FRT TV İzle - Canlı
FRT FM Dinle - Canlı
Akın Tezel

Akın Tezel

Eleman Aranıyor

Çoğu zaman medyada görürüz “Falan niteliklere sahip, filan yaşta, deneyimli, ya da yetiştirilmek üzere eleman aranıyor”.  Şirketler çalıştıracakları adam ihtiyaçlarını bu biçim duyurularla karşılamaya çalışırlar. Amaç şirketlerinde yaptırmak istedikleri iş için en uygun elemanı bulmaktır.

Gelen başvurular çoktur. Bunların çoğu ilk sorgulamada elenir.  Eleğin üstünde kalanlara ise bir çağrı daha yapılır ve derin bir soruşturmadan geçirilir. Sonunda şirkette boş bulunan kadro için en uygun eleman bulunmuş olur ve işe başlatılır.

Konuşma dilinde biz bu yönteme “işe göre adam” ismi veriyoruz. Yani önce yapılacak işin özellikleri belirlenir, sonra bu işi en iyi yapacak adam seçilerek onu yapmakla görevlendirilir. Ülkemiz tarihinde  ise insanları işe almak için bunun tam tersi bir yöntem icat edilerek siyasilerin kurtarıcısı olarak kullanılmıştır. Buna da “adama göre iş” demekteyiz.

Siyasiler seçim öncesi herkese iş bulacakları vaadiyle oy toplarlar. Bunu yapmanın en sağlıklı yolu yatırımları hızlandırmak böylece yeni iş sahaları açarak insanların iş bulmasını sağlamaktır. Ancak bu zor ve meşakkatli bir yoldur. Oldu olacak şu dört yıllık iktidar süresince uğraşmaya ne gerek var diyen bazı iktidarlar devlet işletmelerinde bir kısım kadrolar oluşturarak söz verdikleri insanları oraya yerleştirirler. Amaç o insanlara belli bir gelir sağlayıp onların iktidarlarını desteklemesini sağlamaktır. Ortada yapılacak bir iş olmadığından biz bu tür işe almalara adama göre iş demekteyiz. Burada kişinin mesleki niteliği, becerisi, tecrübesi gibi özellikler söz konusu olmaz, yeter ki iş olsun.

Eleman aranıyor sözcüğü siyasette aday olmak sürecinde de geçerlidir. Özellikle ön seçimlerin artık mevcut olmadığı günümüz siyasi hareketinde aday gösterilecek kişiler aday olacakları makama göre değerlendirilerek bu makama en uygun olduğu düşünülenler üst yönetimce aday olarak belirlenir. Üst  yönetim şöyle düşünür “Ahmet Ağa iyi, hoş, dürüst adamdır ama işten anlamaz, bu görev ona ağır gelir”, “Mehmet Ağa tam bu işe uygun adamdır, anında iş çıkarır, ancak bir kusuru vardır, cebini çok sever. Maazallah onu seçersek partimize leke sürer.  Olmaz”, “ En iyisi Hüseyin Ağadır. İşinin ehlidir. Seçmenin nabzını tutmasını bilir. Ara sıra ufak kaçamakları olmakla beraber malın tamamını götürmez, Allahtan korkar. Hem bizimle de arası iyidir, gül gibi geçinip gideriz”.  

Doğal aday belirleme yöntemi son yerel seçim öncesi Türkiye’nin çoğu yerinde bu şekilde gerçekleşti. Seçilenler aday oldu, seçilemeyenler bir dahaki seçimlere kadar kenara çekildiler. Özellikle Ak Parti ve MHP’de aday gösterilmeyen partililerin bir kısmı bir dahaki seçimlere diyerek partisi için çalışmaya devam etti,  bir başka bölük ise bizim bir eksiğimiz varmış, onu tamamlayalım, bir dahaki seçimlere daha hazırlıklı gireriz dediler, ufak bir bölümü ise kader böyleymiş, ne söylesem boş türküsünü çağırarak köşelerine çekildiler. Sonunda işe göre adam yöntemi büyük ölçüde başarılı oldu.

Ancak muhalefet partilerinde, özellikle de CHP ve İYİ Parti Muğla örgütlerinde işler karıştı. Bu örgütlerde bir kısım isimler vardı ki partilerinden bağımsız birer güç odağı idiler. Örneğin Fethiye’de Behçet  Saatcı, Mamaris’te CHP’li mevcut başkan Ali Acar, Bodrum’da CHP’li mevcut başkan Mehmet Kocadon, ve İyi Partili Mehmet Tosun, Muğla Büyükşehir’de Kılıçdaroğlu’nun vazgeçilmezi Osman Gürün. Bu isimlerin bir tanesini bile silip kenara atmak mümkün değildi.  Ancak CHP-İYİ Parti ittifakı içinde bunların hepsini aynı anda görevlendirmek mümkün değildi. Adama göre iş prensibini uygulayabilmek için yeni belediyeler açma şansınız yoktu. İşte kavga da buradan koptu.                        Bodrum’da İyi Parti mutlaka Mehmet Tosun’u istiyor, öte yandan Mehmet Kocadon CHP’ye dönerek beni aday göstermezseniz gider bağımsız aday olurum diyor. Fethiye’de Saatcı, ben yıllarımı verdim, beni çizip de yerime bir CHP’liyi aday gösteremezsiniz, yoksa gider Osman Gürün’ün karşısına çıkarım diyor. CHP-İP ittifakı da böylece kopuyor. Öte yandan Osman Gürün ile Ali Acar arasındaki kapışma Gürün’ün Ali Acar aday olursa ben yokum demesiyle daha da alevleniyor .Ali Acar ise aday gösterilmeyeceğini öğrenince CHP’den istifa ediyor.

Bütün bu kapışmalar Muğla’ya yarar mı? Biz yarar diyoruz. En azından MHP’yi yıkmak ve ülkücü hareketi yolundan saptırmak için kurulmuş bulunan İYİ Parti’nin CHP çizgisine girdiğini ve onun tabanıyla ortak oyları paylaştığını görüyoruz. Yine bu şekilde MHP’nin bütünlüğünün de sağlamlaştığını anlıyoruz. Muğla’da bir kısım partiler üstü güç odakları bulunduğunu da anlamış oluyoruz. Ve bu arada Cumhur İttifakının bu tartışmaların dışında kalarak hedefe daha da yaklaşmış olduğunu hissediyoruz.

             

Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

Namaz Vakitleri

Hava Durumu

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom