktadır.
Buna ek olarak, pestisitlerin insan sağlığına, doğurganlıktan kansere kadar büyük etkileri de vardır. Diğer yandan kullanılmasının uzun vadede verimlik artışına neden olup olmadığı da kesin değildir. 
Buğday Derneği'nin paylaştığı Tarım ve Ormancılık Bakanlığı verilerine göre 2013-2019 yılları arasında pestisit kullanımı yüzde 51 artmasına rağmen, hektar başına ton olarak buğdayda yüzde 14, meyve grubunda yüzde 15, sebze de yüzde 8 verim kaybı söz konusudur.

AB, gıda ve yem ticaretinde kamu sağlığını korumaya yönelik olarak paydaşlarını bilgilendirmek için Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) adında bir portal kullanmaktadır. Bu portal da ilgili ürüne, kaynak ülkesine ya da bildirim çeşidine göre aramalar, tarihe göre daraltılarak yapılabilmektedir.
2021'de Türkiye kaynaklı gıda ve yem ürünlerine ilişkin toplam 563 bildirim yayımlanmıştır. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği 2021'de 372 parti ürünün çoğunluğu pestisit kalıntıları nedeniyle AB sınır kapılarında reddedilerek Türkiye'ye iade edildiğini açıklamıştır.

RASFF tarafından hazırlanan en güncel yıllık rapor olan 2020-2021 analizinde, ilgili dönemde en fazla bildirimin yapıldığı kategorinin meyve ve sebzeler olduğu belirtiliyor. Bunda temel etkense Bulgaristan sınırında Türkiye'den gelen ürünlerle ilgili pestisit kalıntıları bildirimlerinde yaşanan artış. Rapor Bulgaristan'ın bu nedenle en sık bildirim yayımlayan ülke olduğunu not etmektedir.

Önemli  bilim  adamları , 2022'de bu artışın devam edebileceği konusunda bizleri uyarmaktadır.2022 Nisan ayının başından 9 Mayıs'a kadar geçen sürede 41 pestisit bildiriminin yapıldığını ve bunun 2019 yılında yapılan tüm bildirimlerin yarısı olduğunu da   hatırlamak  gerekmektedir.
Buğday Derneği'ne göre bildirimler, Türkiye'den ihraç edilen biber, mandalina, greyfurt, limon, portakal, asma yaprağı, üzüm, kuru incir, nar, baharat ve bitki karışımları, haşhaş tohumu, keçi boynuzu zamkı ve kimyonda  tarım zehiri kullanıldığını göstermektedir.

Tarım ve Orman Bakanlığı pestisit kalıntıları konusunda iç pazarda sıkça denetimler yapmaktadır. Buna karşın Buğday Derneği bu denetim sonuçlarının, farklı ürün gruplarında olduğu gibi şeffaflıkla paylaşılmamasının artışla birlikte iç pazara sunulan ürünlerde daha fazla pestisit bulunabileceğine dair tüketicilerde büyük endişe yarattığını belirtmektedir.

Bana göre; tarım ürünlerinin denetiminin tarlada başlaması gerektiği, pazarların, hallerin de denetlenmesi ve sonuçlarının şeffaf bir şekilde ifşa edilmesi gerektiğini değerlendiriyorum.

Yani , AB  tarafından iade edilen ürünler Türkiye'deki mevzuata uygun değilse hemen imha edilmesi  gerekmektedir. Ancak tonlarca gıdanın bu şekilde imha edilmesi şiddetlenen gıda krizi uyarılarının eşiğinde oldukça tartışmalı bir konu haline geldiğini de unutmamak gerekmektedir.
Aslında  sorunun yönetmeliklerden değil uygulamalardan kaynaklandığını görmemek  için de kör  olmak  gerekir.
Daha ucuz olduğu gerekçesiyle kaçak ve tarihi geçmiş pestisit kullanımının da önemli bir sorunolarak  karşımıza  çıkmaktadır.
Aslında   yine bana  göre, çiftçilerin pestisit kullanımıyla ilgili yeterince bilinçlendirilmemesi de ürünlerdeki limitlerin aşılmasına neden olmaktadır. 
Heinrich Böll Stiftung Derneği tarafından 2021'de yayımlanan Et Atlası raporuna göre dünya çapında pestisit kullanımı 1990'dan beri yaklaşık  üçe katlandı. Bugün 5  milyon tonun üzerinde aktif içerikten söz ediliyor ancak ticareti yapılan miktarın daha fazla olduğu belirtilmektedir.
Artan talepten en fazla faydayı ise pestisit üreticileri sağlıyor. Dünyanın en büyük beş pestisit şirketi dünya pestisit pazarının yaklaşık yüzde 80'ini kontrol ediyor.
Pazarın büyüklüğünün 2019  verilerine  göre   70 milyar dolar olduğunu  da   unutmamak  gerekir.
SOFRALAR
Sonuç  olarak; 

Bana göre Uluslararası Organik Tarım Vakfı, Agro-ekolojik tarım yöntemleri pestisitlere maruz kalmayı engellerken, hava, toprak, yüzey suyu ve yeraltı suyu kalitesini de iyileştirdiğini söylüyorlar.
Agro-ekolojik yöntemler daha az müdahale gerektirmesi ve toprağın canlılığını korumasına yardım ettiği için iklim kriziyle mücadelede de oldukça önemli rol oynamaktadır. 

Var olan tarım gıda sistemlerinin sürdürülebilirlik sorunu karşısında bu yöntemlerin tüm dünya nüfusunu beslemesinin mümkün olabileceğini de düşünmekteyim
.
Zehirsiz Sofralar Platformu, insana ve çevreye zarar veren tarım zehirlerinin yasaklanması için daha  önce ÇEVRİM İÇİ ZEHİRSİZ tarım Kampanyası başlatmıştı. Kampanyaya 166 bini aşkın kişi imza desteği verdi. Aslında   bu  durumun  önemli  bir  gelişme  olduğunu da düşünmekteyim

Platform'un açıklamasında kısaca şu ifadeler yer aldı:

"Tarım ve Orman Bakanlığı, AB geçiş sürecinde 200'ün üzerinde, Kampanya döneminde ise 27 pestisit etken maddesinin yasaklanmasına karar verdi. Ancak kampanya talepleri arasında yer alan, Dünya Sağlık Örgütü'nün "son derece tehlikeli", "yüksek seviyede tehlikeli" ve "muhtemel kanserojen" olarak belirlediği 13 etken maddeden 9'u ise hâlâ yasaklanmadı."

İŞTE   DURUM  BUDUR….

YAZIYI PAYLAŞ!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Solistler