Geçtiğimiz günlerde Türk futbolunun nadide incilerinden biri olan Fethi Heper, 81 yaşında
hayata veda etti. Eskişehirspor’un formasını terleten, “Fethi–Nihat–Ender, filelere gönder”
sloganıyla bütün gönüllerin hafızasında yer edinen efsane kaptan, sadece sahadaki
performansıyla değil, aynı zamanda Türk futbolunun kültürüne kazandırdığı değerlerle de
anılıyor. Vefatı, hem Eskişehirspor camiasını hem de tüm Anadolu’yu derin bir üzüntüye
boğdu. Bugün, onun kariyerine, unutulmaz Sevilla maçındaki destanına, tribünlerde yarattığı
coşkuya ve yaşam öyküsüne dair hatıraları, gelecek nesillere aktarmanın önemini bir kez
daha hatırlıyoruz.
Bir Efsanenin Doğuşu
Fethi Heper, 3 Şubat 1944’te Eskişehir’de dünyaya geldi. Futbola olan tutkusunu henüz beş
yaşında, sokaklarda top oynayarak keşfetti. Genç yaşta yeteneği göz dolduran Heper, 1960
yılında lisanslı futbol hayatına Eskişehir Gençlik Kulübü’nde adım attı. Ardından, 1965
yılında Eskişehirspor’un kurucu kadrosunda yer alarak, sarı-kırmızılı renklere gönül
verdikten sonra, Eskişehirspor tarihine damgasını vurdu. Onun adı, sadece attığı gollerle
değil, aynı zamanda futbolun ruhunu, mücadele azmini ve taraftarlarla kurduğu eşsiz bağla
da anıldı.
Eskişehirspor’un 1970’li yıllarda yaşadığı zaferler, Heper’in önderliğinde, tribünlerde yankı
bulan tezahüratlarla adeta bir destana dönüştü. Özellikle “Fethi–Nihat–Ender, filelere
gönder” sloganı, o yılların unutulmaz marşlarından biri haline geldi. Fethi Heper, 9 sezonda
toplamda 121 gol kaydederek, Türkiye liglerinde iki kez gol kralı olmuş; 1969–70 ve 1971–72
sezonlarında attığı gollerle rakip savunmaları altüst etmişti.
Efsanevi Sevilla Maçı: Tribünlere Yazılan Destan
Tarihe altın harflerle yazılan anılardan biri de, 5 Eylül 1970 tarihinde Eskişehirspor’un Fuar
Şehirleri Kupası’nda İspanya’nın köklü kulüplerinden Sevilla’ya karşı oynanan maçtır. O gün,
tribünlerdeki coşku doruktaydı. Eskişehirspor taraftarları, yüreklerinde Anadolu’nun asla
boyun eğmeyeceğine dair inançla, her dakikayı büyük bir heyecanla takip ediyordu. İşte tam
da bu atmosferde, Fethi Heper sahaya çıkınca, adeta zaman durdu; tribünlerdeki kalabalığın
heyecanı, stadyumun dört bir yanında yayılan bir umut ve azim dalgasına dönüştü.
Heper, topu ayağında sanki bir ressamın fırçası gibi ustalıkla yönlendiriyor, rakip defansın
arasından süzülüyordu. O an, tribünlerdeki her bir taraftar, gözlerinde yaşlarla birlikte
yüreklerinde bir umut kıvılcımı hissediyordu. Ve geldi o an: Fethi Heper, ceza sahasının
hemen dışında aldığı topu ustalıkla kontrol edip, hızla ileriye koştu. Savunmanın en karanlık
zaaflarını ortaya çıkaran o hareket, tribünlerden yükselen “Fethi! Fethi!” tezahüratlarına
ilham kaynağı oldu.
Maçın seyrini değiştiren an, Heper’in kaleciyi dize getiren, defansın titrediği o kritik
pozisyonda geldi. Üç golle adeta rakip defansı adım adım çökerten Heper, Sevilla’ya karşı
gösterdiği üstün performansla Eskişehirspor’un zaferine giden yolu açtı. O gol, sadece bir
sayı değildi; tribünlerdeki coşkunun, Anadolu’nun direniş ruhunun, inancın ve umudun
simgesi haline geldi. Taraftarlar, o golleri izlerken, yıllar sonra bile kalplerinde sönmeyen o
ateşi yeniden hissettiler. Eskişehirspor’un efsanevi başarısı, Fethi Heper’in adeta
ölümsüzleşen performansıyla, unutulmaz bir anıya dönüştü.
Tribünlerin Ruhu, Anadolu’nun Kalbi
Eskişehirspor tribünleri, sadece maç izleyen yerler değil; Anadolu’nun, küçük şehirlerin,
köylerin ve kalplerin birleştiği, sevdanın, inancın ve coşkunun buluştuğu kutsal mekanlardır.
Heper’in attığı goller, tribünlerdeki her tezahüratla yankı buldu; “Fethi bizim efsanemiz!” diye
seslenen kalabalık, her gol anında adeta bir bayram havasına büründü. Tribünlerde, o gün
yaşanan o coşku, sadece futbolun değil; insanın, toplumun ve kültürün, asla boyun eğmeyen
ruhunun bir göstergesiydi.
Günümüzde, Fethi Heper’in adı, Eskişehirspor’un duvarlarında, tribünlerde, eski maç
bültenlerinde ve anı defterlerinde yer alıyor. Her yeni nesil, onun hikayesini dinledikçe,
Anadolu’nun o sarsılmaz inancını, direnişini ve asla pes etmeyen ruhunu daha iyi kavrıyor.
Fethi Heper, sadece bir futbolcu olarak değil, aynı zamanda, Eskişehirli gençlere ilham
veren, "bizim efsanemiz" olarak anılan bir liderdi.
Futbolculuktan Akademisyenliğe: Bir Hayatın Çifte Başarısı
Fethi Heper’in öyküsü, yalnızca sahadaki başarılarla sınırlı kalmadı. Futbolculuk kariyerine
adım attıktan sonra, akademik dünyaya geçiş yaparak, Türkiye’nin ilk ve tek “profesör gol
kralı” olarak tarihe geçti. Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde aldığı lisans
eğitiminin ardından, 1978’de doktorasını tamamlayan Heper, 1981’de doçent, 1988’de ise
profesör unvanını aldı. Bu dönüşüm, onun ne kadar çok yönlü ve azimli bir insan olduğunu
gösteriyordu.
Sahada attığı goller kadar, akademik dünyada da gösterdiği başarı, Fethi Heper’in adını
ölümsüzleştirdi. O, futbolun ve eğitimin kesiştiği nadir noktalardan birinde yer alarak,
gençlere hem sporda hem de hayatta azim, disiplin ve çalışkanlık dersleri verdi.
Eskişehirspor’un eski efsanesi, aynı zamanda, Türkiye Futbol Federasyonu gibi önemli
kuruluşlarda yönetici olarak görev yaparak, Türk futbolunun gelişimine de katkıda bulundu.
Bir Efsaneye Sonsuz Veda
13 Şubat 2025’te, KOAH tedavisi nedeniyle Eskişehir’de tedavi altına alınan Fethi Heper,
tüm mücadeleye rağmen hayatını kaybetti. Onun vefatı, Türk futbolu ve Eskişehirspor
camiası için tarifsiz bir kayıp oldu. Kulübün resmi açıklamalarında, “adını tarihimize altın
harflerle yazdırmış efsanemiz” ifadesi kullanılırken, tribünlerden yükselen sessizlik, o anı
yaşayan herkesin derin üzüntüsünü yansıtıyordu.
Vefatının ardından, Türkiye Futbol Federasyonu ve Eskişehirspor gibi kurumlar tarafından
yapılan başsağlığı mesajları, Fethi Heper’in ne denli büyük bir değer olduğunu bir kez daha
ortaya koydu. Onun cenaze töreni, 15 Şubat Cumartesi günü Mahmut Sami Ramazanoğlu
Camii’nde öğle namazı sonrasında düzenlenecek; bu an, sadece ailesi ve yakınları için
değil, tüm Türk futbolu için bir veda töreni olarak hafızalara kazınacak.
Efsanenin Mirası ve Geleceğe Mesajı
Fethi Heper’in hayatı, yalnızca attığı goller, kazandığı kupalar ve kırdığı rekorlarla sınırlı
değil; aynı zamanda, o ruhu, azmi ve insanlara verdiği ilhamla da ölçülür. Eskişehirspor’un o
altın çağında, tribünlerde yükselen her tezahürat, Fethi Heper’in yaşam mücadelesini,
Anadolu’nun inancını ve tutkusunu simgeliyordu. Bugün, onun adı, gelecek nesillere ilham
veren, sporun ve eğitimin kesişim noktasında örnek alınan bir efsane olarak anılıyor.
Her ne kadar Fethi Heper’in vefatı kalplerde derin bir boşluk oluştursa da, onun mirası ve
öyküsü, gelecek yıllarda da unutulmayacak. Eskişehirspor’un, Fethi Heper’in attığı o
destansı gollerin, tribünlerdeki coşkunun ve Türk futbolunun o sarsılmaz ruhunun izleri,
gelecek nesillere aktarılacak; her maçta, her tezahüratta, her anıda onun ruhu yeniden
dirilecektir.
Fethi Heper; sahadaki liderliği, akademik başarısı, esneklik, inanç ve mücadele azmiyle,
Anadolu’nun kalbinde sonsuza dek yaşayacak. Onun öyküsü, zorlu mücadeleler karşısında
asla pes etmeyen bir yüreğin, tutkuyla ve inançla nasıl zirveye çıkabileceğinin en güzel
örneğidir. O, hem Eskişehirspor’un hem de Türk futbolunun ölümsüz bir parçası olarak,
gelecek kuşaklara örnek olacak; çünkü gerçek efsaneler, zamanın ötesinde yaşar.
Tribünlerden Gelecek Mesaj
Tribünlerde, Fethi Heper’in anısına yapılan saygı duruşları, onun öyküsünü anlatan
tezahüratlar, genç taraftarların kalplerinde yeniden canlanıyor. O günlerde, stadyumun her
köşesinde yankılanan “Fethi bizim efsanemiz!” sözleri, yalnızca bir futbolcunun öyküsünü
değil, aynı zamanda Anadolu’nun inancını, azmini ve umudunu yansıtıyordu. Eskişehirspor
tribünleri, yıllar geçse de o anların sıcaklığını, coşkusunu ve samimiyetini asla
unutamayacak.
Gelecek maçlarda, tribünlerden yükselen her tezahürat, Fethi Heper’in attığı o muhteşem
gollerin ve gösterdiği o olağanüstü performansın bir yankısı olarak kalplerde yer edecek.
Onun öyküsü, yalnızca geçmişin bir hatırası değil; aynı zamanda, geleceğe dair umut ve
inancın, yeniden doğuşun simgesidir.
Bugün, Fethi Heper’in vefatını derin bir üzüntüyle anarken, onun yaşam öyküsünü, sahada
ve sınıfta sergilediği başarıları, inançla dolu duruşunu ve tribünlerde yarattığı eşsiz coşkuya
bir kez daha şahit oluyoruz. Türk futbolunun, Eskişehirspor’un ve Anadolu’nun en nadide
efsanelerinden biri olarak adını tarihe altın harflerle yazdıran Fethi Heper, geride bıraktığı
mirasıyla, gelecek nesillere ilham vermeye devam edecek.
Onun attığı her gol, oynadığı her maç, gençlere ilham veren liderliği ve akademik başarıları,
yaşamın zorlukları karşısında umudunu yitirmeden mücadele etmenin, inancını
kaybetmemenin bir simgesi olarak kalplerimizde yer edinecek. Eskişehirspor’un efsanesi,
tribünlerdeki coşkunun, her yeni maçta yeniden dirilen bir umut ışığının adıdır.
Veda ederken; “Efsane, sonsuza dek yaşasın” diyoruz. Fethi Heper, ne olursa olsun, Türk
futbolunun ve Anadolu’nun kalbinde ölümsüzleşti. Onun öyküsü, geleceğe dair umutlarımızı,
inancımızı ve mücadele ruhumuzu beslemeye devam edecek. Her attığımız adımda, her
verdğimiz mücadelede, onun izlerini hissedecek; tribünlerden yükselen seslerle, onun adını
anacağız.
Fethi Heper, seninle gurur duyuyoruz. Efsanenin ışığı, yaşamımızın her anında, tribünlerin
coşkusunda ve her maçın heyecanında parlamaya devam edecek. Seninle birlikte,
Anadolu’nun inancı, tutkusu ve direnişi her daim yaşayacak. Sonsuzluğa uğurladığımız bu
efsane, her daim kalplerimizde yaşamaya devam edecek.
Herkese keyifli haftalar dilerim. Sağlıkla kalın,sağlıcakla kalın…