Fethiye'nin Yarısı Deniz Üzerinde

Elazığ ve Malatya'da can kaybı ve ağır hasarla atlatılan son depremlerin ardından Marmaris'te de yaşanan deprem Fethiye'nin önlemler almasını akıllara getirdi. 1957 depreminde yerle bir olan Fethiye'nin eğer tedbirler alınmazsa olası bir depremde yine aynı manzaralarla karşılaşabileceği ileri sürüldü. Fethiye'nin önemli bir bölümünün deniz doldurularak inşa edilmesinden dolayı adeta zemin sorunu yaşayabileceği Fethiye'de meydana gelecek depremin Akdeniz'de Helenik yayın tetiklemesinden kaynaklanacağı vurgulandı.

PAYLAŞ

Elazığ ve Malatya’da 41 vatandaşın can verdiği, 45 vatandaşın enkaz altından çıkarıldığı bini aşkın vatandaşın yaralandığı yüzlerce binanın yerle bir olmasının ardından depremin yaraları sarılmaya çalışılırken tüm Türkiye’de olası bir depreme karşı tedbirler alınmaya başlandı. 1957 yılında deprem yaşamış Fethiye’de de olası bir depreme karşı neler yapılması gerektiği, Fethiye’deki fayların durumu ve hangi fayların depreme yol açabileceği, kentsel dönüşüm, deprem yönetmeliği, imar aflarının yarattığı sorunlar, yetkin mühendislik ile mevcut yapı stoklarının deprem risk analizlerinin yapılması FRT Televizyonunda Erdoğan Cankuş’un hazırlayıp sunduğu Pozitif Düşünce programında masaya yatırıldı. 
Erdem Yer Bilimleri sahibi Jeoloji Mühendisi Mehmet Ali Yavuz ile Muğla İnşaat Mühendisleri odası Fethiye temsilcisi Levent Çimen’in konuk olduğu programda Fethiye’de kentsel dönüşüm kapsamında bini aşkın binanın yenilendiği, kentsel dönüşümün cazibesini yok eden bazı kararlar alındığı, bürokratik engellerin arttırıldığı imar aflarının kent olgusunu yok ettiği ve olası bir depremde riskleri arttırdığı ileri sürüldü. 1959 yılında çekilen bir Fethiye fotoğrafı ile günümüz Fethiye fotoğrafının karşılaştırıldığı programda Fethiye’nin büyük bir bölümünün deniz üzerinde yerleşime açıldığı olası bir depremde zeminin sıvı olması nedeni ile büyük riskler taşıdığı da kaydedildi. 
Yaklaşık 3 saat süren ve ilgi ile izlenen programda Muğla İnşaat Mühendisleri odası Fethiye temsilcisi İnşaat Mühendisi Levent Çimen “inşaat mühendisleri odası olarak deprem gerçeğini hiçbir zaman unutmadık. Unutulmaması içinde de elimizden gelen her türlü çabayı sarf etmekteyiz fakat ne yazık ki ülkemiz bu gerçeği yalnızca deprem zamanlarında hatırlıyor. Milat sayılan 1999 Gölcük depreminden sonraki Düzce, Bingöl, Van depremi ve en son yaşadığımız Elazığ, Malatya depremlerinde “deprem değil, bina öldürür” sözünü gerçekliğini Elazığ depreminde gördük. Etrafındaki binalar yıkılmamışken ayakta dururken diğer binaların çökmesi karşımızda durmaktadır. 2011 yılında tüm Türkiye’de uygulanmaya başlanan yapı denetim sisteminde 2020 yılına kadar bu sistemin yanlış olduğunu söylememize rağmen müteahhit kendini denetleyecek firmayı kendisi seçebiliyordu. Bu yıl yürürlüğe giren ve sistemden otomatik olarak atanan yapı denetim sisteminde de birçok sıkıntılar yaşanmaktadır. 20yıl geçti, yapı denetim sistemi normal bir sisteme oturtulamadı. Yeni çıkan müteallik yasası ise yine tamamen parası olanın müteahhit olduğu teknik elemanların sadece imzacı olarak görüldüğü ve yalnızca sorumlu bulmak adına çıkarılan bir yasa olduğu ortadadır” dedi. 
 DEPREM YÖNETMELİĞİ GÜZEL 
“Deprem yönetmeliği 2018 yılında çıktı. 2019 da yürürlüğe girdi. İlk deprem yönetmeliği galiba 1940 yılında çıkmış. Yönetmelik ondan sonra birçok değişikliğe uğradı ve 1999’dan sonra yenilemeler yapıldı. 2007 deprem yönetmeliği çıktı ve en son 2019 da yürürlüğe giren deprem yönetmeliğini uyguluyoruz. Bu deprem yönetmeliği gerçekten güzel. Tabi ki de bazı akademisyenler üzerinde konuşuyorlar ama biz önceden jeoloji mühendisleri arkadaşlarımız araştırmalarını yapıyorlardı ve biz onlardan verileri alıyorduk. Fethiye her zaman 1. derece deprem bölgesi. Tek katlı binalarda da aynı veriyi kullanıyorduk, 4-5 katlı binalarda da aynı veriyi kullanıyorduk. Önceden bu şekildeydi. Fakat şu anda bina ve zemin birlikte çözümleniyor. Ve artık biz AFAD’ın hazırlamış olduğu haritasından veriler alınarak koordinat girilerek zemine göre farklı, tek katlı da farklı, 4 katlı da farklı olarak yapılıyor. Bunda herhangi bir sıkıntımız yok. Ama bizim dikkat çekmek istediğimiz kısım bundan 30-40 yıl önce Fethiye’de yapılan yapılar risk taşıyor. Özellikle önceden düz demirler kullanıyordu şimdi nervürlü demirler kullanılmakta. Marmara depremi milat oldu ama yeterli olmadı. Onun üzerine yenilikler yapıldı işte en son 2019 da yürürlüğe giren yönetmelik ortaya çıktı. Bizim sıkıntımız eski binalarla ilgili” dedi. Çimen “Bir binaya gidelim de bir bakalım hadi iyimi kötü mü diyeceğimiz bir şey değil. Bilimsel tekniklere uygun numuneler alınıp laboratuar ortamlarında performans analizi yapılarak bu bina sağlıklı mıdır, değil midir bunun analizi yapılmalıdır.  Ama bu sadece kurum ya da kuruluşlarla yapılacak bir şey değil. Tüm Türkiye’yi ilgilendiriyor ve bakanlıklarla birlikte yapılmalıdır bence. Biz odalar olarak her zaman teknik desteği sağlayalım ama bu işin laboratuar boyutu var numunelerin alınması var bunlar hep ekonomik olay. Bir de şu boyutu var. 2013-2014 yılında ciddi şekilde yapılanmaya gidilmişti ama sonucu gelmedi. Biz hep bir afetin sonucunda bir şeyler yapıyoruz. Deprem bizim ülkemizin gerçeği ve biz bu gerçekle yaşayacağız. Sağlam ve güvenilir binalarda yaşarız umarım” dedi. İmar afları konusunda da deprem gerçeğinin unutulduğunu ifade eden Çimen “İmar affı uygulandı 2 katlı binaya 2 kat daha eklendi. Hiçbir yetkili imza olmadan binalar uygun hale getirildi. Bu çok yanlış bir durumdu. İmar affının en can alıcı tarafı yapının depreme dayanıklılığı malikin sorumluluğundadır şeklinde beyanın yer almasıdır. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir uygulama olamaz. Bir deprem olursa tabutlarını yasalaştırıyorlar. İmar affı sırasında hiçbir mühendislik almayan binalar yapıldı. Bu durum bir de imar kirliliğine yol açtı. Fethiye’de Kayaköy ortada. Tüm Türkiye’de aynı sorun yaşanıyor. İmar afları yanlış yapılıyor” dedi. 
KEYFİYETE BIRAKILMAMALI
“Kentsel dönüşüm için Fethiye’de yapılması gereken yerler için araştırma yapılması gerekiyor” diyen İnşaat Mühendisi Levent Çimen “Vatandaş binam kötü çıkar, yıkılır diye kaçınıyor. Bina analiz işini vatandaşa bırakmamak lazım. Sonra vatandaş Elazığ ve Malatya’da da görüldüğü gibi canı ile ödüyor. Can güvenliği vatandaşın keyfine bırakılamaz. Binalar deprem yönetmeliğine uygun vaziyette yapılmalıdır. Keyfiyete bırakılmamalıdır. Başlangıcından ruhsat aşamasına kadar ilgili mühendisler ve belediyelerin yetkilileri tarafından kontrol edilmelidir” ifadelerini kullandı. 
CAN GÜVENLİĞİ ÖNEMLİ 
Fethiye’de kamu binalarından başlanarak eski yapıların vatandaşın isteğine bırakılmaksızın ivedilikle mevcut durumları tespit edilerek bir durum tespiti yapılamalıdır. Asıl mesele binaların yıkılmamasını sağlamak, bilime ve tekniğe uygun yapılar inşa etmektir. Bu tür binalar inşa edersek enkazlar olmayacak belki yalnızca çok az sayıda ağır hasarlı yada orta hasarlı binalar olacaktır. Yıkılması gereken binalar veya güçlendirilmesi gereken binalar tespit edilmelidir. Ve bu işlemlere öncelikle okullardan ve kamu binalarından başlanılmalıdır. Elbette ki bunun mali bir yükümlülüğü vardır. Öncelikle can güvenliği söz konusu olduğundan her türlü uyarıyı yapmak üzerime düşen görevdir. Bugünde üstüne basa basa insan canı mali hiçbir gerekçe baha gösterilerek tehlikeye atılamaz. Bizler meslek odalarının etkinliklerinin arttırılmasını Fethiye Belediye başkanı Alim Karaca ile görüşerek protokol imzalayıp daha kaliteli projeler üretilmesini sağlamak istiyoruz” dedi. 
YÖNETMELİK ABD’DEN
Jeoloji Mühendisi Mehmet Ali Yavuz ise  “Şehirler kurulurken jeoteknik ekipler kurulur. 1999 depreminden sonra yapı denetmenlikleri geldi. Bu olay deprem yönetmeliği ile biraz daha iyileştirildi. Fakat Fethiye’de jeoteknik rapor hazırlandı. Ama o zaman şehir zaten yapılaşmasını tamamlamıştı. Şu anki yönetmelikle de aynı şekilde birçok şeyi gerçekleştirilemiyor. Dere yataklarının sürekli güncellenmesi gerekiyor. Afet denilince sadece deprem akla gelmemeli su basma riskleri var, Fethiye’nin değişik yerleri ile ilgili tsunami riskleri var. Ama hala lokal bazda bunlar sorgulanıyor. Uygulamadaki sorunlar çözümlendikten sonra bu deprem yönetmeliğinin standart bir şekilde uygulanmış olduğunu göreceğiz” dedi. Deprem yönetmeliğinin Türkiye’ye uygun olmadığını ve Amerika’dan transfer edildiğini de ileri süren Mehmet Ali Yavuz “ABD’nin yönetmeliği Türkçeleştirildi ve uygulayın denildi. Burası Amerika değil, biz deprem ülkesiysek eğer bunu Japonya’dan alabiliriz. Kurumlarımız gidip orada araştırabilirler. Ama biz bunu Amerika’dan aldık. Vatandaşın yapabileceği hiçbir şey yok. Yasalar çıkmış uygulamaya çalışılıyor. Devlet bir yasa çıkaracağı zaman ilk önce bir altyapısını hazırlaması gerekiyor. Bunu yapmıyorlar. Kentsel dönüşümde de bunları gördük” dedi. 
HELENİK FAY FETHİYE İÇİN TEHLİKELİ 
Mehmet Ali Yavuz “1957 depremi Fethiye’nin 20 kilometre açığında denizde oldu. Fethiye’yi tetikleyen Helenik fay dalma batma zonunu oluşturmuş. Fethiye, Yunan adalarından Girit’ten etkileniyor. Çünkü Fethiye’nin zemini bozuk. 2004’te tespit edilen Boncuklu diye bir fayımız var.  Boncuklu fayının araştırması geniş şekilde yapıldı ve bakanlıkça onaylandı. Boncuklu fayının aktif olma olasılığı yok. Fethiye merkezli bir deprem söz konusu değil. Fethiye’nin bu 1959 da çekilmiş haritaya göre yarısı denizin üzerinde bulunuyor. Bu benim iş yerim. Oysa fotoğrafta burası deniz. Biz şu anda dolgu sahasındayız.  Ve biz burayı dolduraraktan yapılaşmaya gitmişiz. Bunun sonucunda da afeti biz kendimiz davet ediyoruz. Yani doğayı katletmişiz. Biz kendi önlemimizi aldıktan sonra doğadan korkmamalıyız. İstatistiklere bakarak şu kadar zaman sonra deprem olacakta diyemeyiz. Deprem her an olabilir. Önemli olan deprem bilincine göre binaları sağlam yapmalı ve bilinçlenmeliyiz. 6.8 ve 7 şiddetlerinde mutlaka deprem olacak. Fethiye’de de Türkiye’de de ancak binaları sağlam oturtmalıdır” dedi. 
1999 ÖNCESİ BİNALAR ÇÜRÜK
“Kentsel dönüşümden 1999 öncesi binaların mutlaka yararlanması gerekirdi. Ancak bu fazla olmadı. Fethiye’de bini aşkın bina kentsel dönüşümden yararlandı. Oysa daha Seydikemer ilçesinde de olmak üzere çok fazla bina 1999 öncesi yapılmış durumdadır” diyen Mehmet Ali Yavuz “Kentsel dönüşümü ilk uygulayanlardanım. 6326 sayılı kanunla gündeme geldi. İlk çıktığı dönemlerde kentsel dönüşüm çok güzel işlendi. Kira yardımı, bunun yanında taşınma yardımı, bağımsız bölüm kadar kredi desteği, kurumlara ödenen harçlar muafiyeti. Fethiye’de de bin in üzerinde de evler kentsel dönüşüme girmişti. O dönemde ayda 20-30 talep olurken şu anda 2-3 talep ancak oluyor. Yasalar çıkıyor ama alt yapısı hazır olmadan çıkıyor. Kentsel dönüşümde şu anda kira desteği veriyor ancak bunu almakta bürokrasi zorluğu çekiliyor. Bürokratik engeller kolaylaştırılmalıdır. Müteahhitlere yeni bir uygulama geldi. İnşaatın birim maliyetinin belli bir yüzdesi kadar belediyeye nakit yatırmanız gerekiyor. Böylece kentsel dönüşümün cazibesi bitti. Şuan eski bir binanızı ya da depreme dayanıksız binanızı yıkıp kentsel dönüşümden yararlanarak yapmak isteseniz bürokrasi ile uğraşmaktan yorulursunuz. 1999 öncesi yapılan yapıların çoğunluğu çürük. Şahıs bazında değil ada bazında yada kooperatifler olarak kentsel dönüşüm için hareket etmek lazım. Bakanlıktan belediyelere kentsel dönüşüme sokulması gereken yerler soruldu. Seydikemer Belediyesine nasıl bir cevap verdiniz diye sorduğumda “yoktur” diye cevap verildiğini öğrendim. Keza Fethiye Belediyesi ne cevap verdi bilmiyorum. Bu konular vatandaşa bırakılmamalı. İdareciler yöresi ile ilgili risk almalı. Uygulamalardan halk yararlanabilsin.  Sonuç olarak herkes kaderini yaşıyor şu an” dedi. 
RİSK HARİTALARI ÇIKARILMALI
Mehmet Ali Yavuz “Ülkemizi denetleyen 2 ayrı fayımız var. DAF dediğimiz Doğu Anadolu fayı bir de Kuzey Anadolu fayı. Arap yarımadası her yıl 2 santim ülkemize doğru kayıyor. Helenik dediğimiz Afrika Platosu var. Buda bizim ülkemize doğru doluyor. Toroslarında çok dik olması bundadır. Kıbrıs’ı da oluşturan tektonik hareketlerden birisidir. Afrika Platosunun ilerlemesi ile bizim Ege bölgesinde bu rejim sıkışmasından dolayı graben fayları oluşuyor. Yani Fethiye’deki fay sistemi olarak çok fazla fayımız yok.  Aktif fay yok. Bunun Belediye’de incelemesi de var. Bakanlıkça onaylanmış raporları da var. Fethiye’yi etkileyen fay tamamen Helenik fay hareketiyle gerçekleşen Akdeniz açıklarında olan depremlerden kaynaklanıyor. Sadece bizim sıkıntımız zeminimiz. Depremde zemindeki sıvılaşmadan kaynaklanan yıkımlar meydana gelir. Zeminimiz sağlam olursa deprem dalgaları çok hızlı ilerler. Binalar yıkılmaz. Fethiye’de parsellere riskli alan şerhleri konulmalıdır. Fethiye’nin risk haritasının bir an önce çıkarılması gerekir.  Bakanlığında bunu onaylaması şarttır. Onaydan sonra Belediye’lerin imar durumlarına işlenmesi gerekir” dedi. 
KRAL MEZARLARI FAY AYNASINA YAPILMIŞ
Fethiye’de Boncuklu fayı üzerine yapılmış kral mezarları örneğini veren Jeoloji Mühendisi Mehmet Ali Yavuz o dönemlerde insanların nasıl korunacaklarının önlemlerini fay aynasına kral mezarı yaparak aldıklarını ifade etti. Mehmet Ali Yavuz “Fethiye’nin Boncuklu fayı ölü bir faydır. 7 kilometre dolayındadır. Belediye’de raporu var. Deprem üreten bir fay değil. Yüzde 80-85 derecelerinde eğilimi var. Fay aynasının üzerinde kral mezarları yapılmış. Tarihte bu bölgede çok depremler olmuş. Finike, Fethiye, Kaş, Kalkan bölgesinde çok depremler olmuş. O dönemde insanlar nasıl korunacaklarının önlemini almış. Fay aynasına mezarlar koymuşlar. Bizim zihniyetimizin değişmesi lazım. Kral mezarları fay aynasına yapılmış. Aktif bir fayı gözlemleyebilmeniz için alüvyon seviyelerinin fayın bir iz bırakması lazım. 2004’te yaptığımız çalışmada biz burada Boncuklu fayı üzerinde bulamadık. Bu fay ömrünü tamamlamış anlamına geliyor. Fethiye deprem açısından tehlikeli mi? Tehlikeli. Akdeniz’de olan bir deprem Fethiye’yi etkiler. Evimizin şu andaki Boncuklu fayının üzerinde olmasından korkulacak bir durum yok. Çünkü bu fay ölü durumda. Ancak Akdeniz’de olan deprem Helenik fay nedeni ile Fethiye, Çameli, Burdur’u etkilemektedir. Fethiye’de Helenik fay dışında aktif olacak bir fay yok. Fethiye Körfezinde de çok eski bir fay var. Ömrünü tamamlamış olan bu fayın tekrar canlanması söz konusu değil. Fethiye’deki kamu binalarının çoğunun ruhsatı yok. İnşaatlarda zemin incelemeleri Türkiye’de tam yapılmıyor. Bunlar zorunlu hale getirilmeli ki olası depremlerde bina ayakta kalabilsin can kaybı yaşanmasın. 2000 yılından sonra yapılmış binanın çok riskli olacağını düşünmüyorum” diye konuştu. 
 

Erdoğan Karagöz

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN