FRT TV İzle - Canlı
FRT FM Dinle - Canlı
Akın Tezel

Akın Tezel

Osmanlı Devleti Neden Çöktü

Tanzimat aydınları olsun, onların devamı sayılan Cumhuriyet aydınları olsun Osmanlı Devletinin çöküşünün temel nedeninin devletin İslam dinine olan bağlılığı olduğunu iddia ederler. Onlara göre dini otoriteler özgür düşüncenin, bilim ve sanayinin gelişmesini engellemiş, bu nedenle devlet Avrupa ile yarışında geri kalmıştır. Aynı düşünürler Batı’nın hızlı gelişmesinin temel nedeninin 15-17. Yüzyıllar arasındaki Rönesans ve reform hareketleri olduğunu söylerler. Anlatırlar ki dinde yapılan reformlar bilim ve sanatın önünü açmış, böylece teknolojik gelişme artarak sanayi güçlenmiş ve ülkeler zenginleşmiştir.

Gerçekte her iki düşünce de atı arabaya koşmak yerine arabayı ata koştukları için yanlıştır. Osmanlı Devleti orta çağlarda ticaretin temel ekseni olan ipek ve baharat yolu üzerinde kurulmuştu. Zenginliğini kontrol ettiği ticaretten ve Avrupa ülkelerinden aldığı vergilerden sağlıyordu. Böylelikle zaman içerisinde sermaye birikimi gelişmedi. Devlet paraya ihtiyacı olduğu zaman fetih yaparak bir Avrupa ülkesini haraca bağlıyor ve sistemin çarkları dönüp gidiyordu. Bu arada finans işleri bütünüyle Yahudi ve Genova’lı tacirlere bırakılmış, milletin esas unsuru askerlik ve tarımla uğraşıyordu.

Osmanlı’nın bu güçlü yanı aynı zamanda güçsüzlüğünün de nedeni olmuştu. Ticaret yollarının kapandığını gören Batı keşifler çağını açmış, bir yandan Hindistan ve Çin’e giden yollar bulunurken, öte yandan hiç hesapta olmadığı halde bakir Amerika kıtası Batı’nın sömürü alanına girmişti. İngilizler, Fransızlar, Portekizliler ve İspanyollar  bir taraftan ticarete egemen olurken öte yandan muazzam sömürgeler elde etmişlerdi.

İngilizler ve Fransızlar Kuzey Amerikayı ele geçirdiler. Buranın toprağını ve zenginliklerini ülkelerine taşıyıp işlediler. Kendi ülkelerindeki fazla nüfusu da bu yeni kıtaya göç ettirerek nüfus probleminin önüne geçtiler. Zamanla ellerinde büyük bir sermaye birikimi oldu. Güçlenen kapitalistler karşılarında rakip istemediklerinden kilisenin gücünü kırmak amacıyla dinde reform adı altında Protestanlığı icat ettiler. Güney Amerikayı ele geçiren İspanyol ve Portekizliler ise burada bol miktarda altın ve gümüş buldular. Ancak bu toprakları işleyip zenginliklerini değerlendirmek yerine buldukları altın ve gümüşü ülkelerine taşıyarak harcadılar. Bu da onların sermaye birikimi yarışında son sıralarda kalmasına neden oldu.

Günümüzde hazır para üzerinden ekonomiyi yürüttüğünü düşünen iki hareketin de sonu hüsranla bitmiştir. Bunlardan Venezuela’nın lideri Chavez ülkesinin petrol gelirine güvenerek bu geliri halka dağıtmış ve üretime boş vermiştir. Bu durumu iyi değerlendiren ABD ülkenin petrol ticaretine müdahale edince ekonomi durma noktansa gelmiştir. Şimdiki liderleri Maduro ise olayın farkına varmış ve Türkiye ile yakın ilişkiler kurarak yapısal değişikliği nasıl sağlayacağının planlarını konuşmaya başlamıştır.

İkinci örnek ise 1992’de işbaşına gelen Demirel’in koalisyon hükümetidir. Bu hükümet göreve başlar başlamaz çıkardığı yasayla emeklilikte yaş sınırını kaldırmış ve yeterli prim ödeyen herkesin emekli olup maaşa bağlanmasını sağlamıştır. Sonunda ekonomi iflas etmiş ve yabancı devletler ülkenin daha da batmasını önlemek için Kemal Derviş isimli bir memurlarını Türkiye’ye göndererek ekonomide tek yetkili yapmışlardır. Bu garip yasa 1999 ve 2002 de çıkarılan yasalarla değiştirilerek emeklilere kademeli olarak yaş sınırı getirilmiştir.

Son günlerde EYT isimli bir hareket ortaya çıktı. Ben işi bilmediğimden acaba yeni bir terör örgütü mü diye sorguladım. Hayır, emeklilikte yaşa takılanlar sözcüklerinin kısaltılmışıymış. Başta eski yasanın yürürlükte olduğu tarihte işe başlayanlar olmak üzere emekliliği hak etmiş ancak yaşları tutmadığı için emekli maaşı alamayan birçok vatandaş CHP tarafından parasal destek sağlanarak sokaklara dökülmek isteniyor. Amaç  hükümetin bir karar alıp yaş sınırı olmaksızın herkese emekli maaşı ödemesi olarak görülmekte. Belki sistemde bazı düzenlemeler yapılabilir. Emekliliği hak ettiği halde çalışmaya devam eden esnaf için bir kısım kolaylıklar getirilebilir, ama o kadar.

Unutulan bir şey var, Demirel’in yaptığı sorumsuzluk ülkeyi iflasın eşiğine getirdi. Bir sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için dört çalışana karşı bir emekli olması gerekiyor. Halbuki şimdiden  ancak iki çalışanımız var bir emekliye karşı. Yani sistemde tehlike çanları çalıyor. Zaten zar zor ayakta duran bir sistemi de hiç kimsenin çökertmeye hakkı yok. Bu sefer de ekonomimiz çökerse Batılılar memurlarını göndermez, gelip kendileri Ankara’ya otururlar. Bizden söylemesi.

 

Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

Namaz Vakitleri

Hava Durumu

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom