Eğitimci Yazar Hakan Birol,

Deneme, edebiyat, eğitim kategorilerinde eserler yazmış olan Fethiyeli Yazar ve Eğitimci Hakan Birol, FRT TV'nin ' Yeni Bir Gün' adlı sabah programına konuk oldu. Cumhur Durmaz'ın bölüm moderatörlüğünü yaptığı programda eserlerinden bahseden Yazar Birol, pandemi sürecinde verilen uzaktan eğitimi de değerlendirdi. Programda, yazmak isteyenlere önerilerde de bulunan Yazar Hakan Birol, Türkiye'deki okuma-yazma oranını değerlendirirken, okumayı yemeğe benzeterek anlattı.

PAYLAŞ

Deneme, edebiyat, eğitim kategorilerinde eserler yazmış olan Fethiyeli Yazar ve Eğitimci Hakan Birol, FRT TV'nin " Yeni Bir Gün" adlı sabah programına konuk oldu. Bölüm moderatörlüğünü Fethiye Sahaf Kitabevi sahibi Cumhur Durmaz'ın yaptığı programda, 2017 yılında ilk basımı gerçekleşen Sınav Burger kitabından bahseden Yazar Birol, Türkiye'deki okuma-yazma oranını değerlendirerek uzaktan eğitim sistemi hakkındaki düşüncelerini de anlattı. 
"ÜLKEMİZ, SINAV CENNETİ"
" Bizim ülkemiz bir sınav cenneti. Sürekli bir sınav yapılıyor, bu sınavın yapılması da kesinlikle gerekli. Sınavdan şikayet etmeyi bırakmamız gerekiyor. Eğer bir çözümünüz yoksa bence şikayet etmeyi bırakın. Bunun için çözüm üretmeye çalışın. Sınav Burger de böyle çıktı" diyen Eğitimci - Yazar Hakan Birol "Aslında buna Teog Burger de diyebilirdik fakat malum tam o dönemde bizim sınavımız değişti. Onun yerine LGS yeniden ortaya çıktı. Sınav Burger, sınavın adı değişir, tadı değişmez diye çıktı. LGS, TYT, AYT gibi sınavlara girecek olanları kapsayan kitap olarak çıktı ortaya. İçinde peki neler anlatılıyor? Derslere nasıl çalışmalıyız, nasıl hedef koymalıyız, hangi derse ne kadar çalışmalıyız, hatta içine ben soru çözüm çizelgesi bile koydum. Öğrenciyle sohbet eder gibi yazdım. Kendisine bir öğrenci koçu tayin edilmiş gibi kitap okumaya başlıyor. Onu yönlendiren bir kitap olarak ortaya çıktı. Öğrenci arkadaşlarım özellikle soru çözüm çizelgesine dikkat ederlerse çok faydasını göreceklerdir. Sınav Burger, benzersiz bir eser olarak doğdu. Taklitleri şu an için yok. İlk basımı 2017 yılında oldu. Şimdiye kadar negatif bir dönüş olmadı. Genelde öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin beğendiği hatta bana şunu söylüyorlar " hocam fotokopi çektirip kullanabilir miyiz?" Bunu izin alıp yapıyorlar. Hayatı zaten bir sınav olarak görüyoruz. Bu sınavın içinden başarıyla çıkabilmek için bununla ilgili yönlendirmeler yapıyoruz. Kitap direktifler veren bir kitap değil. Şu anki genç nesil daha çok sorgulayıcı, daha çok araştırıyorlar. Siz bunlara emir verir gibi konuşursanız ona karşı çıkıyorlar. Yani bir nevi size duvar örüyorlar. İletişim kopukluğu yaşanıyor. Zaten hep söylerim, iki insan arasındaki en uzak mesafe iletişim kopukluğudur. O yüzden gençlerle birebir iletişim halinde olarak bir şeyler yazmaya devam ediyorum" şeklinde konuştu.
"İÇİNİZDE KALMASIN"
Programda, yazmak isteyen insanlara da tavsiyelerde bulunan Eğitimci - Yazar Hakan Birol " Yazın, kalmasın onlar içinizde. Sizden bir şeyler kalsın. Bu bir kitap olur olmaz, sıkıntı yok. Tek sıkıntımız bizim bir şeyleri ortaya koymak. Hayatımı yazsam roman olur diyenleri çok duyuyoruz. Ben "neden yazmıyorsun?" diyorum, "yazacak vakit mi var, ben nasıl yazayım, gel sen yaz benim kitabımı" diyor. Tamam yazalım da sen neden bir adım atmıyorsun? Yani bizim yazmamız çok mu zor? Türkiye'deki okuma yazma oranı ortada. Yazamadın diyelim, ses kaydı yap, bir şey yap. Teknoloji gelişti. Harekete geçmiyoruz. Neden yazamıyoruz? Bence korkuyoruz. Yüzleşmekten korkuyoruz. Çünkü yazmaya başladığınız an bir yolculuk başlıyor geçmişe doğru. Her şeyin temelinde bir duygu var aslında. Bundan dolayı yazmıyoruz" dedi. 
"ÖNCE KENDİ KLASİKLERİMİZİ TANIMAMIZ GEREK"
Türkiye'deki okuma yazma oranını nasıl görüyorsunuz? Şeklindeki soruya ise Birol "Okumak, beslenmek gibidir. Sporcuların ya da normal insanların günlük hayatlarını sürdürebilmeleri için beslenmek gibidir okumak da. Ama fast food da bir beslenme türüdür, sebzeler, etler de. Ne yiyorsunuz ve ne oldunuz. Buna bakmak lazım. Fast food'la beslenen topluma bakın, sağlıklı beslenen topluma bakın. Fiziki yapısından ve bunun sağlıklarına yansımasından, hepsinin ne durumda olduğu ortada. Okumak da böyle birşey. Ne okuyoruz? Birçok kişi yazıyor. Kimsenin kalemine lafımız yok. İstediği kadar yazabilir. Burada olay şu, gerçekten ne yazıyorsunuz, yazılanlara bakmak lazım. Kişinin okuduklarına bakmak lazım. Okunması gereken temel kitaplar vardır, ne kadar klasik okudun mesela. Önce kendi klasiklerimizi tanımamız, kendi değerlerimizi bilmemiz gerekiyor. Bunları bilmeden yabancı yazarların çevirileriyle başlıyoruz okumaya. Aslında bunu çeviren kişinin gösterdiği dünyayı okuyoruz" diyerek yanıt verdi.
"UZAKTAN EĞİTİMİ, VERİMLİ ŞEKİLDE SÜRDÜREBİLİRİZ"
Uzaktan eğitim sistemini değerlendiren Eğitimci - Yazar Hakan Birol "Bu artık çok kompleks bir sistem haline geldi. Yani bu eğitimi veriyoruz ama herkes alabilir mu? Bu eğitimle ne kadar kişiye ulaşabildik? Eşitlik sağlandı mı, ilk önce bunu düşünmek lazım. Faydalılık boyutuna geldiğimizde, bu ne kadar faydalı? Yüz yüze eğitimle kıyasladığımızda verilen sabit bilgiler var. Buradaki katılım ne kadar sağlıklı yürüyor? Bunu değerlendirmemiz lazım. Yüz yüze ile kıyasladığımızda birçok yönü eksik kalıyor. Mart'ta başladığını düşünürsek, oradaki 2. dönem yok gibi. Birçok veliden bunu duyuyoruz. Öğrenciler de okuldaki gibi olmadığını söylüyor. Şimdi bu sürece yeniden başladık ve bu süreç ne kadar gidecek bunu da bilmiyoruz. Ama teknoloji çağındayız, hepsini bir kenara bırakıp bütün öğrenciler ve veliler bunu maksimum düzeyde kullanabilecekleri yollar arasınlar. Sosyal medyada, sitelerde birçok konu anlatan öğretmenler var. Bunları takip etsinler. Teknolojinin farklı boyutlarını kullanarak bence bunu verimli bir şekilde sürdürebiliriz. Sorunu fırsata dönüştürüp devam etmemiz gerekiyor" diye konuştu. (GÜLYÜZ YURDAGÜL SIRT)

Gerçek Fethiye

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN