Fethiye'de Jeotermal Sondaj Kuyularına Tepki

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca Muğla'nın Fethiye ilçesi Kayaköy ve Ölüdeniz Mahalleleri'nde sondaj yöntemiyle Jeotermal kaynaklar arama faaliyetinin gerçekleştirileceği öğrenildi. Ölüdeniz Lagünü ile çevredeki plajlarda 6 noktada yapılacak jeotermal kaynak arama faaliyetine yöredeki vatandaşlar, sivil toplum kuruluşları ve turizmciler karşı çıkıyor. Fethiye Kent Konseyi sondaj yöntemiyle jeotermal kaynak arama faaliyetine itirazda bulundu.

PAYLAŞ

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca Fethiye’nin Ölüdeniz ve Kayaköy Mahalleleri’nde sondaj yöntemiyle jeotermal kaynaklar arama faaliyeti adı altında yapılan ihale Abdulvahap Çelik isimli yatırımcıda kaldı. İzin ve ruhsatların ilgili bakanlık tarafından verildiği öğrenilen sondaj yöntemiyle jeotermal kaynak arama faaliyetine Fethiye’deki STK’lar karşı çıktı. Birinci derece doğal sit alanı içerisindeki Kayaköy ve Ölüdeniz’e yapılmak istenen jeotermal kaynak arama faaliyetine yatırımcının hemen başlamak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın başvurduğu ÇED yapım sürecinin de 30 Mart 2020 tarihinde başladığı öğrenildi. 2.182,5 hektarlık alanda her biri en az 10 bin metrekarelik yüzölçümlü sahayı kaplayan 6 adet sondaj kuyusunun iki noktası, ÖÇK’nın kesin korunacak hassas alan olarak belirlediği Ölüdeniz Lagünü’nde biri doğal sit alanı olan Kayaköy Mahallesi Soğuksu Plajı ile biri arkeolojik sit ve doğal sit alanı içerisinde yer alan Delikli Burun – Gemiler Plajı’nda iki tanesi de doğal sit alanı içerisinde yer alan Dar Boğaz Plajı kuzeyindeki Oyukbaşı Tepesi Mevkii’nde bulunduğu öğrenildi. Söz konusu projeyle sondaj kuyusu açılması planlanan noktaların tamamının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından tespit ve tescil edilmiş hassas ekosistemler olduğu, içlerinde barındırdıkları nadir ve nesli tehlike altındaki türlerin de bulunduğu kaydedildi. Turizmciler ve STK’lar jeotermal kaynak arama faaliyetine tepki gösterdiklerini belirterek bu yanlıştan dönülmesini istediler. 
TURİZME TAHRİBAT AÇACAK
Fethiye Kent Konseyi, sondaj yöntemiyle jeotermal kaynak arama faaliyetine itirazda bulunarak turizm cenneti Ölüdeniz ve Kayaköy’ün tahribatının önlenmesini istedi. Kent Konseyi itirazında;
“Dolayısıyla Fethiye’de planlanan bu sondaj çalışmaları ile zehirli gazların atmosfere salınımı, zehirli kimyasallarla dolu akışkanların toprağa, dere ve kanallara, yer altı sularına ve denizlere boşaltılması ile Kesin Korunacak Hassas Alan ile Doğal Sit statüsündeki nadir ve hassas ekosistemlerde ve Arkeolojik Sit alanlarında telafisi imkansız hasarlar yaratacağı açıktır. Jeotermal akışkanlarından çevreye yayılan kimyasalların başında bor, siyanür, kükürt, nikel, kurşun, kobalt, kadmiyum, krom ve mangan bulunmaktadır. Türkiye’de bulunan mevcut jeotermal santrallerinin gerek yer seçimi gerekse işletme aşamalarında bilimsel ve teknik gereklilikler yerine getirilmediği, tesis ve işletme süreçlerinde mevzuata aykırılıklar yaşandığı, denetimlerin yetersiz kaldığı ve olumsuz çevresel etki yaratan verilerin kamuoyu ile paylaşımında şeffaflık ilkelerine uyulmadığı açıktır.
Ayrıca, açılan kuyularda yeterli miktarda ve uygun değerlerde jeotermal kaynaklara rastlanması durumunda, kuyuların bulunduğu bölgede çok sayıda Jeotermal Turistik Tesis yapılmasının önü açılacak ve bu durum yapılaşma baskısını arttıracaktır. Kuyulara ve tesislere ulaşım sağlayıcı araç yollarının açılması, jeotermal kaynakların iletim hatlarının ve şebekelerinin inşa edilmesi ile de çevresel yıkım katlanarak artacaktır.
Muğla İli dışında, Türkiye’nin; Manisa, Denizli, İzmir, Çanakkale, Afyon, Van, Elazığ, Bolu gibi birçok ilinde kontrolsüz ve denetimsiz jeotermal enerji yatırımları ekosistemleri tehdit etmektedir. Bu tip yatırımlar için yer seçiminde Kümülatif Çevresel Etki Değerlendirmesi yapılmadığı açıktır. Fethiye’nin kesin korunacak alan statüsündeki bu en hassas ekosistemleri üzerinde, özellikle de turizm açısından yüksek potansiyelli rant alanlarında adeta etrafından dolaşarak bir turizm yatırımı için ön açma girişimi olduğu izlenimi veren bu tip girişimlerin acilen durdurulması gerektiği açıktır. 
Proje alanı olarak belirlenen ve Doğal Sit, Arkeolojik Sit ve Kentsel Sit Alanlarını içine alan Fethiye İlçesi, Kayaköy Mahallesi ve Ölüdeniz Mahallesi, Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak tespit, tescil ve ilan edilmiş bölgelerdir.  Yetki ve sorumluluk açısından Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün kontrol ve denetiminde bulunan bu bölge içerisinde Jeotermal Kaynak Arama Amaçlı Sondaj Kuyuları Açılması, Jeotermal Turistik Tesislerin yapılması, kuyulara ve tesislere ulaşım sağlayıcı araç yolları açılması, jeotermal kaynakların ilgili kullanım alanlarına ulaştırılmasını sağlayacak iletim hatlarının ve şebekelerinin inşa edilmesi, bu kurumun misyon, vizyon, görev, ilke ve prensipleri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin imzaladığı uluslararası sözleşmelere aykırılık oluşturmakta ve tazmin hakları doğurmaktadır. Projeden vazgeçilmemesi, bu alanlarda geri dönüşü imkansız hasarlara yol açacaktır” denildi.
BÖLGE KESİN KORUNACAK HASSAS ALAN İÇİNDE
Fethiye Kent Konseyi, itiraz dilekçesinde Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün misyonunu hatırlatarak  “Dünya ve ülke ölçeğinde doğal, tarihi ve kültürel değerlere sahip ancak kentleşme, turizm, tarım ve sanayi baskısı altındaki Özel Çevre Koruma Bölgelerinde;  bütünleşik alan yönetimi yaklaşımıyla, ulusal ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği içerisinde ve çok yönlü bakış açısı ile sektörler arası eşgüdümü sağlayarak, biyolojik çeşitliliğin korunmasına, doğal, tarihi ve kültürel değerlerin sürdürülebilirlik anlayışıyla yönetilmesine, sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşanmasına katkıda bulunmaktır.
Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü Merkez Komisyon’unca karar alınıp, Cumhurbaşkanlığı Makamı’nca onaylanan ve 04.03.2020 tarih ve 31058 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren karar gereği;  ‘Kesin Korunacak Hassas Alanlar’ olarak tespit, tescil ve ilan edilmiş bu ve benzeri alanlarda bu tür yatırımlara izin ve ruhsat verilebilmesi kabul edilebilir bir durum değildir. 
Çevre Şehircilik Bakanlığınca belirlenerek Resmi Gazetede yayınlanan ilke kararları gereği yukarıda açıkça belirtildiği üzere, itirazımıza konu alanların hepsi Kesin Korunacak Hassas Alan ve Doğal Sit statüsündedir ve bu alanlarda; Jeotermal Kaynak Arama Amaçlı Sondaj Çalışmalarının yapılamayacağı açıkça ortadadır. 
Proje Tanıtım Dosyasında, her biri en az 10.000 m2 yüzölçümlü olacak şekilde belirlenmiş 6 adet sondaj sahasında(toplam 60.000 m2) yaklaşık 0,10 metre derinliğindeki yüzey toprağının üzerindeki bitki örtüsü ile birlikte sıyrılacağı, oluşan yaklaşık 6.000 m3 hafriyatın ve kesim yapılacak ağaç ve çalıların, bölgedeki en yakın noktada depolanacağı belirtilmiştir. Bu durum, Kesin Korunacak Hassas Alan ve Doğal Sit Alanı olan; hassas ve nadir türler barındıran bu ekosistemlerde telafisi mümkün olmayan hasarlar oluşturacaktır. İtirazımıza konu projenin; saha hazırlığı çalışmaları ile başlayacak doğa tahribatı, sondaj sırasında da devam edecektir. Bölgede yer alan nesli tehlike altındaki nadir ve hassas türler ile endemik türlerin yaşam alanları yok olacaktır. Sondaj çalışmaları sırasında,  faaliyet alanları içerisinde bulunan Akkula Deresi, Harnupluçukur Deresi ve Kuyuçukuru Deresinin de doğal yataklarına zarar verilecek, sondaj sırasında çıkan sondaj çamurları, kimyasal içerikli yeraltı suları, pasa atıkları, sıvı ya da katı atıklar çevre kirliliğine ve tahribatına neden olacak, kirleticiler yüzeysel emilim ve dereler vasıtasıyla Akdeniz’e ulaşarak deniz ekosistemini de tahrip edecektir.  ‘Sondaj Yöntemi İle Jeotermal Kaynaklar  Arama Faaliyeti’ adı altında ihale yöntemi ile Abdulvahap Çelik isimli yatırımcıya, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca verilmiş olan izin ve ruhsatlarının  iptal edilmesi,  yatırımcının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunduğu Proje Tanıtım Dosyasının uygun görülmesi üzerine başlatılan ÇED Yapım Süreci’nin durdurulması ve projeden vazgeçilmesi gerektiği açıktır” ifadeleri kullanıldı.

Erdoğan Karagöz

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN