KDK’dan Türkiye-Yunan sınırındaki göçmenleri anlatan rapor

Kamu Denetçiliği Kurumu, Edirne'ye giderek sınır kapılarında ve sınır köylerinde Yunanistan güvenlik güçleri tarafından kötü muamele gören sığınmacıların durumlarını yerinde inceleyerek rapor hazırladı.

KDK'dan Türkiye-Yunan sınırındaki göçmenleri anlatan rapor
Güncel
Kamu Denetçiliği Kurumu, Edirne'ye giderek sınır kapılarında ve sınır köylerinde Yunanistan güvenlik güçleri tarafından kötü muamele gören sığınmacıların durumlarını yerinde inceleyerek rapor hazırladı.

Haber Editörü: Gerçek Fethiye

Kamu Denetçiliği Kurumu, Edirne’ye giderek sınır kapılarında ve sınır köylerinde Yunanistan güvenlik güçleri tarafından kötü muamele gören sığınmacıların durumlarını yerinde inceleyerek rapor hazırladı.

Kamu Başdenetçisi (Ombusdman) Şeref Malkoç, Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) tarafından hazırlanan ’Sığınmacılara İnsanlık Dışı Müdahale’ raporunu açıkladı. Ankara’da bulunan KDK binasında gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Kamu Başdenetçisi (Ombusdman) Şeref Malkoç, 2011 yılında Suriye’de bir iç savaşın başladığını ve bu savaşın devam ettiğini belirterek, "Milyona yakın insan öldü. 12.5 milyon civarında insan göç etti. Bu insanların 7 milyona yakını kendi ülkesi içerisinde yer değiştirdi. Ancak 5.5 milyonu Suriye’yi terk etmek zorunda kaldı. On binlerce insan işkence gördü, milyonlarcası da kötü muameleyle muhatap oldu. Her savaşta olduğu gibi bu savaşta da en büyük sıkıntıyı, problemi kadınlar ve çocuklar yaşadı. Suriye iç savaşı 21. Yüzyılın en büyük dramı, felaketi ve bütün insanlığın sorunudur. Savaşı bitirmesi gerekenler, sona erdirmesi gerekenler duyarsız, ölümler, göçler karşısında ilgisiz ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiyorlar" ifadelerini kullandı.

Suriye iç savaşından kaçıp Türkiye’ye gelen yaklaşık 3.6 milyon civarında Suriyeli olduğunu aktaran Malkoç, Türkiye’nin devlet ve millet olarak göçmenlere imkanları ölçüsünde destek ve yardımcı olduğunu, kucağını açtığını ve hayatta kalabilmeleri için elinden geleni gösterdiğini kaydetti.

Malkoç, Türkiye’de bulunan 3.6 milyon Suriyeli hakkında özel bir rapor hazırladıklarını, raporu kamuoyuna sunduklarını ve raporu farklı dillere çevirerek dünyadaki Ombusdmanlara, insan hakları savunucularına ve Avrupa ülkelerinin parlamentolarına gönderdiklerini hatırlattı.

Türkiye’nin ülke içerisinde ve dışarısında yaşadığı zorluklar ve sıkıntılar sebebiyle 28 Şubat 2020 tarihinde Avrupa Birliği’ne gidecek göçmenlere kapıları açması konusuna değinen Başdenetçi Malkoç, "Uluslararası Göç Hukuku’nda, Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Beyannamesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde, Cenevre Sözleşmesinde ve bütün uluslararası hukukta göçmenlerin yer değiştirebilecekleri, istedikleri yere gidebilecekleri hak olarak verilmiştir. Türkiye’nin Avrupa Birliğine gitmek isteyenlere engellemeyeceğini duyurması üzerine Türkiye’nin farklı yerlerinde bulunan binlerce göçmen Edirne’ye Yunanistan sınırına hareket ederek orada toplandı. Özellikle sınırın geçiş kapısında olan Pazarkule Sınır Kapısında yoğunlaştı. Yunanistan yetkilileri, sınır kapılarını kapattı ve sınıra binlerce polis yığdı. Sınırı geçmek isteyenlere müdahale etti. Şiddet uygulamaya başladı. Kadın ve çocuk demeden göçmenlerin üzerine, ses bombası, gaz bombası, plastik mermi ve hakiki mermiler attığı oldu. İnsan Hakları açısından bir facia yaşandı. İnsanlık dışı muamelelere muhatap oldular" şeklinde konuştu.

KDK olarak Pazarkule Sınır Kapısı, tampon bölge ve göçmenlerin bulunduğu köylere ziyaretler gerçekleştirdiklerini ve tespitlerini bir rapora dönüştürdüklerini vurgulayan Başdenetçi Şeref Malkoç, raporu başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, dünyadaki bütün Ombusdmanlar, insan hakları savunucuları, Avrupa Birliğindeki (AB) insan hakları ile ilgili parlamenterlere ileteceklerini bildirdi.

Raporda, Yunanistan hükümetinin göçmenlere karşı hukuka aykırı davrandığını, uluslararası hukuku açıkça çiğnediğini belirttiklerini söyleyen Malkoç, "Göçmenlere kadın ve çocuk ayrımı yapmaksızın gaz bombası, ses bombası atmakta, plastik ve gerçek mermi kullanmaktadır. Şu anda ölü sayısı 4’e çıkmış, yüzlerce de ölü bulunmaktadır. Kadınlara ve çocuklara karşı yapılan muamele, kullanılan aşırı güç hepimizin yüreğini parçalamaktadır. Sınırı geçen göçmenlerin paraları alınmakta, elbiseleri üzerinden çıkarılmakta, cep telefonları ve eşyaları gasp edilmektedir. Onların elbiselerini alarak iç çamaşırlarıyla soğukta hastalığa terk etmekteler, bu mazlum insanlar 21. Yüzyıl’da AB kapılarında insan onuruna yakışmayan muamelelere muhatap olmaktalar. Yunanistan yetkililerinin bu eylemlerinin hukuksuz olduğunu Birleşmiş Milletler ve uluslararası bütün insan hakları örgütleri tescillemektedir. Birleşmiş Milletler yetkililerinin, Yunanistan yetkililerini kınamaları, ikaz etmeleri, uyarmaları ve hatta durdurmaları gerekiyor. İnsanlık bunu gerektirir. Tüm insan hakları kuruluşları ve yetkilileri bu zorluk çeken, sıkıntı çeken Türkiye - Yunan sınırında bulunan veya Yunanistan tarafından mağdur edilen insanları görmeli, rapor tutup bütün dünyaya daha güçlü bir şekilde duyurmalı" şeklinde konuştu.

Avrupa Birliği yetkililerinin ve Avrupa Birliği ülkelerinin seslerini çıkarmaları gerektiğini anımsatan Malkoç, yetkililerin Avrupa değerlerlerinin AB kapılarında ayaklar altına alındığını görüp Yunanistan’ı durdurması hatta Yunanistan’ın suçuna ortak olmaması gerektiğini aktardı.

Ziyaretleri sırasında sınırdaki göçmenlerin "İdlib’den Berlin’e ve Brüksel’e" sloganı atarak yürüdüklerini bildiren Malkoç, "Mesele uzaktan seyredildiği kadar basit bir mesele değildir. Avrupa Birliği sorumluluğu üzerine almazsa, gerekeni yapmazsa ileride daha vahim, daha sıkıntılı olaylarla karşılaşacaktır. Biz KDK olarak, tüm insan hakları savunucularını, Ombusdmanları, dünyadaki vicdan sahibi insanları Yunan yetkililerinin hukuksuz davranışlarını ve yaptıkları hak ihlallerini durdurmak için çaba sarf etmeye davet ediyoruz. Türkiye’nin yetkilileri ve halkı 9 yıldır 3 milyon sığınmacıya insanlık onuru ve haysiyeti için gerekli yardımları yapmıştır. Ziyaretimiz sırasında gördüğümüz şey şudur: Yunan sınırındaki sığınmacıların günlük ihtiyaçları, gıdaları, sağlık için gerekli tedbirler yetkililer tarafından alınmıştır. Bu kapsamda, sivil toplum örgütleri de hassasiyet göstermeye devam etmektedir. Umut ediyorum Cumhurbaşkanımızın Brüksel’de yapacağı görüşmelerle iyi bir sonuç, hayırlı bir son çıkar. Yoksa 21. Yüzyıl’da olan facia, insanlık dramı, hem zihinlerde hem vicdanlarda yer edecek, iz bırakacaktır" diye konuştu.

Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevaplandıran KDK Başdenetçisi Şeref Malkoç, bir gazetecinin Türkiye sınırında kaç göçmen olduğunu sorması ve barınmaya ilişkin bir ihtiyacın olup olmadığına yönelik sorusuna, şu ifadelerle cevap verdi:

"Göçmenlerin yığıldığı yer Pazarkule Sınır Kapısı, en çok oralar görülüyor. O bölgede 5-6 bin civarında insan var. Kapılara gidiyor, zorluyor geçemeyeceğini anlayınca geri dönüyor, bir kısmı da orada kalıyor. Kapılardan gidenler olduğu kadar, gelenler de oluyor. Ancak, sınırdan asıl geçişler Pazarkule’de değil. Türkiye’den Edirne’den devam eden Meriç Nehir boyunca 205 kilometrelik bir hattı, nehir ile ayrılan bir sınır var. Bu sınırda onlar köy bulunuyor. Göçmenler bu köyleri kullanarak sınırı geçmekte. Resmi rakam nedir bilmiyorum, İçişleri Bakanlığımızın açıklamaları var bu konuda, 150 bine yaklaştığı veya 150 bin civarında olduğu söyleniyor. Pazarkule’deki görüntü ve bekleyiş bizi yanıltmamalı. 5 bin kadar göçmeni Yunanlılar ses bombası, gaz bombası, plastik mermi veya gerçek mermi kullanarak geri püskürtmüşler. 5 bin insanın bir bölgede olması kolay değil, hastalıkla ilgili sorunların giderilmesi için Türkiye Devleti tarafından gerekli tedbirler alınmış. Özellikle çocuk ve kadınlara karşı sağlık konusunda alaka var. Yiyecek konusunda Kızılay gibi kuruluşlarımız yiyeceklerini veriyorlar ama 5-6 bin insanın aynı anda sabah kahvaltısı ve akşam yemeği yemesi oldukça meşakkatli. Kalıcı barınma konusunda alınan herhangi bir önlem yok, doğrusuda bu, çünkü bu insanlar geçmek istiyor. Halkın getirdiği çadırlarda kalıyor göçmenler, Türkiye’nin kalıcı barınak temin etmesi doğru olmaz. Onlarca göçmenlerle görüştüğümüzde, onlara ’birçok insan köylerden geçiyor, siz niçin gitmiyorsunuz’ diye sorduğumuzda, onlarda ’Yunanistan kapısı açılacak, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliğinden olumlu adım çıkacak. Biz normal yoldan, yasal yoldan geçmek istiyoruz’ dediler" aktarımında bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleştirilen görüşme sonrasında varılan mutabakata değinen Malkoç, "Anlaşmayla birlikte en az 3 milyon insanın ölümle karşı karşıya gelmesi veya yurtlarını terk etmesi önlenmiştir ama bu geçici bir tedbirdir. Mutlaka bu konunun çözülmesi gerekiyor. Bu sadece Türkiye’nin üstesinden geleceği bir sorun değildir. Bu tüm insanlığın sorunudur. Bu günler geride kalır, bölge huzura kavuşur ama AB’deki yöneticilerin sicillerine bu kötü olay işlenir. Türkiye’nin ve halkın yaptığı medarı iftihar çalışmalar tarih tarafından kaydedilir" dedi.

Son Güncelleme: 09 Mart 2020 13:55

HABERİ PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

BUNLARA DA BAKIN