Ramazan ayı bitse de kulluk devam etmeli


Allah, en güzel kıvam ve şekilde yarattığı insana, görev ve sorumluluklarını yerine getirebileceği akıl ve yetenekleri de vermiştir. 
İnsanın bu dünyada yeryüzünün halifesi olmak gibi bir sorumluluğu vardır. Dünyaya gönderilişimizin temel gayesi; yaratana kulluk diye iade ettiğimiz, bizlere yüklenmiş olan görevi kendi şart ve imkânlarımız dâhilinde yerine getirmektir. 
Yüce yaratıcımız, ”Ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyat  51/56) buyurmaktadır. Hayata geliş gayemiz, bir imtihana tabi tutulmak ve bunun neticesinde bizim için hazırlanmış olan sonsuz nimetlere kavuşmaktır. Bu dünyada eğer Rabbimizin istediği gibi bir kul olabilmişsek, kazandığımız nimetlerin dereceleri de, gayret ve yaptıklarımızla doğru orantılı olacaktır. Hangimizin daha güzel ve iyi işler yapacağı denenen bu imtihan dünyasında, birkaç saat sonra unutulacak derecede önemsiz olan söz, davranış ve mimiklerimiz dahi kayda geçirilip hesap defterindeki yerini almaktadır. 
İnsanlara örnek, ümmeti eğitmek için gönderilen Hz. Muhammed (sav), İslam ve iman hakkında bilgi almak isteyenlere öncelikle iman esasları ve farz ibadetleri saymış, bunlarla yetinip daha fazlasını yapmayacağını söyleyenlerin de kurtuluşa ereceğini müjdelemiştir. 
Bir gün Bahreyn bölgesinde yaşayan Rabia kabilesinin Abdülkays koluna mensup on üç kişilik bir heyet uzun ve meşakkatli bir yolculuğun ardından Medine’ye gelir. Medine ile kendi aralarındaki bölgede yaşayanlarla haram aylar dışında savaş halinde olduklarını söylerler. Bu sebeple her zaman Allah Resulü’ne ulaşma imkânları yoktur. Hz. Peygambere, “Bize özlü bir şeyler tavsiye et de onları kavmimize anlatalım ve böylece cennete girelim“ derler. Bunun üzerine Allah Resulü onlara yalnızca bir olan Allah’a iman etmelerini emreder. Peşinden de “Yalnızca bir olan Allah’a iman etmek ne demektir bilir misiniz?“ diye sorar. Onların; “Allah ve Resulü daha iyi bilir” diye cevap vermeleri üzerine Hazreti peygamber “Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’(sav) in Allah’ın elçisi olduğuna iman etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekâtı vermek, ramazan orucunu tutmaktır” buyurur. (Buhari İlim 25)
Yine Allah Resulü kendisine, “Cehennemden kurtaracak ve cenneti kazandıracak bir şey öğrenmek istiyorum.“ diyen bir sahabeye: “Allah`a şirk koşmadan ibadet etmeye devam et, farz namazı kıl, farz olan zekâtı ver, Ramazan orucunu tut, insanların sana davranmasını istediğin şekilde onlara davran, insanların sana davranmasını istemediğin şekilde onlara davranmayı terk et” (İbn Hanbel VI, 384) diyerek öğüt vermiştir.  
Yüce kitabımızın pek çok ayetinde ibadetler üzerinde durulmuş, sabah akşam Rabbimizi tespih etmemiz istenmiştir. (İnsan Suresi 76/25) İbadetler içerisinde özellikle namaz konusundaki devamlılık ve titizlik cenneti kazanan kulların ilk vasfı olarak belirtilmiştir. Bunların yanında mü’min kullardan ihtiyaç sahiplerini gözetmek, iffetlerini korumak, doğru şahitlik yapmak, emanetlere riayet etmek gibi birçok erdem kulluğun vazgeçilmez unsurları olarak talep edilmiştir. 
Her gece saatlerce ibadet ederek kulluğun zirvesini yaşayan sevgili Peygamberimiz, şükreden bir kulun ibadetler konusunda daha fazlasını yapmanın peşinde olması gerektiğini bizzat göstermiştir. Fakat bunun dünyayı tamamen bırakma şeklinde anlaşılmaması gerektiği konusunda uyarılarda bulunmuştur. Nafile ibadetlerde zaman zaman takatinin üstünde bir çaba sarf edenlere, azda olsa devamlı yapılanın daha makbul olduğunu söylemiştir.
Özet olarak, kulluk sadece belli gün ve saatlere özel olmayıp hayatın tamamıyla alakalıdır. Arzumuz 
“Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk/ibadet et“ (Hicr Suresi 15/99) ayetini ömrünün kılavuzu yapmak ve en güzel örnek olan Hz Muhammed (sav)’i rehber kabul ederek yaşamaktır. 
Allah’a emanet olun. 
 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Haz

Hoşgörü, müsamaha, tolerans

11Haz
04Haz
28May
21May
saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Barbunn Popup