İrade’nin Kaynağı - Afi Can

İrade’nin Kaynağı


Cervantes’in, Montaigne ya da Dante’nin başına böyle şeyler gelmiş miydi? Umarım gelmemiştir. İnsanlık tarihinin en kötü üç icadının sorgusuz sualsiz hüküm sürdüğü bir dönemden geçiyoruz. Şairler, yazarlar, çizerler kısacası edebiyatçılar, politikacılar ve sermayedarları kast ediyorum. Artık başlarına buyruk, istedikleri gibi davranabiliyorlar. Her bolu valisine bir Köroğlu çıkmıyor, Agememnon’lara karşı koyan Hector’lar bulunmuyor. Kahraman diyebileceğimiz insanların ne olduysa bizim dönemimizde soyları birden tükendi. Bu durum gücüme gitmiyor değil. Neden diye sormak aklıma gelmedi değil geldi ama zahmet edip üzerine düşünmek içimden gelmedi. Bende herkes gibi gereksiz gördüm bu konuyu. Nasıl olsa su akar yolunu bulur değil mi? Ama kahraman kısırlığının sebebinin ne olabileceği üzerine düşündüm. İrade konusuna ulaştım. Peki, İradenin Kaynağı ne? Neden iradesi, güç ve zenginlikler karşısında zayıf bireyler olduk. Belki de artık tekil kahramanlıklar çağı kapanmıştır bilemiyorum. Lakin toplumsal kahramanlıklar henüz yeni başlamalı, Gandhi, Martin Luther King gibi figürler bize bunu gözümüze sokarak göstermiş olmalı değil mi? Konumuza dönecek olursak İradenin Kaynağı nedir? Sorumuz bu… Metafizik ve dini görüşlere göre irade gücü, her insanın kendi karar verme becerisinden kaynaklanır. Görünen tanımı ve toplumlar ile dinlerin genellikle kabul ettiği biçimi bu. Peki, gerçekten kararlarımızı kendimiz mi veriyoruz? Yoksa sadece bize sunulanlar arasından seçim yapmamız mı bekleniyor? Bu soru başka günün sorusu olarak rafta kalsın. İradenin kaynağını incelediğimizde toplum ve dinlerin bizden beklentilerine göre bireyin hal ve tavırlarından başlayarak düşüncelerine kadar el uzatması olarak tanımlayabilirim. Belirli kalıp ve normlar içinde davranmamızı bekleyen bu sözde erdemin aslında insanlık için büyük bir tasma olduğunu dikkatlice bakınca, rahatlıkla anlayabiliriz. Günümüzde irade anlayışı tekil ve çoğul terbiye mekanizmasıdır. Ve son derece yanlış olduğu gibi insan için zararlıdır. İrademiz kimsenin ipotek koyamayacağı, istek ve arzularımızın gemlenmeden, hayal gücümüzün en üst seviyesinde ortaya çıkan insancıl bir güçtür. Örneğin iradeli insan Atatürk'tür. İradeli insan, Einstein’dır, İradeli insan Michael Jordan’dır. Ama içki günah diye içmeyen insan iradeli bir insan değildir iyi terbiye edilmiş bir kimsedir. Ya da sokakta öpüşmek ayıp diyerek sevgisini toplumun beklentilerine göre sınırlandıran birey sadece iyi terbiye edilmiş bir kimsedir. Ama asla iradeli bir kimse değildir. İrade bu değildir. Tabi ki bu ayıp, günah gibi kavramlar üzerinden sosyal hayatta, ahlaki bir fayda beklentisi içinde değilse kimse geçerli olan bir şey.. Yoksa iyi insan olmanın kendisine fayda sağladığına, sosyal hayatta itibar görmesine ya da yükselmesine yaradığı için bu kılık değişikliklerine tamah ediyorsa birey ona yapacak bir şey yok. Samimi olarak inanan insanları da bu durumdan ayrı tutarım. Unutmamak gerekir ki inanç iradenin zehridir. Son olarak bu konuyu önümüzdeki hafta iradenin hedefi ne olmalı sorusu ile devam ettireceğimi söylemek isterim. Sağlıcakla kalın, sevgiyle kalın, edebiyatla kalın. Keyifli haftalar dilerim. Ne diyordu şair, Burası dünya ne çok kıymetlendirdik, ne çok birbirimizi şekillendirmek istedik. Halbuki ekip biçip,içip gidecektik…

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup