Su Fiyatları Temiz Ve Yeterli Suya Erişimini Engellememelidir

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Su Kaynakları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, su satış tarifelerinde dar gelirli vatandaşları göz önüne alarak fiyatlandırma politikasına gidilmesi gerektiğinin altını çizdi.

PAYLAŞ

Türkiye son günlerde belediyelerin su satış tariflerinde gittiği zamları konuşuyor. Özellikle dar gelirli vatandaşların tepkisini çeken zamlara karşı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Su Kaynakları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ceyhun Özçelik'de sessiz kalmadı. 

Özçelik, yaptığı basın açıklamasıyla belediyelerin fiyatlandırma politikalarını eleştirdi. Su tarifeleri ve su faturalarıyla temin edilecek ücretler dar gelirli insanların temel yaşam haklarını elinden almayacak biçimde belirlenmesi gerektiğini kaydeden Özçelik, su israfı, kademeli fiyatlandırmadan önce, Su kanalizasyon İdarelerince kayıp kaçak oranları düşürülmek suretiyle önlenmesi gerektiğine dikkat çekti. 


Özçelik yaptığı açıklamada; "Su diğer doğal kaynaklardan farklı olarak yaşamın kaynağı ve yaşanabilir bir ortamın temel unsurudur. Bütün insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için yeterli miktarda ve kalitede suya erişim hakları vardır. Ancak canlı varlığının sürdürülebilmesi için gerekli suya erişim her geçen gün zorlaşmaktadır ve erişilebilen suyun kalitesi azalmaktadır. Su önemli bir ekonomik değere sahip olsada su kaynaklarının güvenilir kullanımı ve gelecek kuşaklara aktarılması konusunda ticari değere sahip diğer doğal kaynaklardan farklı olarak daha az tüketiminin özendirilmesi gerekmektedir. 

İstanbul, Denizli, Gaziantep, Manisa gibi büyükşehirler su ücretlerinde üst sıralarda yer alırken, Eskişehir Şanlıurfa, Mardin gibi şehirler en az su ücretinin alındığı iller arasındadır. Son günlerde İstanbul, Denizli başta olmak üzere bir çok büyükşehir belediyesi aldığı kararlar sonrasında, yaşamın kaynağı olan suyun doğrudan kar amaçlı kullanımı üzerine odaklanıldığı tartışmaları baş göstermektedir" dedi. 

Özçelik, "İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) genel müdürlüğünün 2020 yılının su satış tarifeleri İBB meclisinde %80 e varan zam teklifi gerekçe gösterilerek reddedilmiştir.Öneri kabul olsaydı Türkiye’deki en yüksek su fiyatları İstanbul’da olacaktı. İstanbullular suyu, Eskişehir Şanlıurfa ve Mardin gibi büyükşehirlerden 5  kat daha fazla fiyata içmiş olacaklardı.

İSKİ 2020 su satış tarifeleri konutlarda 
1.Kademe (0-15m3) için 4.00 TL 
2.Kademe (16-21 m3) 6.00 TL 
3.Kademe (21m3 ve üzeri) 6.00 TL iken 

Reddedilen İBB bütçe tasarısında 
1.Kademe (0-10m3) için 4.80 TL 
2.Kademe (11-20 m3) 7.20 TL 
3.Kademe (21m3 ve üzeri) 10.80 TL olarak önerilmişti."


"SU FİYATLARI DAR GELİRLİ HALKIN TEMİZ VE YETERLİ SUYA ERİŞİMİNİ ENGELLEMEMELİDİR"

"İnsanların yaşamını devam ettirebilmesi ve yeterli kalitede hayat sürdürebilmeleri için gereken miktarda ve kalitede suyun dar ve yüksek gelirli tüm insanlara ulaştırılabilmesi zorunludur" diyen Özçelik; "Fiyatlar ancak su temini ve uzaklaştırılması ile ilgili gelirlerin masrafları karşılayacağı kadar ve dar gelirli insanları susuz bırakmayacak ölçüde yükseltilmelidir. Su Kanalizasyon İdarelerince sürdürülebilir su temininin sağlanabileceği ve de kesintisiz ve kabul edilebilir kalitede su teminini sağlayacak finansal düzenlemeler yapılmalıdır. Ancak bu manada aşırı kullanımları önlemek amacıyla yapılan ve gelecek kuşaklara güvenilir kaynaklar bırakılabilecek bir ücretlendirme makul olarak değerlendirilebilir. Bununla beraber aşırı fiyatlandırma su israfını önleyecek tek ve temel enstrüman değildir" diye konuştu. 


"SU KAYIP KAÇAKLARI AZALTILMALI"

"Su kaynaklarının korunması, yoğunlaşan kent alanları için ilave su kaynaklarının derlenmesi, atık suların bertaraf edilmesi gibi tedbirlerin yanında kayıp kaçak oranlarının da minimuma indirilmesi esastır" diyen Özçelik şöyle konuştu: 
"Büyükşehirlerimizde kayıp kaçak oranları %20 ila %70 arasında değişmektedir. Bu oranların süratle en aza indirilmesi gerekmektedir. Böylelikle su maliyetlerinde %20 ile %70 arası bir azalma temin edilebilecektir.Ancak bundan sonra dar gelirlilerin yeterli miktar ve kalitede su erişimine mani olmayan, makul,adil,ve sürdürebilir su yönetimi temin edilebilecek bir ücretlendirme gerçekleştirilmesi mümkündür.Kayıp kaçak oranların en aza indirilebilmesi için yapılan alt yapı çalışmalarının çoğunda milyonlarca liralık yatırımlarla ana dağıtım hatları yenilenmektedir. Ancak çoğu büyükşehirde bu çaba, ana kayıp kaynağının branşmanlar  olması nedeniyle kamu kaynaklarının verimli değerlendirilemediği bir beyhude çaba olarak sonuçlanmaktadır.  

"ÜCRETLENDİRME SALT KAR AMAÇLI OLMAMALIDIR"

Ücretlendirme su kaynaklarının azlığı, su teminindeki zorluklar, inşa ve alt yapı maliyetleri, işletme masrafları vede sosyal ekonomik durum göz önünde bulundurularak yapılması gerekmektedir. Ancak, ülkemize bakıldığında ücretlendirmenin belirli bir temel etrafında olmadığı görülmektedir. Gaziantep, İstanbul, Manisa, Denizli gibi illerinücretlendirmenin diğer illere göre çok daha fazla olduğu iller olarak görülmektedir.

"KADEMELENDİRME DAR GELİRLİNİN SUYA ERİŞİM HAKKINI KORUMALI, AŞIRI KULLANIMI CAYDIRMALIDIR"

Kademelendirilmiş ücret politikası su kaynaklarının aşırı kullanılmasını önleme noktasında koruyucu bir tedbir olarak düşünülebilir. Ancak, dört kişilik bir ailenin içme ve kullanma suyu ihtiyacının kabaca 18m3/ay olduğu düşünüldüğünde bu değerin altında oluşturulacak herhangi bir kademe ancak doğrudan kar amaçlı olacak ve fakir insanların suya erişimini engelleyecektir. Bu ise kabul edilemez bir sosyal dengesizlik oluşturacaktır. 

Bununla beraber,yasa gereği su ücretinin %50 sini aşmayacak bir atıksu ücreti su faturasıyla birlikte tahsil edilmektedir. Bu ise, özellikle dar gelirli vatandaşların oturduğu büyükşehir sınırları içerisindeki kanalizasyon ve arıtma bulmayan köy veya mahallelerde su faturalarına yansıyan trajik sonuçlar doğurmaktadır. Buna ilave olarak katı atık toplama ve taşıma bedeli de, bakiyesinde %8 ila %18 arasında KDV ile birlikte tahsil edilmektedir. Bu faktörler özellikle dar gelirli insanların suya erişim hakkını kısıtlamaktadır. Temel yaşam ihtiyacı olan suya erişimini zorlaştırarak sosyal sorunlara yol açmaktadır.

Sonuç olarak her canlının temiz ve güvenilir suya erişme hakkı bulunmaktadır. Belediyelerimizin fiyatlandırma politikalarını, dar gelirli insanların erişim hakkına engel olamayacak ve esas itibariyle su atıksu gibi altyapı hizmetlerinin sürdürülebilir yönetimini sağlayacak biçimde oluşturmaları gerekmektedir. Su tarifeleri ve su faturalarıyla temin edilecek ücretler dar gelirli insanlarımızın temel yaşam haklarını elinden almayacak biçimde belirlenmelidir.  Su israfı, kademeli fiyatlandırmadan evvel, bizzat Su kanalizasyon İdarelerince kayıp kaçak oranları düşürülmek suretiyle önlenmelidir."

Gerçek Fethiye

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN