FRT TV'de Finansal Okur-Yazarlık konuşuldu

FRT Televizyonunda Pozitif Düşünce programında Finansal okur-yazarlık ve tasarruf bilinci değerlendirildi. Arkadaşımız Erdoğan Cankuş'un hazırlayıp sunduğu Pozitif Düşünce programına konuk olan Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Menteşe Müdürü Dr. Emine Ebru Bozçelik ailelerin mutlaka tasarruf bilinci gerçekleştirmesi gerektiğini hatırlattı. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ile ilgili uygulamaya koydukları projeler hakkında da ayrıntılı bilgiler veren Bozçelik evde bakım çalışmaları hakkında da izleyenlere önemli mesajlar paylaştı.

PAYLAŞ

Programda, Finansal okur-yazarlık ekseninde kadının güçlendirilmesi konusu ele alındı. 
Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Menteşe Müdürü Dr. Emine Ebru Bozçelik yaptıkları hizmetleri anlatarak, “Biz Muğla'da 6 ilçemize hizmet götürüyoruz. Marmaris, Datça, Menteşe Merkez, Ula, Yatağan, Kavaklıdere olmak üzere aslında biz aile kavramı içerisinde olan her şeyde varız. Anayasada belirtilen Sosyal Devlet olma kavramını yürüten komisyona sahip olan kurumuz. Biz ailelerimizin boşanma sürecinde, aile danışmanlığı sürecinde, bireysel danışmanlık sürecinde baş edemedikleri durumlarda biz varız diyerek özellikle pandemiden kaynaklı bireysel psikolojik sorunlarda da bireysel danışmanlıkları aktif olarak vermekteyiz. Şu an biz sahadayız ki vatandaşımızın bize en çok ihtiyacı olduğu anda onların yanındayız. Maddi, psikolojik destek durumlarında, evde bakım, yaşlı bakım hizmeti olsun, biz sahada aktif bir şekilde tüm tedbirlerimizi alarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Profesyonel, genç, dinamik bir ekibimiz var. Bakanlığımız, vekillerimiz, müdürlerimiz canla başla çalışarak politikalarımızı daha da iyileştirme gayretindeler, Aile Bakanlığı çalışanı olarak hepsine çok teşekkür ediyorum” dedi.

AİLE BÜTÇELERİNE DANIŞMANLIK
Ekonomik krizlerden ailelerin etkilenmemesi için uzmanlarla danışmanlık hizmeti verildiğini ifade eden Bozçelik, “Son zamanlarda insanlar geçim sıkıntısı yaşadığından, bütçeleme problemi yaşadığından bu noktada gerek STK'lar olsun, gerek kamu, gerek bankalar olsun bu anlamda bir takım çalışmaları başlattılar. 2008 krizinden sonra şu görüldü. Aileler, bireyler finansal konularda bilinçsiz bir şekilde hayatlarını idare ettiklerini, bilinçsiz bir şekilde kredili borçlanmaya gittikleri görüldü. Bundan sonra finansal okur-yazarlık konusu gündeme geldi. Finansal okur-yazarlık konusunda doğru bilgileri davranış ve tutuma çevirmeniz gerekiyor. Bilgi, eğitim ve seminerlerden bir şekilde alınabiliyor ama o alınan bilgiyi davranışa ve tutuma çevirmesi, biraz da kişinin çevresel faktörleriyle, aile yapısıyla ilgili. O noktada Aile Bakanlığı devreye girerek bizim müdürlüğümüzdeki uzman arkadaşlarımızla birlikte ailelere bütçelerini kontrol etmede danışmanlık yaparak eğitimi tutum ve davranışa geçirmeye çalışıyoruz. Bu noktada biz ufak birikimlerini büyük kazançlara nasıl geçirebilecekleri konusunda da bilinçlendirme yapıyoruz” şeklinde konuştu.

EĞİTİM MODELLERİ VERİLİYOR
Bozçelik, “Aile eğitim programı çerçevesinde ailelerimize birçok eğitim modelleri veriyoruz. Bunların içinde öfke kontrolünden medyanın doğru kullanımına tutun da sağlıklı yaşamdan bütçe yönetimine kadar eğitimlerimiz var. 2019 yılından sonra biz bu konuya daha derinlemesine daldık. 2019 yılında tüm illerimizde finansal okur-yazarlık konusunda eğitici eğitmenleri yetiştirdik ki Muğla-Ege Bölgesi'nin finansal okur-yazarlığın eğitici eğitmeni benim. Eğitimlerimizi aldıktan sonra sahaya indik. Sahada bizim paydaş kurumlarımız da oldu. Türkiye İsrafı Önleme Vakfı paydaşımız. Tisva'nın mikro kredi sağladığı kadınlarımıza da ulaşıyoruz. Sahada daima onlarla dirsek teması içerisinde hareket ederek bu krediden faydalanan kadınlarımıza yetmediği noktada Aile Bakanlığı olarak hem çocuk odaklı bakış açımızla sosyal ekonomik destek hem de bu verilen destekleri ve kredileri nasıl yönetebilecekleri adına finansal okur-yazarlık eğitimlerinden faydalandırıyoruz. Aynı zamanda TOBB Kadın grubuyla da ortaklaşa çalışıyoruz. Kadın girişimcilere de bu eğitimi veriyoruz. Aynı zamanda kadınlarımıza İş-Kur ile birlikte meslek edindirme kursları açıyoruz. Tüm eğitimlerimizi online üzerinden yapmaya çalışıyoruz. Pandemiden dolayı ulaşabildiğimiz kitlelere ulaşmaya çalışıyoruz.
Biz sosyal devlet olarak ekonomik yardım yapmak durumundayız ama bunu ekonomiye süspansiye edilirken doğru kanalda harcamaları gerektiğini de öğretmekle mükellefiz. Ekonomik destek verdiğimiz kadınlarımızın bütçe yapabilmesi, bunu davranışa çevirebilmesi konusunda da projeler geliştirdik” dedi.

TASARRUF BİLİNCİ
Tasarruf bilincinin çocuk yaşta başlaması gerektiğini bu yüzden sevgi evlerimizdeki çocuklarımıza tasarruf bilincini uzman arkadaşlar aktarmaktadır diyen Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Menteşe Müdürü Dr. Emine Ebru Bozçelik, “Tasarruf bilinci çocuk yaşta başlıyor. Çocuklarımızda ihtiyaç ve istek kavramını geliştirmemiz gerekiyor. Biz eğitimlerimizde de Seç ya da Geç diyoruz. Alışverişe gittiğinizde baktığınız ürün senin gerçekten ihtiyacın mı? Bu olmadan yaşamını idame ettiremeyecek misin? Bunu aldığın takdirde ne kadar doyuma ulaşacaksın? Bunlara olumlu cevap veriyorsan Seç diyoruz. Ama geçici bir tatmin ise daha sonra seni mutlu etmeyecekse, ihtiyacın değil ise Geç diyoruz. Ayrıca bir şeyi almak istediğinde bir 10 sn. düşünün diyoruz. 10 sn. den sonra hala o şeyi alma konusunda arzunuz bulunuyorsa zaten alıyorsunuz, o sizin ihtiyacınız durumunda oluyor. Bir de uzmanlarımızın belirlediği 21 gün kuralı bulunuyor. Bir işin alışkanlığa dönüşebilmesi için 21 gün o faaliyeti yapmanız gerekiyor. Siz onu 21 gün yaptığınız takdirde artık siz onu alışkanlık edinmiş oluyorsunuz. Ailelerimize bütçe oluştururken 21 gün mutlaka tek tek yazdırıyoruz. 21 gün boyunca bütçe yaptıkları zaman artık o zaten alışkanlığa dönüşüyor. 
Doktora tezi çalışmamda 501 ailemize anket uyguladım. Tüm dünyada uygulanan, OECD ülkeleri tarafından da yapılan bir test uyguladık, finansal okur-yazarlık düzeyinin belirlenmesi amacıyla. Tüm dünyada olduğu gibi bizim ailelerimizde de finansal okur-yazarlık düzeyleri düşük çıktı. Düşük olan aileden 50 tane aileyi örneklem grubu olarak aldık. Bu 50 aileye sadece eğitim değil davranış ve tutuma dönüştürecek bir model uyguladık. Bu ailelerimizin 25 tanesi bir yıl bizden ekonomik destek olarak yararlandı. 25 ailemiz de iki yıl ve üzeri yararlandı. Burada aslında biz şunu ölçmeye çalıştık. Sosyal yardıma bağımlılık kısmı bunun neresinde? Bu ailelerimize finansal okur-yazarlık eğitimi verip İş-Kur'la da ortaklaşa çalışarak ailelerimizi istihdama dahil olma yönünde çalışmalar gerçekleştirdik. Ekonomik destekten kendi istekleriyle ayrılır bir noktaya getirdik. Aslında biz burada eğitimle; yoksulluğun, yoksunluğun nesiller arası geçişini de önlemeye çalıştık. Bunun başarılı bir model olduğu kanıtlandı” diye konuştu.

BİREYSEL EMEKLİLİK ÖNEMLİ
Tasarruf bilinci içerisinde bireysel emekliliğin önemine de vurgu yapan Bozçelik, “Bireysel emekliliği, finansal okur-yazarlık eğitimlerimizde alt başlık olarak danışanlarımıza sunuyoruz. Biz parayı, refah bir emeklilik geçirelim diye kazanıyoruz. Bireysel emekliliğe ne kadar erken yaşta başlanırsa ne kadar faydalı olabileceğine de vurgu yapıyoruz. Türkiye'de birikim ve tasarruf bilinci, Estonya'nın altında. Ama tüketim, borçlanma ve faturalarını geciktirme yine hepsinin altında. Şimdi bireysel emeklilikte devlet katkıları da söz konusu… 10 yıl ve daha fazla bireysel emeklilikte kaldığı sürece yüzde 25'i devlet desteğiyle karşılanmış oluyor. Zaten genç ve orta yaşta yaptığımız birikimlerle refaha ulaşabiliyoruz. Ben işe başladım benim için erken dememeleri gerektiğini gösteriyoruz. İleride emekli olduğunuzda, tam rahat edeceğiniz zaman iki yerden emeklilik geliriniz olmuş oluyor. Bu neden kötü olsun ki?” dedi.

EĞİTİM VE SOSYAL DESTEK 
Eğitim ve sosyal destekten vatandaşların yararlanabilmesi konusunda da bilgi aktaran Bozçelik, “Çocukların okul grubuna göre miktarlar belirleniyor. Bu desteklerde yılda iki kere artış sağlanıyor. Biz ekonomik anlamda kendilerine bir can suyu oluşturuyoruz, ya da geçici ekonomik destek dediğimiz tek katı, iki katı, üç katı şeklinde gerçekleşiyor. Mevzuatlarımıza vatandaşlarımızın uygun şekilde bize müracaat etmeleri yeterli” dedi.


BÜTÇE NASIL KONTROL EDİLİR?
Bozçelik, “Biz sosyal destek verdiğimiz kadınlarımıza bütçeyi kontrol edebilmeleri yönünde eğitimlerimizi veriyoruz. Bu vatandaşlarımızın tekrar dar boğaza girmemeleri adına bütçelerine kontrol edebilmelerini, bunu bir davranışa dönüştürebilmelerini sağlıyoruz. Bütçeyi yazarak kontrol edeceğiz. Hedeflerimizi belirleyerek her yaptığımız işi kalem kalem yazacağız. Ama bizim hizmet verdiğimiz grubumuz o kadar biçare ve zorluklar içerisinde hayatını devam ettiriyorlar ki okuryazar olmayanlar da karşınıza çıkabiliyor. Biz onlara, isteklerinin neler olduğunu yazmaları gerektiğini yazamadıkları noktada da akıllı telefondaki uygulamaları nasıl kullanmaları gerektiğini gösteriyoruz. Bu bütçe yapmayı uyguladıklarında hayallerine ve hedeflerine ulaştıkları zaman daha mutlu oluyorlar. Kredi kartını da nasıl kullanmaları gerektiği konusuna da değiniyoruz. Bankaların hangi koşullarda kredi kartına faiz uyguladıklarını öğretiyoruz. Ailelere aynı zamanda tüketici haklarını da öğretiyoruz. Tasarruf bilinci gelişmezse kurak bir toplum, kurak bir dünya bizi bekliyor. Zaten sınırlı kaynaklarımız var. Suyumuzu, paramızı tasarruf etmeliyiz ki yarın öngörülemeyen sorunlarla, krizlerle, sağlık problemlerimizle baş edebilelim. Bu bilinci çocukluktan öğretmeliyiz ki tasarruf bilinciyle gelişmiş bir nesil gelsin. Dünyamız, kuraklıkla, kıtlıkla uğraşmasın. Kamu kaynaklarının da doğru ve verimli kullanılması konusunda da bizlere görev düşüyor. Bizler de bu noktada tasarruf bilincine sahip olmalıyız ki sizlerin bizlere emanet ettiği bütçeleri doğru kullanabilmeliyiz. Bunu doğru kullanabilmek adına da biz Aile Bakanlığı olarak bunu sadece kendi bünyemizdeki insanlara değil, tüm topluma aşılayıcı politikalar geliştirmemiz, üretmemiz ve uygulamamız gerekir” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE İSRAFI ÖNLEME VAKFI 

Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) ile birlikte çalışma yaptıklarını anlatan Bozçelik, “TİSVA 81 ilimizde faaliyet gösteren bir vakıf, mikro kredi desteği sağlayan bir vakıf. Muğla ilinde de 2009 yılından itibaren faaliyetlerini sürdürüyorlar. Bu vakıf Muğla genelinde bugüne kadar 20 milyon TL mikro kredi dağıtmış kadınlarımıza. Aydın'da da 45 milyon TL kredi dağıtmış. Bu krediler bin 500 TL ile başlıyor, güven ilişkisi oluştuktan sonra bu artıyor, haftalık ödemelerle siz bunu karşılıyorsunuz. O bin 500 TL ile kırsal bölgelerimizde tavuk alabiliyorsunuz, koyun alabiliyorsunuz. Bunların sütünden, peynirinden, tereyağından fayda sağlıyorsunuz. Kadınımız evde pasta yapacak mesela, pastasının mikserini, ununu vs. alıyor bu parayla. Sermayesini oradan karşılıyor ve sosyal medya üzerinden satışlarını gerçekleştiriyor. Süreç içerisinde kadınlarımızı meslek edindirme kurslarına dahil ettik, akabinde de bu ürünlerini satabilecekleri en işlek yerlerde de standlar oluşturduk” şeklinde konuştu.

DOĞUM YARDIMI AÇIKLAMASI
Doğum yardımı ve evde bakım maaşı ile ilgili bilgilerde aktaran Bozçelik, “15 Mayıs 2015 tarihinden sonra her doğum yapan kadınımıza, birinci çocuk için 300 TL, ikinci çocuk için 400 TL, üçüncü çocuk için 600 TL tek seferlik ödeme yapıyoruz. Devlet olarak çocuğunuzun ilk hediyesi bizden diyoruz. Muğla'da yaptığımız ziyaretlerimizde bunun bilinmediğini öğrendik. Bu yardım için çocuklarının kimliğiyle gelip bize müracaat edebiliyorlar. Destek ve danışmanlık isteklerini bize e-devlet üzerinden müracaat ederek iletebilirler. 
Engelliye evde bakım hizmeti ile engelli maaşı ayrı. Vatandaşımız bunu biraz karıştırıyor. Engelli maaşları Sosyal Yardımlaşma Vakıfları tarafından ödenen bir şey, engelli bakım hizmeti de bizim bünyemizde gerçekleşiyor. Sosyal Yardımlaşma Vakfı, bir kriz anında bir pansuman görevinde, biz tedavi konumundayız. Evde bakım ödemesi yapabilmemiz için birinci şartımız, rapor. Raporda, oran olarak yüzde 50 ve ağır engelli kısmı evet yazmalı eski raporlarda. Yeni raporlarda da tam bağımlı olmasını arıyoruz. Bu kriteri sağladıktan sonra da gelir kriterine bakıyoruz. Bunda da haneye giren tüm geliri, hanedeki kişi başına böldüğünüz takdirde asgari ücretin 2/3 oranının altında ise bakacak kişinin akraba konumuna gelmesine ya da vasilik durumuna bakıyoruz. Muğla ilimizde yaşlı ve engelli sayımız Türkiye ortalamasının biraz üzerinde. Çevrelerinde bu kriterlerde insanlar var ise ya da kendileri kriterlere uyuyorsa vatandaşlarımız bize müracaat edebilirler. Engelli bakana biz diyoruz ki senin evinde bir engellin var ve sen bu noktada istihdama dahil olamıyorsun. Biz engelline baktığın için senin devlet olarak yanında olduğumuzu bilmeni istiyoruz. Hem psikolojik olarak yanındayız, hem maddi olarak. Pandemi sürecinde engelli ve yaşlı vatandaşlarımıza bakmak için ailelerinden 14 gün ayrı kalan çalışma arkadaşlarımın hepsine çok teşekkür ediyorum, gerçekten alkışı hak ediyorlar” ifadelerini kullandı.

Erdoğan Karagöz

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN