CHP'li Vekil Erbay, Gerçek Gündem'in Konuğu Oldu

CHP Muğla Milletvekili Burak Erbay, FRT TV’de Gerçek Gündem Programına konuk oldu. Erbay, bölgenin kanayan yarası haline gelen ve Türkiye'de başka örneği olmayan Göcek Tüneli'yle ilgili TBMM'ye verdiği soru önergelerine verilen cevapları da programda aktardı. Erbay, Göcek Tüneliyle ilgili, " Bu sözleşmenin karşılıklı olarak fesih edilmesi ve vatandaşlarımızın oradan ücretsiz geçmesinin sağlanması lazım" dedi.

CHP'li Vekil Erbay, Gerçek Gündem'in Konuğu Oldu
Siyaset
CHP Muğla Milletvekili Burak Erbay, FRT TV’de Gerçek Gündem Programına konuk oldu. Erbay, bölgenin kanayan yarası haline gelen ve Türkiye'de başka örneği olmayan Göcek Tüneli'yle ilgili TBMM'ye verdiği soru önergelerine verilen cevapları da programda aktardı. Erbay, Göcek Tüneliyle ilgili, " Bu sözleşmenin karşılıklı olarak fesih edilmesi ve vatandaşlarımızın oradan ücretsiz geçmesinin sağlanması lazım" dedi.

FRT TV ekranlarında Emrullah Gök ve Hülya Kulalı’nın moderatörlüğünde yayınlanan Gerçek Gündem’in bu haftaki konuğu CHP Muğla Milletvekili Burak Erbay oldu. Muğla’nın en genç milletvekili olan Erbay, meclise sunduğu soru önergeleriyle de sık sık gündeme geliyor. Türkiye’nin, Muğla’nın ve Fethiye’nin sorunlarının konuşulduğu programda Erbay, soruları samimiyetle cevapladı.

"FABRİKA KURARAK İNSANA İŞ İMKANI VE KALICI ÇÖZÜMLER ÜRETİLEBİLİR"
Türkiye'nin gündeminde yer alan Kanal İstanbul Projesine parti olarak neden karşı çıktıklarına dair soruya Burak Erbay, “Son 16 yıldır iktidarın çılgın proje merakı var. Kanal İstanbul Projesi gene o projelerden birisi gibi gözüküyor. Bir takım projeler hayata geçirilebilir, dillendirilebilir ama bizim eleştirdiğimiz nokta konunun muhatabı kişilerle fikir alışverişinde bulunulması lazım. O bölgede yaşayacak, projeden etkilenecek kişilerle, bilim adamlarıyla bir araya gelerek bu projenin artılarını eksilerini iyi değerlendirmemiz lazım. Ama maalesef son 16-17 yıldır iktidarda bulunan partinin tercihi pek bu yönde olmadı. Ben yaptım siz kabul edin! Burada da maalesef ‘O karışmasın’ denilerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımıza cevaplar verilebiliyor. Böyle olmaması lazım. Oturulup tartışılması lazım. Ama şuanda ilk etapta bizlere yansıyan bilgiler doğrultusunda incelediğimizde Kanal İstanbul Projesinin şuanda Türkiye’nin önceliği bir proje olmadığını biliyoruz. Verilen rakamlara göre 75 milyarlık bir maliyetten bahsediliyor. Bu rakamları ortaya koyduğumuzda 75 milyar liraya 10-15 ilde işsizlik sorunu çözülüyor. 10-15 ile yeni fabrika açma imkanı, oradaki genç işsizlere ki Türkiye’nin birinci öncelikli sorunu işsizlik sorunudur. Fabrika kurarak insana iş imkanı ve kalıcı çözümler üretilebilecekken böyle bir proje tercih ediliyor. Bunun iyi değerlendirilmesi lazım. Proje hayata geçtiğinde de oluşacak doğa tahribatından tutun bölgeye vereceği zararlar günlerdir televizyonda tartışılıyor. Zaten İstanbul artık dolmuş durumda. 20 milyona yaklaşan bir nüfus, insanlar ekonomik olarak ciddi sıkıntı içerisinde, ekonomik uçurum dengesi var. İstanbul’un nefes alması gerekirken daha fazla nüfus yoğunluğu getirecek bir proje gözüküyor. Kanal İstanbul Projesi ülkenin temel değeri olan bazı konularda anlaşmaları delmeye yönelik çabalar olduğunu görebiliyoruz. O yüzden biz Kanal İstanbul Projesinin öncelikli bir proje olmadığını düşünüyoruz. Tekrar değerlendirilmeli. İlle de yapılacaksa o bölgede yaşayan halkımızla bilim adamlarıyla bu projenin tartışılarak, beyin jimnastiğinin iyi yapılarak hayata geçirilmesi lazım” dedi.

Libya Tezkeresi ve Kanal İstanbul’un bir biriyle bağlantılı olup olmadığı ve bir erken seçim yatırımı mı sorusuna CHP’li Milletvekili Erbay şöyle cevap verdi; “Ülkemizin doğal kaynakları var. Doğru işlendiğinde bütün insanlarımızı mutlu edecek bir kaynaklarımız var ama biz bunların yeteri kadar kullanılmadığını düşünüyoruz. Sahaya çıktığımızda herkesin bankalara, kredi kartına, krediler borcu var. Burada demek ki kaynakların doğru kullanılmasıyla ilgili bir sıkıntı yaşıyoruz. Bu politikalarımızın sonucu doğuran bir bütün. Bizim daha kendi vatandaşımızla ilgili sorunları çözememişken kalkıp başka ülkelerin iç meselelerine müdahale etmemiz ne kadar doğru? Maalesef mevcut iktidar göreve geldiğinden beri bunu tercih etti. Kendi insanımızı mutlu etmek önceliğini kenara bırakarak başka ülkelerin iç meselelerini karışır politikalar tercih etti. Ve buda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının omzuna yeni yük olarak biniyor. Oradaki müdahalenin ciddi oranda milyonlar dolarlarca maliyeti geliyor. Orta Doğu büyük bir bataklık. Oradaki her olumsuz müdahale bize milyonlarca Suriyeli, milyonlarca başka ülkelerden gelen insanlar olarak dönüyor. Bizim Fethiye’deki insanlarımız daha iş bulamıyorken, gençlerimiz, Ortaca, Dalaman, Köyceğiz’deki insanlarımız iş bulamıyorken, Türkiye’nin birçok yerinde bu sıkıntılar yaşanıyorken, milyonlarca Suriyeli bölgemizde farklı sektörlerde iş yaptığını görüyoruz. Şuanda Kilis’te 130 bin Türk vatandaşı var, 130 binde kayıtlı Suriyeli var. Kayıtsız da 20-30 bin Suriyeli olduğu düşünülüyor. Siz düşünün Kilis’in halini. Bu Hatay, Gaziantep gibi illerde de aynı şekilde. Bu noktada Libya Tezkeresine geldiğimizde Suriye girişiminde bulunduk şimdi üstüne artısı, eksisi, zararları ortadayken Libya’ya müdahale etmeli bir tezkere gündeme geldi. Geçen hafta oylandı ve geçti. Tezkereyi incelediğimizde Libya’ya Mehmetçiğimizi göndermemiz söz konusu. Libya büyük bir coğrafya. Yarın bir gün çöllere gönderdiğimiz gencecik Mehmetçiğimiz cenazeleri geldiğinde ne yapacağız? O ailelere ne diyeceğiz? Neden orada olduğumuzu nasıl izah edeceğiz?  Bunu gerçekten izah etmemiz mümkün değil diye düşünüyorum. Bu bir erken seçim çalışması mı diye baktığımızda ben çok zannetmiyorum açıkçası.  Şuanki ekonomik tabloya baktığımızda, insanların mutsuzluk durumuna baktığımızda, 31 Mart'ta Türkiye’deki seçim sonuçlarına baktığımızda mevcut iktidarın kendi koltuğunu kaybetme riski olan bir seçime gireceğini ben açıkçası düşünmüyorum.  O yüzden götürebilecekleri kadar götüreceklerini düşünüyorum. Ama öyle bir karar çıkarsa biz Cumhuriyet Halk Partisi Örgütleri olarak her zaman dimdik ayaktayız. Seçime göre çalışmalarımızı yaparız.” 

"OLASI BİR SEÇİME CHP ÖRGÜTLERİ HER ZAMAN HAZIRDIR"
CHP’nin erken seçimden çekincesi olmaz diyor musunuz sorusuna Erbay, “Kesinlikle olmaz. CHP örgütleri Türkiye’nin en aktif en dinamik örgütleridir. Her zaman ayaktadır. En köklü partisidir. Gidin en ücra köyde CHP için mücadele etmiş partili bulabilirsiniz. O sayede 90 yıldır ayakta kalmıştır. Olası bir seçime CHP örgütleri her zaman hazırdır” dedi. 

"CHP ZİHNİYETİ BİR ŞEY YAPMADI DEMEK İNSAFSIZLIK OLUR"
'CHP zihniyeti' söylemini nasıl yorumluyorsunuz sorusuna Erbay, “Talihsiz bir bakış açısıdır. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi ülkeyi kuran bir anlayıştır. Ülkeyi kuran bir anlayışa bir şey yapmadı demek gerçekten talihsiz bir bakış açısıdır. Ülkeyi kurmuş, yoktan var etmiş, Türk milleti oluşturmuş, o dönemde Kuvay-i Milliye ruhu, mücadele verilmiş, Kurtuluş Savaşı olmuş, emperyalist güçlerin bu topraklardaki büyük oyunu bozulmuş ve bu coğrafyada Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları öncülüğünde büyük bir devrim yapılmıştır. Daha sonrasında emperyalist güçler bu topraklardan atıldıktan sonrada dünyaya örnek olacak devrimler yapılmış. İlk defa Avrupa’da kadına verilmeyen seçme seçilme hakkı verilmiş. Bunun gibi birçok yasal düzenlemeler yapılmış. Ve arkasından da toplum, üretim toplumuna dönüştürülerek ülkenin birçok yerinde fabrikalar kurulmuştur. Yoktan var ettiğiniz bir toplumu, milleti üretime geçiyorsunuz. CHP zihniyeti bir şey yapmadı demek gerçekten kelimenin tam anlamıyla insafsızlık olur. Siyaset bunun üzerinden üretilmeye çalışılıyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Mustafa Kemal Atatürk önce Cumhuriyet Halk Fırkasını kurmuştur daha sonrada Cumhuriyet Halk Partisini kurmuştur. Ve Mustafa Kemal Atatürk’ün çok güzel bir sözü vardır: ‘İki büyük eserim var diyor; Birisi cumhuriyet birisi de onun kurucusu ve koruyucusu olan Cumhuriyet Halk Partisidir’ diyor. Ve cumhuriyeti Cumhuriyet Halk Partisine emanet ediyor.” Dedi. 
Erbay, “Göreve geldiğimiz öncesinde de sonrasında da hem Muğla’mızın hem ülkemizin değerlerine sahip çıkmak adına ne mücadele gerekiyorsa verdik. Yurtsever insanlarımız Silivri zindanlarındayken de oradaydık, İztuzu Plajında da yer aldık, Yuvarlak Çay’da da mücadele ettik. Göreve geldikten sonrada bu mücadelemize devam ettik. Çünkü mevcut iktidar günü kurtarmak adına Türkiye’nin yer altı ve yer üstü kaynaklarını peşkeş çekiyor. Bu saldırı ülkemizde de bölgemizde de çok fazla. Bölgemizde de bu tahribata karşı devam eden eylemlilik var” dedi.

"GÖCEK TÜNELİ'NİN TÜRKİYE’DE ÖRNEĞİ YOK"
TBMM’ye Göcek Tüneli ve Seydikemer’de yapımı duran Karabel Tüneli ile ilgili de soru önergesi verdiğini dile getiren Erbay, “Göcek Tüneli'nin Türkiye’de örneği yok. Her şeye karşı çıkıyormuşuz gibi bir görüntü çiziyoruz ama mantık çerçevesinde baktığımızda bizler zaten vergilerini veren insanlarız. Çalışan herkes, asgari ücretlisi, esnaf vergisini veriyor. Niye veriyor? Yollar yapılsın, tüneller yapılsın diye. Muğla halkı bu vergilerini vermiyor mu? Ben bu vergiyi veriyorsam neden tekrardan devletin yapma yükümlülüğünde olan tünele bir daha para veriyorum. Bu konuyla ilgili Alim Başkanımız, CHP ilçe başkanlarımız ve bölge halkı ile Mart seçimleri öncesi bir eylem yapmıştık ve ben bir soru önergesi vermiştim. Verdiğimiz soru önergesine de cevap geldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına Şunu sorduk. Bunun başka bir örneği var mı dedik? Cevap olarak Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yap-işlet-devlet modeli yapılan ilk proje. Onun ötesinde 2’nci tünelimizi devlet yapıyor. Peki bu nasıl ücretli oluyor diye sorduğumuzda da cevap olarak şu gelmiş: 2‘nci tünelle ilgili 6 yıl 20 gün düşürülmüş sözleşmede yapılan süre. Daha erken ücretsiz gelmesi şartıyla şirkete verildiği söyleniyor. Ama bizim bunu da kabul etmemiz mümkün değil. Biz vergimizi vermişiz. Bu sözleşmenin karşılıklı olarak fesih edilmesi ve vatandaşlarımızın oradan ücretsiz geçmesinin sağlanması lazım. 

"CHP İL ÖRGÜTÜNÜN VE BÜYÜKŞEHİR YAPILANMASININ ÇOK DİNAMİK OLMASI LAZIM"
CHP Ortaca İlçe Kongresindeki sözleri hatırlatılan Erbay şunları söyledi; “Çok genç yaşta siyasetin içine girdim. Bölgemi, ilimi ve ülkemi çok seviyorum. Benim akranlarım gezerken ben hep siyasi mücadelenin içinde oldum. Siyaset kolay değil. Siyaset zor, çok ayaklı olan bir yapı. Muğla’yı iyi tanıyan bir vekilim. Ön seçimden çıktım. Defalarda köylerde gezdim. Biz hep ‘Büyükşehir Yasası doğru bir yasası mı?’ diye söyledik. Buna iyi bakmak lazım. Yasa gündeme geldiğinde il genel meclisi üyesiyken avukat olarak alıp incelediğimde sıkıntılı olduğunu gördüm. Mustafa Kemal Atatürk, köylü milletin  efendisidir derken biz bir gecede köyleri kapattık. Bu noktada biz CHP olarak Anayasa mahkemesine bu yasanın iptali için dava da açtık. Ancak yasa geçti. Anayasa Mahkemesi bizim talebimizi kabul etmedi. Bunun üzerine büyükşehir yasası uygulanmaya başladı. Yasa zaten tartışmalıyken Muğla’ya uyumuyla ilgili de apayrı zorlukların olacağını hep söyledik.  2019 yılına gelene kadar 5 yıl içerisinde büyükşehir başkanımız, yöneticiler, idareciler, büyük çaba harcadılar. Tabiki de zorlandılar. İlçe belediyelerin belli bir bütçesi vardı. Saha genişleyince bütçeler azaldı ama hizmet etmeleri gereken alanlar genişledi. Bundan dolayı sıkıntılar çekilmeye başlandı ve 31 Mart’ta da bu yasanın zorluklarından kaynaklana sıkıntılar toplum tarafından sandıkta bir uyarı olarak verildi. Benim kongrelerde anlatmaya çalıştığım buydu. Bu uyarının doğru anlaşılması gerektiğini hep söyledim. Bu CHP İl Başkanlığı tarafından da büyükşehir yapılanmamız tarafından da toplumun verdiği mesajın doğru algılanması gerektiğini söylemeye çalıştım. Tabiki herkesin emeğine teşekkür ederim. Hem CHP İl Örgütünün hem Büyükşehir yapılanmasının çok dinamik olması lazım. Çok etkin ve sahada olması lazım. CHP örgütleriyle, Sivil Toplum Örgütleriyle, tarım temsilcileriyle, minibüsçülerle, dolmuşçularla, turizmciyle, teknecilerle sık sık bir araya gelmesi lazım. Bir merkezde oturarak bütün kenti yönetmemiz mümkün değil. İstanbul’un 2 buçuk 3 katı bir yüzölçümüne sahibiz. Milyonlarca misafiri ağırlıyoruz. Tarım bölgelerimizin bambaşka, sahil bölgelerimizin bambaşka sorunları var. Bu bölgelerdeki sorunları tespit edip çözüme geçmek gerçekten zor. Bunun için birinci öncelikli madde sahada olmak” dedi. 

Son Güncelleme: 14 Ocak 2020 08:40

HABERİ PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

BUNLARA DA BAKIN