İşte mahkeme dosyasına giren Semra'nın çantası

Tatile gittiği Fethiye'de Kelebekler Vadisi'ndeki kayalıklardan eşi tarafından aşağıya itilerek öldürüldüğü iddia edilen 7 aylık hamile Semra Aysal'ın katil zanlısı Hakan Aysal, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkarken Semra Aysal'ın ağabeyi Nayim Yolcu, 'kalbime taş basarak şüphelerimi aydınlatmak için Hakan'ı tatlı dille konuşturmayı seçtim' ifadelerini kullandı. Bu arada ilk duruşmada ve ifadelerinde Semra'nın telefonunu istediği çantanın Hakan'ın söylediği '2 metre uzaktaydı' sözlerinin çelişkisi fotoğrafla ortaya çıktı. Kayanın başında Hakan'ın başucunda turuncu renkli çantanın bulunması büyük dikkat çekti. Bu fotoğraf Hakan'ın anlatmalarını yalanlarken, fotoğraf dosyaya girdi. İlk kez hakim karşısına SEGBİS ile çıkan sanık Hakan Aysal için bu duruşmada aklı sağlığı yönünden rapor aldırılması, Hakan ve Maktülenin yazı ve imza örnekleri istenirken, ATV haberde yayınlanan olay günü çekilmiş 'bu adam bu hamile kadını buraya nasıl indiriyor' sözlerinin geldiği videoyu çeken kişinin tespit edilip, tanık olarak dinlenmesi de kararlaştırıldı. Bu arada Ağabey Naim Yolcu, ATV habere videoyu gönderen kişinin Semra Aysal'ın ağabeyi Naim Yolcu'ya ulaştığı ve tanıklık yapabileceğini söylediği, yine olay günü orada bulunan bir kişinin de ulaşıp, sanığın olay anında kendini parçalayan bir görüntüsünün olmadığını soğukkanlı bir şekilde olduğunu anlattığını, tanıklık yapabileceğini söyledi.

PAYLAŞ

Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’nde Hakan Aysal hakkında, "kasten öldürme", "Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme", "tasarlayarak öldürme", "eşi kasten öldürmek", "gebe olduğu bilinen kadını öldürme" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılama başlarken Semra Aysal’ın ağabeyi Nayim Yolcu, muhabirimize yaptığı özel açıklamada şüphelerinin nasıl başlayıp olaylar arasındaki bağlantıları anlattı. Yolcu “Olayı duyup Muğla ATK önüne geldiğimizde cenaze morga alınıyordu. Kardeşimin yüzünü görmek istedim, göstermediler. O sırada Hakan’ın çok soğuk kanlı olduğunu, üzüntülü olmadığını gördüm. Hakan, arabadan inip yanıma gelince olayın nasıl olduğunu sordum. ‘Resimler çekindik. 3 saat kadar oturduk’ deyince ben de ‘hamile bir kadın 3 saat orada nasıl oturdu?’ diye sordum. ‘Ben de çantadan telefonu almak için arkama bir adım attım, Semra’nın çığlığını duydum, arkama baktığımda Semra yoktu’ deyince, şüphelendim. ‘Semra’yı tuta tuta indirdim. Diz çöktürerek yavaş yavaş indirttim’ deyince, ‘bu insan 7 aylık hamile. Koltuğa bile oturup kalkamıyor’ dedim. Susup kaldı. Oradan Özkan isimli arkadaşıyla ayrıldılar, 2 saat gelmediler. Geldiklerinde de gayet normal vaziyettelerdi. Telefon görüşmeleri yapıyorlardı. Bunun üzerine aile meclisimizi toplayıp kalbime taş basıp tatlı dille konuşturmayı seçtik. Uzun bir süre Hakan’a iyice yakınlaştık. Cenaze evimize helalleşmeye geldiğinde bile Hakan’ın hiç ağladığını görmedim, üzüldüğünü hiç görmedim. Cenaze gününden itibaren de sürekli para pul işlerini konuşmaya çalışıyordu. Çarşamba günü cenazeyi defnettik. Kendisi Perşembe günü kuracağı iş ile ilgili olarak makine almaya gitti. Kız kardeşimin hak sahibi olduğu gayri menkuller ile ilgili sorular soruyordu. Dedemizden kalan paylaşılmamış araziler ile ilgili olarak ‘para pul işleri bitsin. Herkes alacağını alsın. Ne imzalayacaksam imzalayayım’ diyordu. 10 gün kadar sonra baş sağlığına gelenlerle yapılan konuşma esnasında ‘ölüm Allah’ın emri, hak, ancak ölümün de hayırlısı. Kardeşim feci şekilde can verdi. Çok acı çekmiştir. Buna üzülüyorum’ deyince Hakan bana ‘hiç acı çekerek ölmedi. Düştüğü anda öldü’ dedi. Şaşırıp sordum, Hakan da ‘ düşüp kafasını vurduğu anda öldü, hiç acı çekmedi’ dedi. Bu kadar kesin konuşmasına anlam verememiştim. ‘Hani sen görmemiştin, nasıl emin konuşuyorsun’ deyince de ‘yani önce kafasını vurmuştur diye tahmin ediyorum’ dedi. Şüphelerimi giderek arttırdı. ‘Kardeşimin ne kadar borcu var, kredi falan borcu var mı’ diye sorunca sadece bir adet kredi borcu olduğunu söyledi. Yaklaşık 150 bin TL’yi bulan kredi çektirmiş. Hayat sidortası yaptırmış. Tabi biz bunları ayrı ayrı öğrenirken İstanbul Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gördüğünü de öğrendik. Kız kardeşimin ölümüyle ilgili olarak diğer kardeşlerim de Hakan’a yakın olarak sorular soruyor, cevaplar alıyordu. Onların sorularına da çelişkili cevaplar verdiğini öğrendik. Veraset ilamını kardeşim çıkarttığında borçlar da ortaya çıktı. Biz de kardeşimin ölümünde ihmali veya kastı olacağını düşünüp kardeşimi o hamile vaziyette o kayanın başına kadar indirmesine anlam veremedik. Ve şikayetçi olduk. Bütün şüphelerimiz Hakan’ın kardeşimizi öldürdüğü yönündedir. En ağır cezaya çarptırılmalıdır” dedi.
MAHKEME DELİLLERİ ARTTIRIYOR
Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmada sanık Hakan Aysal’ın, tutukluluk halinin devamına karar verilirken müştekiler Nadim Yolcu ve Nazım Yolcu’nun beyanlarının tespiti için İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan talimatın dönüşünün beklenilmesine, Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş’ye Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği’ne yazılan müzekkere akıbetlerinin sorulmasına, Aile Bakanlığı vekilinin katılma talebinin kabulüne, sanık ve maktüle ait teşhise elverişli yazı ve imza örneklerinin kurumlardan temin edildikten sonra poliçelerdeki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı hususunda duruşma günü beklenmeksizin dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesine, İstanbul Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne müzekkere yazılarak sanık Hakan Aysal’ın bu hastanede herhangi bir kaydının bulunup bulunmadığını var ise hastalığına ilişkin tüm bilgi, belge ve raporlarının bir suretinin gönderilmesini, bunlar gönderildiği takdirde duruşma günü beklenmeksizin sanığın 3 hafta süreyle gözlem altına alınarak akıl sağlığı yönünden rapor aldırılması amacıyla ATK’na gönderilmesine, sanığın cenaze günü ödediği iddia olunan 20.06.2018 tarihli ödemenin neye ilişkin olduğu ve bu ödeme için otomatik ödeme talimatının verilip verilmediğinin, yapılan ödemenin otomatik ödeme talimatı üzerine banka tarafından resen mi kesildiği yoksa sanık tarafından maunel işlemle mi yatırıldığı hususunun ilgili bankadan sorulmasına, dosya içerisinde bulunan 400 bin TL teminat bedelini Anadolu Hayat Emeklilik Ferdi Kaza Sigorta işlemini yapan banka memurunun kimliğinin tespit edilerek tanık olarak dinlenmesi için duruşma günü ve saatinde SEGBİS ile hazır edilmesine, 2016 yılından 18.06.2018 tarihleri arasında sanık ve Semra Aysal adına çekilen krediler ve miktarlarına ilişkin bilgi almak maksadıyla Bankalar Birliği’ne müzekkere yazılmasına, Banka Genel Müdürlüklerine ayrı ayrı müzekkereler yazılmasına ve hayat sigortası poliçelerinin istenilmesine, Metro Turizm Otobüs şirketine müzekkere yazılarak 483417 sefer numaralı bilete ilişkin bilgilerin mahkememize istenmesine, ATV Haber Bülteninde yayınlandığı ve ilk defa Watsapp üzerine bu haber kanalına gönderildiği iddia olunan sanık ve Semra Aysal’ın Kelebekler Vadisi’nden aşağı inerken gösteren ve buna ilişkin yortumlar yapılan görüntünün hangi numara üzerinden gönderildiğinin tespit edilmesi için ilgili haber merkezine müzekkere yazılmasına, cevap gelmesi halinde duruşma günü beklenmeksizin bu kişinin tanık olarak dinlenmesine karar verildi.


İDDİANAMEDE SAVCININ SIRALADIĞI DELİLLER VE ŞÜPHELER NELER;
Fethiye Cumhuriyet Savcısı Murat Çalışkan’ın hazırladığı iddianamede, sıralanan şüpheler şöyle;
-Tutuklu sanık Hakan Aysal’ın, evlenmeleri anından itibaren eşi Semra adına birçok kredi kullandırtması.
-Evlendikleri andan itibaren maddi sıkıntılar içerisinde oldukları tanıklar tarafından beyan edilirken 4 bin liralık sigorta primini peşin vermesi hayatın olağan akışına aykırı.
-Yaptırılan ferdi kaza sigortasında kendisine ait sigortanın lehtarı olarak yasal mirasçılarını gösterirken, eşi Semra Aysal'ın lehtar kısmında kendi ismini yazması ve şüpheli sanki bir yıllık süre içerisinde kendisinin değil de eşinin başına bir olay geleceğini, kaza sigortası yaptığı anda tahmin etmiştir.
-Kaza sigorta poliçesinin eşi tarafından doldurulduğunu ifade etmesine karşın yapılan incelemede yalan söylediği, her iki poliçenin de Hakan Aysal'ın el yazısı ile doldurulduğu tespit edildi. Her iki poliçede de kendi cep telefonu numarası ile e-mail adresini de yazdığı belirlendi.
-Savcılığa verdiği ifade ile eşinin yakınlarıyla olan diyaloğu sırasında söyledikleri arasında büyük çelişkiler tespit edildi.
-Ana şüphe kaynağı, 7 aylık hamile eşini sağlıklı insanların bile 15-20 dakika durarak fotoğraf çekildiği yerde 3 saat tutması düşüncesizlik değil, cinayet planlarını gerçekleştirmek, geride delil bırakmamak, çevredeki insanların sakinleştiği, tanık kalmadığı bir anı kollamak.
-Sanık Aysal'ın anlattığı gibi eşinin kendisinden telefon isterken aşağı düşmesi çelişkili. Semra Aysal yerinden hiç kalkmaksızın çok rahat bir şekilde çantasını alabilirdi. Hakan Aysal'ın çantayı almak için kalktığı sırada eşinin iyi durumdayken, 2 saniye içinde fenalaşarak kendini kaybetmesi ve aşağı düşmesi, bu esnada hiç fenalaşma emaresi göstermemesi, kocasına seslenmemesi, hemen önündeki ağaca tutunmaması mantık ile izah edilemez.
-Hakan Aysal'ın cenaze töreninin yapıldığı sırada karısına ait kredi kartı ile hayat sigortası primlerini ödemesi, sigorta teminatlarını riske atmamak olarak yorumlandı.
-Hakan Aysal'ın normal insanların inip çıkmakta zorlandığı yere 7 aylık hamile eşini uçurum kenarına indirmesi, karısını tekrar yukarı çıkarma düşüncesi olmadığını gösteriyor. Bu da kuvvetli bir şüphe oluşturuyor.
-Hakan Aysal 400 bin liralık teminat bedelini almak için başvuru yaptı, ancak soruşturma devam ettiği için reddedilmiştir.

Savcı Murat Çalışkan, dosyanın incelenip delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda Hakan Aysal’ın eşi maktule Semra Aysal’ı öldürmeyi planladığı, bu plan doğrultusunda öncelikle tek lehtarın kendisi olacak şekilde eşi adına 400 bin TL’lik teminat bedelli ferdi kaza sigortası yaptırdığı, sonrasında tatil bahanesiyle geldikleri Fethiye’de 7 aylık hamile eşini Kelebekler Vadisi yamacına götürdüğü, orada 3 saat kadar oturdukları, şüphelinin bu arada ortalığın tenha olduğu bir anı beklediği, bu anı yakaladığı anda da eşini uçurumdan aşağıya iteklemek suretiyle kasten öldürdüğü anlaşılmakla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmasını istediği iddianamede açık olarak belirtiliyor. 

 

Erdoğan Karagöz

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN